Yeni Medya


Sonsz Dikkat Dağınıklığı - Kitap İncelemesi kitap / Yeni Medya

Cebimizdeki cihazlar akıllanıp, sosyal medya platformları yaygınlaştığından beri hayatımıza pek çok güzelliğin yanısıra problem de girdi. Evet, kabaca böyle özetleyebiliriz. Bilgi çağında sonsuz iletişim olanaklarına kavuştuk belki ama diğer taraftan çok değerli değerlerimizi ve yetilerimizi de kaybetmeye başladık. Dikkat gibi.

Düşen dikkat seviyemiz, değişen tüketim alışkanlıklarımız, paylaşım kelimesinin anlamında meydana getirdiğimiz değişimler, derinliğini yitiren duygularımız, algoritmaların belirlediği gündemimiz ve sonsuz sayıdaki gerçek ve bot arkadaşımız…

Dominic Pettman‘ın “Sonsuz Dikkat Dağınıklığı, Gündelik Yaşamda Sosyal Medya’ya Odaklanmak” isimli araştırma-inceleme türündeki eseri Türkiye’de Sel Yayıncılık tarafından basıldı. Araştırmanın ana başlıkları dijital haletiruhiye halkası senkronizasyon istenci, algoritmalar, zararlı içerikler ve sonuçların değerlendirmesi şeklinde devam ediyor.

Günlük hayatta dikkat süremiz dalga geçtiğimiz Japon balıklarının da altında seviyelere inmiş durumda. Devamlı bir yenileme, içinde bulunduğu durum ve ortamdan memnun olmama haletiruhiyesi içerisinde yaşayan yüzmilyonlarca sosyal medya kullanıcısı mevcut. Instagram’ın insanları ciddi şekilde depresyona yönlendirdiğine yönelik araştırmalar mevcut.

Kitapta en çok dikkatimi çeken nokta, gündemimizin tamamen algoritmalar tarafından belirlendiğiydi. Sosyal medyaya platformlarına girdiğimizde görmemiz gereken kişilere, paylaşımlara, postumuzu beğenen kişilerin sıralamasına ve hemen herşeye algoritmalar karar veriyor. Biz her ne kadar kullandığımız sistemleri yönettiğimizi düşünsek de aslında bize dayatılan algoritmaların köleleri durumundayız. Bu noktada Facebook çalışanlarının geniş kitleler üzerinde gerçekleştirdikleri içerik sıralaması denemeleri kamuoyuna tarafından yanlışlıkla fark edildikten sonra ortaya çıkmıştı. Algoritmalar da seçecekleri içerikler ile bizi istedikleri yöne yönlendirme üzerinde büyük oranda başarılılar.

Sonsuz Dikkat Dağınıklığı kitabı ile ilgili güzel konulardan biri de meraklıları için sonunda genişçe Notlar ve Kaynakça alanı yer alıyor. Özellikle sosyal medyanın kişiler ve toplum üzerine etkilerini araştıran öğrenci ve öğretim görevlileri için okunması gereken bir kaynak eser olarak kütüphanenize ekleyebilirsiniz.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yenilenebilir Enerji ve Geleceği Büyük Dönüşüm / Genel / Yaşam

Sanayi devrimine kadar nüfus ve keşiflere bağlı olarak farklılık gösterse de dünya üzerinde kullanılan enerji hiç bir zaman sanayi devrimi sonrasında başlayan enerji açlığı kadar olmadı. Sanayileşme, buhar enerjisi ve elektrik kullanımını artmasına paralel olarak fosil yakıtların kullanımının da aynı oranda artışını sağladı. Hem ilk zamanlarda üretim maliyetlerinin çok yüksek olması hem de hızlı bir sıçrama ile her geçen gün enerji ihtiyacının artmaya devam etmesi yenilenebilir enerji kaynakları yerine fosil enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı. Günümüzde hala en çok kullanılan enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı artarak devam etse de henüz ciddi paylar almasının zaman alması bekleniyor. En azından fosil yakıtların bittiği güne kadar.Yenilenebilir Enerji

 

Kısaca fosil enerji kaynaklarını açıklayacak olursak; Fosil yakıtlar milyonlarca yıl boyunca çürüyen bitki, hayvan, dinozor vb. canlılar ve basınç etkisinin birleşimi ile oluşmuştur. Oluşmaları oldukça uzun bir süre aldığı ve tüketimleri de çok daha hızlı şekilde gerçekleştiği için bu yakıtlar yenilenebilir olarak adlandırılmazlar. Çevreye verdiklere zarara ek olarak, fosil enerji kaynakları tükenmektedir. Enerji tüketiminde bu hızla devam edersek fosil yakıtların 50 sene gibi kısa bir sürede tükeneceği öngörülüyor. Bu da yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı değerli kılıyor.

