Yönetim


24 Adımda Başarılı Startup [Kitap] kitap / Yönetim

Girişimcilik son 10 yılın en çok kullanılan terimlerinden biri. Özellikle bollaşan kaynaklar ve artan talep ile birlikte iş dünyasında pek çok sektörde dijital yıkım yaşanıyor olması, girişimciliği popüler mesleklerden biri haline getirdi. Bu konu üzerine çok yazılıp çizildi. Peki nasıl başarılı startup kurulur ve yönetilir. Ancak çok azı yılladır MIT’de öğrencilerine başarılı girişim için atılması gereken adımları öğreten Bill Aulet’in son kitabı Disciplined Entrepreneurship kadar faydalı bilgiler içeriyordur.

MIT mezunlarının girişimlerinin değeri trilyonlarca doları bulurken Stanford’dan sonra bu alanda ikinciliği göğüslüyor. Bu ekosistemi başarılı kılan 24 adım Türk Hava Yolları Yayınları olarak Türkçe’ye kazandırdığımız “Başarılı Startup için 24 Adım, Disciplined Entrepreneurship” kitabında yer alıyor. Kitabı okuduğumda ilk düşüncem keşke yıllar önce böyle bir kaynağım ve yol haritam olsaydı oldu. Hayatının bir döneminde bir girişimde bulunmuş ve başarısız olmuş veya istediği noktaya ulaşamamış herkes eminim bu tepkiyi verecektir. Kitabı tüm seçkin kitapçılardan alabileceğiniz gibi Sky Library uygulamasından ve web sitesinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kitapta genel olarak 6 başlıkta 24 adımda başarılı bir girişim için atılması gereken adımlar bir yol haritası olarak sunuluyor. Gerçek hayattan örnekler ile daha keyifli hale gelen bu check list ile başarılı olmamanız için neredeyse bütün sebepleri ortadan kaldıracaksınız.

Genelde girişimlerde en son düşünülen sorular ilk başta sorarak asıl amaç ve hedefinize ulaşmanız kolaylaşacak. Başarılı startup için “Müşterimiz kim?”, “Müşterimiz için ne yapabilirsiniz?”, “Müşterimiz ürünümüzü nasıl alır?”, “Ürününüz ile nasıl para kazanabilirsiniz?”, “Ürününüzü nasıl tasarlayacak ve üreteceksiniz?”, “İşinizi nasıl ölçeklendireceksiniz?” ana başlıkları ile bol sorgulamalı ve asıl yapılması gereken olduğu gibi ürün ve müşteri üzerine çok düşünmeli bir yolculuk sizi bekliyor. Pek çoğumuzun tecrübe ettiği gibi arkadaşlarımızın talep ettiği veya hayalimizdeki ideal müşterilerin satın alacağı bir hizmeti altyapısız kurgulamak ile başarılı bir girişim maalesef mümkün değil. Ürün ne? Müşteri Kim? Neden bizden alsın? Biz ne yapabiliriz? Gibi basit ama genelde atlanılan sorulara cevap ararken aslında kendinizi ve ürününüzü de yakından tanıyacaksınız.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? – [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Genel / Yönetim

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] - hayat hikayesi

Hepimizin ortak şikayeti olan ve modern şehirli insanın en büyük alametifarikalarından olan, zamanın, yapılacak işlerimize, ulaşmamız gereken hedeflere, almamız gereken yeni teknoloji cihazlara veya tatile çıkmaya yetmemesi.

En kötüsü de yine hayattaki sevdiklerimize ve çoğu zamanda sadece cümle içinde sıfat olarak kalacak olan hayatın anlamı çocuklarımıza yetmeyecek kadar olması.

Daha önce çok kereler farklı kişilerden dinlediğim bir anektodu, Fahri Tugay’ın deneyimlerini paylaştığı “Her Zaman Bir Yol Vardır” kitabında ilk kez orjinal hali ile okuyunca 3 gündür beni bir düşünce sardı. “Hayattaki büyük taşlarım neler?” Sizlerle de paylaşmak isterim.

Bir gün Northwestern Üniversitesi, Kellog Business Scholl’da İş İdaresi Master dersinde profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa süre baktıktan sonra, “Bugün zamanı verimli kullanmak konusunda birlikte bir çalışma yapacağız.” der.

Kürsüye yürüyüp, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarır. Sonrasında kürsünün altından yumruk büyüklüğünde taşları çıkarıp büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başlar. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Öğrenciler kavanozun başkaca taş almayacağından emin oldukları için hep bir ağızdan “Doldu” diye cevaplarlar.

