Satış ve Pazarlamanın Buluşması: Dijital Pazarlama Dönüşümünde Sınırların Erimesi

S

Uzun yıllardır iş dünyasının en köklü ayrımlarından birini gözlemliyorum: satış ve pazarlama arasındaki o görünmez ama kalın duvar. İş hayatımın da uzunca bir dönemini pazarlama tarafından geçirmiş biri olarak, bir şirketin kapısından girdiğinizde pazarlama departmanı genellikle bir katta, satış ekibi başka bir katta oturur. Hatta kimi organizasyonlarda aynı katta bile olsalar aralarında geçilmez bir sınır vardır. Görünmez duvarlar örülmüştür. Pazarlama “marka inşa eder, müşteriyi çeker, para harcar“; satış ise “eve parayı getirir, sözleşmeyi imzalatır.” Bu tanımlar onlarca yıldır iş dünyasının temel kabulleri arasında yer almıştır. Ama dijital pazarlama dönüşümü (digital marketing transformation – DMT) bu kabullerin altını sessizce oydu ve ezberler pek çok alanda olduğu gibi burada da bozuldu.

Eski Düzende Satış ve Pazarlama: İki Ayrı Dünya

Daha önce pek çok farklı sektörde hem çalışan hem danışman olarak bulundum. Kariyerimin başından itibaren dikkatimi çeken ilk şeylerden biri şuydu: pazarlama ekipleri stratejik düşünür, planlar yapar, kampanyalar kurgular; satış ekipleri ise sahada koşturur, kapı kapı dolaşır, telefon açar, müşteriyi ikna etmeye çalışır. İkisi arasında bir iletişim var mıdır? Çoğunlukla yoktur. Daha doğrusu vardır ama bu iletişim genellikle suçlama üzerine kuruludur. Satışlar düştüğünde pazarlama “biz müşteriyi getirdik, satış kapamadı” der. Satış ise “siz yanlış kitleye reklam yapıyorsunuz, bize gelen müşteri zaten almaya niyetli değil” diye karşılık verir. Bu çekişme yıllarca devam etmiştir ve pek çok şirkette hâlâ devam etmektedir.

Bu ayrımın bir sebebi de şirketlerin organizasyon yapılarının Sanayi Devrimi’nden miras kalan dikey şemalar üzerine kurulu olmasıdır. Her departman kendi kutusu içinde çalışır, kendi KPI’larını takip eder, kendi başarısını ölçer. Pazarlamanın başarı kriteri marka bilinirliği, reklam etkileşimi, web sitesi trafiği gibi metriklerdir. Satışın başarı kriteri ise ciro, kapatılan anlaşma sayısı, tahsilat oranıdır. İkisi farklı dilleri konuşur, farklı hedeflere koşar. Aynı şirketin çatısı altında ama sanki farklı firmalarda çalışır gibi.

Dijital Dönüşüm Ne Değiştirdi?

Sosyal medya iletişimi, bloglar ve arama motoru reklamcılığı gibi masum araçlarla başlayan, satış hunisi kurma ve pazarlama otomasyonunun her bacağına yetenkili ajan ve yapay zeka modellerinin geçmesi ile devam eden dijital pazarlama dönüşümü tam da bu noktada devreye girdi ve sessiz bir devrim gerçekleştirerek şirketlerdeki satış ve pazarlama fonksiyonlarını önce birbirine yaklaştırdı, sonra onları bir potada eritti. Nasıl mı? Çünkü dijital ortam her şeyi görünür kılıyor. Bir müşterinin markayla ilk temas ettiği andan satın alma kararı verdiği ana, hatta satın alma sonrası davranışlarına kadar her adım izlenebilir, ölçülebilir, analiz edilebilir hale geliyor. Pazarlama ile satış eşzamanlı gerçekleşiyor. Kimi zaman önce satış sonra pazarlama başlıyor ezberin tam tersine.