Yenilenebilir enerjiyi basitçe tanımlamak gerekirse; Üretimi için sürekli devam eden doğal süreçlerden faydalanan, üretim için kullandığı kaynakların tükenme hızından çok daha kısa sürede kendini yenileyebilen enerji. Yani kaynağı asla tükenmediği (sürdürülebilir olduğu) gibi, doğal süreçlerle ortaya çıktığından çevreye üzerinde yarattığı etkiler önemsiz bir seviyede kalmaktadır.

Yenilenebilir Enerji'ye yatırım global anlamda her geçen gün artıyor.

(U.S. Air Force photo/Airman 1st Class Nadine Y. Barclay)

Hangi enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır diye baktığımızda; rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle enerji kaynakları olarak karlımıza çıkıyor. Bu enerji kaynaklarından üretim için yatırım maliyetleri her geçen gün düşmekte, yatırımcılar için cazip bir alan haline gelmektedir.

Enerji tüketimine bu hızla devam edersek 50 yıl içerisinde tüm fosil kaynakları tüketmiş olacağız. Her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamanın ise 2 yolu var. İlki daha verimli sistemler kullanarak daha az enerji tüketmek. İkincisi ise yine verimliliği arttırarak yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji üretiminin sağlanması.

Son yıllarda pek çok alanda yaşadığımız dijital devrim günlük hayatta evlerde, iş yerlerinde ve sokaklarda da gerçekleşmeye başladı ve giderek akıllanan evler ve şehirlerle birlikte enerji tüketimi konusunda umut vadeden gelişmeler yaşanıyor. Akıllı şehir konseptinde en çok enerji tüketiminin olduğu alanlardan olan ulaşım alanında temiz enerjiden elde edilmiş sistemler yoğun olarak kullanılmaya başladı. Diğer taraftan akıllı aydınlatma sistemleri ile artık çok daha az ve verimli enerji tüketimi yaşanırken, enerji depolama alanındaki gelişmeler sayesinde pek çok aydınlatma aracı gün içinde güneş enerjisinden depoladığı enerjiyi gece kullanarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı biraz olsun azalmasını sağlıyor.

Son kullanıcı cephesinde ise sensör maliyetlerinin azlaması, akıllı sistemlerin gelişmesi ve bağlı cihazların günlük hayatta yaygınlaşması sonucu akıllı araçlar ile enerji tüketimi optimum seviyede tutuluyor. Kullanıcının hareketlerini gözlemleyerek aksiyona geçen termostat Nest ile birlikte pek çok alanda akıllı cihazlar çoğalarak artmaya devam ediyor. Diğer taraftan sanayide ise tüm prosesler kontrol ekranlarından anlık olarak kontrol edilmekte ve üretim için kullanılan enerji miktarı minimum seviyelere çekilmeye devam edilmektedir. Pek çok üretim şirketi aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya da başlamıştır.

Yenilenebilir Enerji en büyük fosil yakıt tüketen otomotiv sektöründe de kendine yer edindi.

Fosil yakıtların en çok tüketildiği alanlardan biri olan araçlar konusunda ise 1900’lü yılların başında fosil yakıtlı araçlara karşı yenik düşen elektrikli araçlar Tesla markası ile birlikte yine yoğun olarak gündemimize girmiş durumda. Yeni modeller tanıtılırken pek çok yaygın araç üreticisi sadece elektrikle çalışan veya hibrit yakıt kullanan modellerini tanıtmaya ve geliştirmeye devam ediyor. Tesla’nın tüm patentlerinin kullanımını açması ise elektrikli araçların yaygınlaşması için umut verici.
Diğer taraftan enerji depolanması üzerine de çalışmalar devam ediyor. Özellikle yenilebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için enerjinin depolanması büyük önem arz ediyor.