Profesör, “Öyle mi?” cevabının ardından kürsünün altına eğilerek bir kova kırılmış küçük taş çıkartır. Bunları kavanozun içine yavaş yavaş döker. Sonra dikkatli şekilde sallayarak taşların yerleşmesini sağlar. Öğrencilerine döner ve bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Bir öğrenci kısık sesle “Dolmadı herhalde” diye cevaplar.

“Doğru” der profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum alır ve tüm kum taneleri taşların arasına doluncaya kadar yavaş yavaş döker. Gene öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Tüm öğrenciler hep bir ağızdan “Hayır” diye bağırırlar.

“Güzel” der profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su alır ve içi taşlarla dolu olan kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşaltır.

Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sorar.

Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu olursa olsun, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır.” diye atlar ve soruyu cevaplar.

“Hayır!” der profesör. “Bu deneyin asıl anlatmak istediği eğer büyük taşları baştan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri kavanoza hiç bir zaman koyamayacağınız gerçeğidir.”

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam eder;

“Nedir hayatımızdaki büyük taşlar? Çocuklarımız, eşlerimiz, ailemiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, işimiz, eğitimimiz, hayallerimiz, sağlığımız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız bunlardan birisi, belki birkaçı, belki hepsi. Bu akşam uyumadan önce iyice düşünün ve hayatınızdaki sizin büyük taşlarınız hangileridir. Karar verin.

Bilin ki, büyük taşlarınızı kavanoza yerleştirmezseniz hiçbir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olurusunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir.” der ve kendisini şaşkınlıkla izleyen öğrencileri sınıfta bırakarak çıkar gider.

Geçtiğimiz günlerde sevgili Selim Çavuş “Bir kitap, altını çizdiğimiz sadece 3 cümlenin hayatımıza adapte edilebilmesi için okunur bazen.” şeklinde bir tweet atmıştı. Gönülden katılmakla birlikte beni de 3 gündür yukarıda okuduğum hikaye, düşüncelerin içine dalmama sebep oldu. Şuan hayatımdaki büyük taşlar neler ve ben bunların hepsini kavanozun içine sığdırabiliyor muyum?

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Hayatımızdaki öncelikler neler

Öyle ya da böyle bir hayat yaşadıktan sonra öleceğiz ve öncesinde sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Bizi sevenleri arkada bırakacağız. Ve inanın bu dünyadan çekip gittiğinizde ne bitmeyen yapılacaklar listesinin, ne bitiremediğiniz alınacaklar listesinin ne de birgün gerçekleştirmeyi hayal ettiğini ama hep daha iyi bir gelecek hazırlamak bahanesi ile hep terk ettiğiniz sevdikleriniz bir anlam ifade edecek.

Peki ya sizin hayatınızdaki en büyük taşlar neler?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Medya Çağında Kızgın Müşterinin Gazabı Pazarlama / Yeni Medya / Yönetim

Konu yeni medya araçları ile pazarlama olduğunda genelde ilk akla gelen kesim markalar ve platformlar oluyor. Hangi platformda ne kadar kullanıcı var, kampanyalar en uygun maliyetle ne kadar fazla kişiye ulaşır, viral video mu çeksek trending topic olacak bir hashtag mi bulsak diye liste uzar gider. Sosyal medya uzmanları hemen sazı eline alıp döktürmeye başlar. Her çeyrekte Facebook, Google ve Twitter’ın reklam kazançları, dijital reklamcılar birlikleri tarafından pazarın ne kadar büyüdüğü büyüyeceği vs. konular açıklanır. Hemen her popüler blogda haber olarak yer alır. Kullanıcılardan bahsedilirken ise devamlı olarak reklam gösterilmesi gereken bir meta gibi bahsedilir. Onlar sadece milyar adedin içinde bir’dir. Ancak çok az marka/platform kullanıcılara yeteri kadar değer vermektedir. Her şeyin dijitalleştiği ve yeni ismini aldığı bir çağda “Yeni Müşteri” diye de bir kavram olduğu çok az kesim tarafından ciddiye alınır.