Peki firmalar, organizasyonlar, sektördeki masanın her koltuğunu temsil eden oyuncuların ne kadarı bu dönüşümün farkında. Durum kurumsal ve çevik şirketler için o kadar da vahim değil, ancak manevra kabiliyetini kaybetmiş geniş silo şirketler için aynısını söyleyemeyeceğim.

Geçtiğimiz yıl katıldığım bir e-ticaret zirvesinde konuşmacılardan biri şunu söyledi ve çok doğru buldum: “Artık müşteri yolculuğunda pazarlamanın nerede bitip satışın nerede başladığını kestiremiyoruz. Müşteri bir Instagram reklamına tıklayarak ürün sayfasına geliyor. Orada içerik pazarlamasının ürettiği bir blog yazısını okuyor. Sonra ürünü sepete ekliyor ama almıyor. Ertesi gün retargeting reklamıyla tekrar karşılaşıyor. Bu sefer canlı destek hattından bir soru soruyor. Satış temsilcisi cevap veriyor. Müşteri iki gün sonra mobil uygulamadan satın alıyor. Peki bu satışı kim yaptı? Pazarlama mı? Satış mı? İçerik ekibi mi? Dijital reklam uzmanı mı? Müşteri destek birimi mi?”

Cevap: hepsi birlikte yaptı. Ve işte dijital pazarlama dönüşümünün asıl getirdiği paradigma değişikliği burada yatıyor. Artık tek başına bir departmanın sahiplenebileceği bir müşteri kazanım süreci yok. Tüm temas noktaları iç içe geçmiş, birbirini besleyen ve birbirine bağımlı bir ekosistem oluşturmuş durumda. Buna herkes yaklaştığı yönden farklı isim versede temelde aynı ana duraklardan geçen bir süreç var ve bu sürecin her noktasındaki dönüşüm devam ediyor.

Birbirini Besleyen Döngü

Satış ve pazarlamanın bu iç içe geçmişliği günümüzde aslında sadece operasyonel bir zorunluluk değil, aynı zamanda büyük bir fırsat barındırıyor. Pazarlama ekibi artık sadece “müşteriyi kapıya getiren” birim değil; aynı zamanda satış ekibinin hangi müşteriye, hangi mesajla, hangi kanaldan ulaşması gerektiğini veriyle söyleyen stratejik bir ortak haline geliyor. Satış ekibi ise sahadan topladığı geri bildirimleri, müşterinin gerçek itirazlarını, satın alma engellerini pazarlamaya taşıyarak içerik stratejisinin, reklam mesajlarının, hatta ürün geliştirme süreçlerinin şekillenmesine katkı sağlıyor. Bu ekipleri aynı değer ve amaç potasında eritilebilen ve yönlendirebilen organizasyonlar hızla ilerliyor.

B2B pazarlama alanında bu birleşme çok daha belirgin görülebiliyor bugünlerde. Yapay zeka yardımıyla müşterinin satın alma eğilimi ve ödeme kapasitesi tahmin ediliyor. Bu tahminler satış ekibinin teklif stratejisini doğrudan belirliyor. Pazarlama ekibinin ürettiği lead scoring modeli, satış ekibinin hangi müşteriye öncelik vereceğini söylüyor. Satış ekibinin kaybettiği anlaşma verisi, pazarlama ekibinin hedef kitle tanımını revize etmesine yol açıyor. Bu artık doğrusal bir süreç değil; birbirini besleyen, döngüsel, sürekli öğrenen bir yapı.

musteri deneyim yolculugu ve dijital pazarlama donusumu

Kapalı çarşıdaki iyi bir esnafı düşünün. O esnaf hem pazarlamacıdır hem satışçıdır. Müşterisini tanır, neye ihtiyacı olduğunu bilir, ona göre ürününü sergiler, fiyatını belirler, ikna eder, satar, satış sonrası memnuniyetini takip eder. Dijital pazarlama dönüşümünün yaptığı şey aslında bu kadim esnaf bilgeliğini teknoloji ve veri aracılığıyla ölçeklenebilir hale getirmektir. Ama bunu yaparken satış ve pazarlamayı ayrı kutularda tutarak başaramazsınız. O esnafın beyninde bu iki kavram zaten bir bütündür.