1800’lü yılların sonları ile hızla sanayileşmeye ve kentleşmeye başlayan dünya, enerji ihtiyacını büyük ölçüde yenilenmesi için binlerce yıllarca yıl gerekecek fosil kaynakları tüketmenin eşiğinde. Kaynaklar tamamen tükenmeden yenilebilir enerjinin kullanımının arttırılmasına yönelik özellikle gelişmiş toplumlarda büyük çaba var. Ancak dünyanın üretim merkezi olan Çin ve diğer Asya ülkelerinde artan enerji ihtiyacının çok büyük bölümü  fosil yakıtlar ile sağlanıyor. Yenilenebilir enerjinin kullanımının yaygınlaşması ise düşen maliyetler ve gelişen teknoloji ile her geçen gün artıyor. Bu da sanayi devriminden günümüze hayli yorduğumuz dünyamız ve doğal kaynakları için sevindirici.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Medya Çağında Kızgın Müşterinin Gazabı Pazarlama / Yeni Medya / Yönetim

Konu yeni medya araçları ile pazarlama olduğunda genelde ilk akla gelen kesim markalar ve platformlar oluyor. Hangi platformda ne kadar kullanıcı var, kampanyalar en uygun maliyetle ne kadar fazla kişiye ulaşır, viral video mu çeksek trending topic olacak bir hashtag mi bulsak diye liste uzar gider. Sosyal medya uzmanları hemen sazı eline alıp döktürmeye başlar. Her çeyrekte Facebook, Google ve Twitter’ın reklam kazançları, dijital reklamcılar birlikleri tarafından pazarın ne kadar büyüdüğü büyüyeceği vs. konular açıklanır. Hemen her popüler blogda haber olarak yer alır. Kullanıcılardan bahsedilirken ise devamlı olarak reklam gösterilmesi gereken bir meta gibi bahsedilir. Onlar sadece milyar adedin içinde bir’dir. Ancak çok az marka/platform kullanıcılara yeteri kadar değer vermektedir. Her şeyin dijitalleştiği ve yeni ismini aldığı bir çağda “Yeni Müşteri” diye de bir kavram olduğu çok az kesim tarafından ciddiye alınır.

Dijital dönüşüm çağında yeni medya araçları ile markalar, ürünlerini tanıtmada ve müşterilere mesajlarını ulaştırmada ne kadar avantaj elde ediyorsa, internetin adil ve tarafsız yapısı gereği kullanıcılar da aynı iletişim imkanlarına sahip oluyor. Yeni müşteri dediğimiz dijital çağın bilinçli tüketicileri, memnun oldukları durumlar kadar memnun olmadıkları durumları da tüm etki ve erişim alanlarına haber veriyorlar. Aslında onların verdiği haber mesajı alan kesimde tavsiye olarak algılanıyor. Global güven endeksinde arkadaş tavsiyelerine olan güven hala reklamların verdiği mesaja olan güvenin çok üstünde bir değere sahip. Bu durumda arkadaş tavsiyeleri, markalardan daha avantajlı konumda, bunun farkında olan marka sayısı ise çok çok az. Her ne kadar “tık” ve “layk” endeksli pazarlama stratejileri (tavsiye ekonomisi ) yavaş yavaş yerini daha anlamlı performansa dayalı modellere bıraksa da marka ve iletişim bölümlerinin, elinde sonsuz güç olan müşteriler ve olası kriz senaryoları için, devamlı tetikte olması gerekiyor.