Dijital dönüşüm çağında yeni medya araçları ile markalar, ürünlerini tanıtmada ve müşterilere mesajlarını ulaştırmada ne kadar avantaj elde ediyorsa, internetin adil ve tarafsız yapısı gereği kullanıcılar da aynı iletişim imkanlarına sahip oluyor. Yeni müşteri dediğimiz dijital çağın bilinçli tüketicileri, memnun oldukları durumlar kadar memnun olmadıkları durumları da tüm etki ve erişim alanlarına haber veriyorlar. Aslında onların verdiği haber mesajı alan kesimde tavsiye olarak algılanıyor. Global güven endeksinde arkadaş tavsiyelerine olan güven hala reklamların verdiği mesaja olan güvenin çok üstünde bir değere sahip. Bu durumda arkadaş tavsiyeleri, markalardan daha avantajlı konumda, bunun farkında olan marka sayısı ise çok çok az. Her ne kadar “tık” ve “layk” endeksli pazarlama stratejileri (tavsiye ekonomisi ) yavaş yavaş yerini daha anlamlı performansa dayalı modellere bıraksa da marka ve iletişim bölümlerinin, elinde sonsuz güç olan müşteriler ve olası kriz senaryoları için, devamlı tetikte olması gerekiyor.

Havacılık sektörünün yeni kurbanlarından biri British Airways oldu. Hasan Syed isimli bir yolcu yakını babasının valizini kaybettiği ve bir çözüm sunmadığı için Twitter’dan kişisel hesabı ile reklam planı yaptı ve “Don’t Fly @BritishAirways . Their customer service is horrendus.” metnini sponsorlu tweet olarak yayınladı. Hergün onbinlerce yolcuya hizmet veren bir şirket olan British Airways henüz bu tweete cevap vermedi. Muhtemelen ilk etapta bir müşterilerinin kendileri hakkında düzenlediği olumsuz kampayadan haberdar bile değildiler. JetBlue’nun başkan yardımcısı bu durumu tüketicilerde ilginç bir yeni trend olarak yorumladı. Twitter’ın firmalar mesajlarını tüketicilere daha kolay iletsin diye geliştirdiği sistemde tüketici firmayı diğer kullanıcılara şikayet etti. Yeni düzenin yeni müşterileri için memnuniyetsizlik sadece içerinde yaşadıkları veya kontuarda buldukları bir görevliye bağırmaktan ibaret değil. Yeni müşteri alışkanlıkları çok daha fazla okuyan, dünyayı daha iyi takip eden, uğradığı haksızlıklara veya memnuniyetsizliklere elindeki sonsuz seçenek ve silah ile geri saldıran bir yöne doğru kayıyor. Bu senaryo bugün popüler olan pek çok platformda gerçekleşebilmektedir.

Markaların en büyük dikkat etmesi gereken konu ise devamlı olarak dinlemede kalmak. Sahadan gelen bilgilerle memnuniyetsizlik noktalarına anında müdahalede bulunup olumsuz algıyı tam tersine çevirmek olmalı. Aksi takdirde ürününüzden şikayetçi olan bir müşteri Change.org’da hakkınızda bir imza kampanyası başlatabilir, Twitter ve Facebook’ta sponsorlu içerik ile geniş kitlelere ulaşabilir, marka ve ürünlerinizi kötüleyen mikro siteler kurabilir, Kickstarter’da size karşı yürüttüğü kampanyayı daha fazla geniş kitleye ulaştırmak için fon toplayabilir.

Ve bunu yaptığında sizin marka olarak yaptığınız “Lütfen bizi kullanın” kampanyası maalesef kızgın müşterinin yaptığı “Lütfen x markasını kullanmayın.” kampanyasından daha az etkili olacaktır. Yeni müşteri, yeni medya çağında artık daha güçlü. En az markalar kadar sınırsız kaynağa ve kanala sahip.
Yıllar önce yine başka bir havayolu şirketi United Airlines’ın kızgın bir sanatçı müşterisini yeterince ciddiye almadıktan sonra başına gelenleri anlatan video ile bitirelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Modern Home Library Design Çerçeve / Dijital Ekonomi / Girişimcilik / Yaşam / Yönetim

Girişimci’nin yapması gereken nedir sorusuna verilecek tek cevap; devamlı, durmadan, yılmadan kendini her açıdan beslemek, geliştirmek denilebilir. Bu yüzden tecrübe sahibi girişimciler ile konuşmalı, dünya üzerindeki gelişmeleri takip etmeli, konferanslara katılmalı ve boş kaldığı her saniye bir şeyler okumalıdır. Dijital Çağ’da girişimcilik kendini geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Bununla birlikte girişimcilik her açıdan daha fazla çalışmayı gerektirir. Bunu da özellikle yeni mezun olup girişimciliğin profesyonel hayattan daha rahat bir iş (!) olacağını hayal eden arkadaşlara not olarak düşmüş olalım.