Dönüşümü Tamamlayanlar ve Geride Kalanlar

Sahada gördüğüm manzara şudur: dijital pazarlama dönüşümünü tamamlamış, satış ve pazarlama ekiplerini ortak hedefler etrafında buluşturmuş şirketler müşteri edinme maliyetlerini düşürüyor, müşteri yaşam boyu değerini artırıyor, satış döngülerini kısaltıyor. Henüz bu dönüşümü gerçekleştirmemiş, iki departman arasındaki duvarları yıkamamış şirketler ise aynı bütçeyle çok daha az sonuç alıyor. Dijital reklam mecralarında fütursuzca harcıyor, satış ekibi ise hâlâ eski usul soğuk arama yapıyor. İkisi arasında veri akışı yok, ortak bir müşteri görünümü yok, koordinasyon yok.

Bu konu sadece teknolojik yatırım veya dijital pazarlama araçlarını etkin kullanacak ekipler kiralamakla değil, şirketin en üst yönetiminden başlayarak tüm paydaşların kültürel dönüşüm olmadan dijital pazarlama dönüşümünün başarıya ulaşması mümkün değil. Satış ve pazarlamanın birleşmesi de önce zihinlerde başlamalı. Satış müdürünün “pazarlama benim işime karışmasın” tavrını bırakması, pazarlama direktörünün satış verilerini kendi stratejisinin ayrılmaz parçası olarak görmesi gerekiyor. Bu zihniyet değişimi olmadan hangi CRM’i satın alırsanız alın, hangi otomasyon aracını kurarsanız kurun, gerçek anlamda bir dönüşüm yaşanmıyor.

Peki Bundan Sonra Ne Olacak?

Önümüzdeki dönemde satış ve pazarlama arasındaki sınırların daha da bulanıklaşacağını, hatta tamamen ortadan kalkacağını öngörüyorum. Zaten şimdiden pek çok şirkette “Revenue Team” ya da “Growth Team” gibi birleşik yapılar oluşturuluyor. Satış ve pazarlamanın yanı sıra müşteri başarısı, ürün geliştirme ve veri analizi ekiplerinin de bu yapıya dahil olduğunu görüyoruz.

Yapay zeka algoritmalarının gelişmesiyle birlikte kişiye özel teklif, fiyat ve kampanya üretimi yaygınlaşıyor. Bu noktada satış temsilcisinin rolü de değişiyor. Artık o sadece “ikna eden” kişi değil; müşterinin dijital yolculuğundaki verilerle donanmış, ona en doğru çözümü sunabilen bir danışman konumuna geçiyor. Pazarlamacı ise artık sadece “reklam yapan” kişi değil; satış hunisinin her aşamasında içerik, veri ve strateji üreten, satışla omuz omuza çalışan bir mimar.

Sonuç olarak dijital pazarlama dönüşümü sadece araçların dijitalleşmesi değil, iş yapış biçimlerinin kökten yeniden tasarlanmasıdır. Ve bu tasarımın en kritik parçalarından biri, onlarca yıldır ayrı tutulan satış ve pazarlama fonksiyonlarının artık tek bir hedefe, tek bir müşteri görünümüne, tek bir stratejiye hizmet eden bütüncül bir yapıya dönüşmesidir. Bunu başaran şirketler kazanacak, başaramayanlar ise maalesef kadim ticaret kuralının gereği olarak sahadan çekilecek.

Çözüm mü? Her zamanki gibi… İçinizde… Sizin ve ekiplerinizin içinde…

Yazar Hakkında

Kamil Mehmet Özkan

Digital Marketing Transformation (DMT) Consultant, Technology Human and Society, Speaker, Learner, Reader, Writer, Traveller

Yorum ekle

Kamil Mehmet Özkan

Digital Marketing Transformation (DMT) Consultant, Technology Human and Society, Speaker, Learner, Reader, Writer, Traveller

İletişimde Kalalım

Yazılarım ile ilgili yorumlarınız, etkinlik, program ve konuşma davetleriniz için iletişimde kalalım.