Havacılık sektörünün yeni kurbanlarından biri British Airways oldu. Hasan Syed isimli bir yolcu yakını babasının valizini kaybettiği ve bir çözüm sunmadığı için Twitter’dan kişisel hesabı ile reklam planı yaptı ve “Don’t Fly @BritishAirways . Their customer service is horrendus.” metnini sponsorlu tweet olarak yayınladı. Hergün onbinlerce yolcuya hizmet veren bir şirket olan British Airways henüz bu tweete cevap vermedi. Muhtemelen ilk etapta bir müşterilerinin kendileri hakkında düzenlediği olumsuz kampayadan haberdar bile değildiler. JetBlue’nun başkan yardımcısı bu durumu tüketicilerde ilginç bir yeni trend olarak yorumladı. Twitter’ın firmalar mesajlarını tüketicilere daha kolay iletsin diye geliştirdiği sistemde tüketici firmayı diğer kullanıcılara şikayet etti. Yeni düzenin yeni müşterileri için memnuniyetsizlik sadece içerinde yaşadıkları veya kontuarda buldukları bir görevliye bağırmaktan ibaret değil. Yeni müşteri alışkanlıkları çok daha fazla okuyan, dünyayı daha iyi takip eden, uğradığı haksızlıklara veya memnuniyetsizliklere elindeki sonsuz seçenek ve silah ile geri saldıran bir yöne doğru kayıyor. Bu senaryo bugün popüler olan pek çok platformda gerçekleşebilmektedir.

Markaların en büyük dikkat etmesi gereken konu ise devamlı olarak dinlemede kalmak. Sahadan gelen bilgilerle memnuniyetsizlik noktalarına anında müdahalede bulunup olumsuz algıyı tam tersine çevirmek olmalı. Aksi takdirde ürününüzden şikayetçi olan bir müşteri Change.org’da hakkınızda bir imza kampanyası başlatabilir, Twitter ve Facebook’ta sponsorlu içerik ile geniş kitlelere ulaşabilir, marka ve ürünlerinizi kötüleyen mikro siteler kurabilir, Kickstarter’da size karşı yürüttüğü kampanyayı daha fazla geniş kitleye ulaştırmak için fon toplayabilir.

Ve bunu yaptığında sizin marka olarak yaptığınız “Lütfen bizi kullanın” kampanyası maalesef kızgın müşterinin yaptığı “Lütfen x markasını kullanmayın.” kampanyasından daha az etkili olacaktır. Yeni müşteri, yeni medya çağında artık daha güçlü. En az markalar kadar sınırsız kaynağa ve kanala sahip.
Yıllar önce yine başka bir havayolu şirketi United Airlines’ın kızgın bir sanatçı müşterisini yeterince ciddiye almadıktan sonra başına gelenleri anlatan video ile bitirelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN


1 Milyar Yeni Umut – Herkese İnternet Yeni Medya

Google’ın Project Loon ismini verdiği ve atmosferde dolaşacak balonlarla internet erişimi sağlama veya Facebook’un günlerce inmeden dolaşacak drone’lar ile Dünya’nın farklı coğrafyalarına interneti götürme projelerini anlatan bir haberle mutlaka karşılaşmışsınızdır. Peki tüm bu çaba neden? Herkese internet ulaştırmak için…

Cisco’nun tahminlerine göre internet, çok değil 5 yıl sonra yepyeni 1 milyar kullanıcıya kavuşacak. Toplam internet nüfusu 2004’te 2,8 Milyar iken 2019 yılında 3,9 Milyara ulaşmış olacak. 1 milyar yeni kullanıcı hergün yeni paylaşımlar yapacak, alışveriş yapmaya başlayacak, videoları izleyecek, kendi videolarını çekecek. Bu yeni kullanıcıların gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden değil çoğunlukla Asya’nın ve Afrika’nın fakir bölgelerinden gelmesi bekleniyor. Eğitim, sağlık ve kazanç alanında dünya ekonomisinden yeteri kadar adil pay alamayan bu 1 milyar kişinin ve çevrelerinin hayatı muhtemelen hiç olmadığı kadar değişecek.

herkese internet
İnternetin yapısı gereği kocaman, eşsiz ve adil bir kütüphane olması bu gelişmemiş toplumlardaki kullanıcılar için çok büyük fırsatlar barındırıyor. Facebook ve Google gibi servisler ve Dünya’nın bilgisini taramak için ağzı açık bekleyen NSA gibi kurumlar için daha fazla veri, daha fazla tık, daha fazla reklam geliri anlamına gelse de Afrika’nın ortalarında bir köyde Open Course programından aldığı dersler ile oyun geliştiren bir liseli için global anlamda popüler olma ve makus talihini yenerek görece zengin bir konuma gelme potansiyelini düşünmek bile umut veriyor insana.