(daha&helliip;)


Dijital Çağ’da Girişimcilik 2 – Silikon Vadisi ve Ekosistem Çerçeve / Dijital Ekonomi / Girişimcilik / Pazarlama / Yönetim

Bir önceki yazıda Dijital Girişimcilik kavramına bakmıştık. Konu ile ilgili kavramları incelemeye devam ediyoruz.
Peki bu çağda girişimciliği bu kadar kolay ve herkesin yapabileceği bir konuma getiren nedir? Öncelikle bu sorunun yanıtı iletişim ve lojistik alanındaki gelişmeler ve maliyetlerdeki düşüşlerdir. Sanayi çağında bir girişimci fikrini hayata geçirmek için ulaşılabilir çevresindeki en büyük yöneticiden ve sermaye sahibinden yatırım alıp, ulaşılabilir çevresindeki üretim yöntemleri ile fikrini hayata geçirebilirken günümüzde artık sınırların olmadığı küçük bir köy olan dünyamızda fikrinizi, amazon ormanlarında yeni yeni internet kullanmaya başlayan yerliler dahil herkese anlatabilir, hayata geçirmek için 48 saat içinde Uzakdoğu’dan istediğiniz elektronik parçaları getirebilir, çok daha ötesi aldığınız bir 3d yazıcı ile önce tasarlayıp sonra evde veya ofiste üretebilirsiniz. Eğer girişiminiz fiziksel bir ürün değil de bir yazılım servisi ise üzülmeyin. Takıldığınız bir modülü, Hindistan’da veya Arjantin’de liseye giden yetenekli bir yazılım meraklısının siz gece uyurken tamamlayıp sabah kaldığınız yerden çalışmaya devam edebileceği ekosistemler emrinizde olacaktır.

(daha&helliip;)


Dijital Çağ’da Girişimcilik 1 – Giriş Çerçeve / Dijital Ekonomi / Girişimcilik / Yönetim

Dijital Çağ’da girişimcilik ekosistemlerinden önde gelen Kickstarter’da bugüne kadar 75.613 girişim başarılı olarak istedikleri sermayeye ulaştılar ve milyonlarca bağışçı ve yatırımcıdan toplamda 1,44 Milyar $ sermaye topladılar. Kickstarter sadece bir örnek. Indiegogo, Quirky, Tilt, Appbackr, Crowdfunder gibi platformlar bazıları. Yeni çağda girişim fikrinize fon bulmak için onlarca seçeneğiniz, var. Sadece yakın çevrenizden değil binlerce km öteden hiç tanımadığınız yatırımcılardan aldığınız bağış ile fikrinizi hayata geçirmek artık çok kolay. Ama bu durum hep böyle değildi.

(daha&helliip;)


Kurum Kültürü – 5 Maymun Deneyi – Öğrenilmiş Çaresizlik Pazarlama / Yaşam / Yönetim

Başarılı projelerin arkasında hep başarılı ekipler gelir. Çok nadir örneklerin dışında bu durum hep böyledir. En küçük girişimden, onbinlerin çalıştığı büyük kurumlara kadar hep büyük küçük ekiplerin birlikte iş yapma becerisine göre başarılı işler ortaya çıkar veya çıkmaz. İşte bu ekiplerin arasında iş yapma ve iletişim kurma becerilerine kurum kültürü diyebiliriz.

Kurum kültürü, tüm kademedeki çalışanların birbirleri ile iletişimi, kurumdaki bilgi akışını, güç denge ve dağılımını kapsar. İyi ya da kötü her kurumda bulunan kültür, üst yönetimden en alt kademedeki iş görene kadar süreçlerin nasıl ilerlediği, aradaki iletişimin nasıl gerçekleştiği ve her kademedeki çalışanın kuruma bağlılığı ve ortak hedefler doğrultusunda hareket etme eğilimlerini kapsar. Ülkemizde çok örnekleri görülmese de özellikle Avrupa ve Amerikalı 100 yaşını aşmış kurumların hem onları besleyen, ortak hedef ve ideallere ulaşmaya sağlayan oturmuş kurum kültürleri vardır. Bu kültür zaman geçtikçe ve toplumların davranışlarının değişmesi ile evrilir. Bunu başaramayanlar ise maratonu yarıda bırakmış şirketler mezarlığına çoktan gömülmüşlerdir.

(daha&helliip;)



Page 1 of 3123