Yeni medya olarak adlandırdığımız ekosistemin temel özelliklerinden olan zaman mekandan bağımsız, etkileşimli ve sanal olması internet dünyası ile yeni tanışan ve çoğunlukla bugüne kadar çok da pay alamadıkları global gelirden biraz daha pay alabilmeleri, daha kaliteli bir yaşam standardı ve daha iyi bir eğitim yolunda ilerlemeleri için büyük fırsat.

Zaman-mekan kavramından bağımsız olması pek çok konuda Silikon Vadisi civarında üniversite okuyan bir öğrenci ile meraklı bir asyalıyı eşit şartlarda bilgiye erişim imkanı sunuyor. Sermaye ve teknik altyapı konusunda bazı eşitsizlikler var gibi görünse de sıfıra yaklaşan maliyetleri ile bulut servisleri ve crowdfunding servisleri ile hem teknik altyapı hem de maliyet sorunu halledilebilir. Önemli olan hayal kurabilmek. Peki bu yeni 1 milyar kullanıcı ne kadar hayal kurabilecek? 2 milyar kullanıcılı bir Facebook mu göreceğiz yoksa yepyeni servisler ile bambaşka deneyimler mi yaşayacağız? Hep birlikte göreceğiz.

Kamil Mehmet Özkan


Akıllı Eşyalar ve Yeni Müşteri Deneyimi Büyük Dönüşüm / Çerçeve / Dijital Ekonomi / Yaşam / Yeni Medya

Bilgisayarlar ve İnternet yakında yok olacak. Hem her yerde hem de hiçbir yerde olacaklar. Nasıl mı? Tıpkı elektrik gibi, tıpkı kitaplar gibi sıradanlaşacaklar. Gündemimizden çıkıp duvarların arkasına, pamuk ipliklerin arasında kaybolacaklar. Bazısı sadece havadaki ne oranını ölçerken, bazısının görevi terimizi devamlı olarak analiz ederek olası hastalıkları önceden tahmin etmek olacak. Giydiğimiz kıyafetten su içtiğimiz bardağa kadar gündelik hayatta kullanılan tüm araç ve gereçler sahip oldukları çipler sayesinde ağa bağlanacak ve veri aktarımı yapacak. Trafikte araçlar yoldaki diğer araçlarla iletişim kuracak, bu araçların bir çoğu da içindeki yolcular güven içinde seyahat ederken bilgisayar tarafından kontrol ediliyor olacak. Tüm bu gelişmelerin hepsi uzak gelecekte değil, bir çoğu şuan gerçekleşti bile. Artık yeni müşteri deneyimi çağındayız.

(daha&helliip;)


Büyük Veri ve Geleceği Üzerine Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Yeni Medya

Son yılların çok havalı kavramlarından olan Big Data, Türkçesi ile Büyük Veri hemen her konferansın, teknoloji ve gelecekten bahseden yazının içinde kendine yer edinmeye başladı. Kısaca yaygınlaşan sensörler ve nesnelerin internetinin verileri hızlanan ağlar vasıtasıyla bulut sistemlere aktarması sonucu ortaya çıkan veri yığını olarak adlandırsak çok da yanlış olmaz. Büyük veri kavramı çok yeni değil aslında. 5 yıl önceki büyük veri denilen veri, bugün çok küçük kalabilmekte. 5 yıl sonra kişi başı kullanılan bağlı cihaz sayısı hızlı şekilde arttığında konuşacağımız veri rakamları bugün için bilim kurgu sayılabilir nitelikte olacaktır. Kısaca döneme ve kişiye göre göreceli bir kavram.

(daha&helliip;)


Yeni Dünya, Yeni Tüketici Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Ekonomi / Marka Yönetimi / Yeni Medya

Salı günü yeni tüketici trendlerinden bahsetmek üzere Dokuz Eylül Üniversitesi‘nde bir konferansa davetliydim. Konuşacağım kitle öğrenci olunca her zamanki gibi onları bir şeyler üretmeye teşvik edici örneklerin yer almasına özen gösterdim. Sunum sonrasında başka bir öğrenci kulübü’nün hocaların desteği ve kendi imkanları ile yaptıkları elektrikli araba ile kampüste bir gezintiye çıktık. Sohbet ederken Teslanın sektör gelişsin diye tüm patentleri ücretsiz kullanıma açmasından bahsettim ve sevindirici haber. Takip ediyorlar ve inceliyorlardı. İşte Yeni Dünya’nın, Yeni Çağ’ın Yeni Tüketicileri bu öğrencilerdi. Doğru yerdeydim. Tek mesele bunu şuan tüm sektörlerde yönetici ve okullarda eğitmen kimliğini taşıyan Eski Dünya‘nın Eski Müşterilerine anlatmak gerekiyordu.

Dokuz Eylül Üniversitesi - Elektrikli Araba

Yeni çağ ve yeni müşteriyi anlamak için öyle hemen kolayca çık bir şekilde hazırlanmış ve herkesin kopyalayıp yapıştırıp kullandığı janjanlı sözlerden önce buraya nasıl geldik? Yeni diye tabir ettiğimiz olgu neden yeni? Peki bunun eskisi nedir? Neden eskidi? gibi çocuksu (!) soruları sormak ve yanıtlamak gerekiyor.

Öncelikle tüketici dediğimiz o canavar sürüsünün ( aşırı tüketim hastalığı ve hem Dünya’ya, hem de kendimize verdiği zararları ayrıca yazacağım. O zaman bana hak vereceksiniz. ) özelliklerine bakmak gerekiyor. İçinde bulunduğumuz çağ sadece teknoloji ve iletişim araçları yönünden değil, tüketimin tüm zamanların zirvesinde olduğu, üretimde maliyetlerin devamlı düştüğü, Dünya’nın hızla kalabalıklaştığı ve genel ortalamada ( her ne kadar adil dağıtılmasa da) kişi başı düşen gelirin devamlı arttığı bir çağ.

Bu durum her zaman böyle değildi. Hatta o kadar hızla değişmeye başladı ki eskiden 30-40 aralıklarla kuşakların alışkanlıkları değişirken, artık 10 yılda bir yeni kuşaktan ( Y Kuşağı, X Kuşağı, Z Kuşağı) bahseder olduk. İzmir’de aralarda öğrencilerle muhabbetimizde de bir kez daha açığa çıktı ki kısa süre önce birçok kesime mucize gibi gelen Facebook, öğrenciler için çok eski ve demode. Şimdilik Snapchat kullanıyorlar ama yarın başka bir uygulama çıkıp onu kullanmaya başlayacaklarının farkındalar.

millennial-generation-workplace-casual-620px-620x412

Yeni Tüketici’yi salt ürün satmaya yönelik hedef kitle olarak alıp meşhur 4P üzerine stratejinizi kurduğunuzda düzenin artık eskisi gibi işlemediğini görürsünüz. Sadece reklamı çekip sonsuz bütçelerle TV’de yayınlayarak ürün satmaya çalıştığınızda ise kara kara düşünmeye başlarsınız neden bizi tercih etmiyorlar diye. Hedef kitlenin TV izlememe ihtimali hiç aklına gelmemiştir. 80’lerde aldığı diploması üzerine hiç bir şey koymamıştır pazarlama, iletişim yöneticisinin. Birçok kez yeni yetmezler uçuk kaçık dijital projeler getirmiştir ama onların ne önemi vardır.

Yeni Tüketici kavramının üzerine derinlemesine bir yazı dizisini yakında burada yazmaya başlayacağım. Ama öncesinde temel bir kaç nokta var? Artık üretim yöntemleri ve modelleri de dönüşüyor. 3D Yazıcılar ve crowdfunding platformları bambaşka ekonomik dengelerle çalışıyor. Herkeste olan bir ürünü alacağına artık tüketici garajda üretilmiş prototip ile fon toplayan girişimciye destek olurken ürünü ilk kullanan kesimden olmayı daha çok önemsiyor. Diğer taraftan milyarlarca dolarlık Ar-Ge departmanlarına karşılık elde edilemeyen inovasyon 2 öğrencinin kantin muhabbetinde hayat buluveriyor. Uzakdoğu’dan sipariş edilen sensörler ve 3D yazıcıda üretilen modellere yazılım bilgisi ile sınırsız yetenek kazandırılabiliyor.

23-TOOLKIT-master1050

Detayları daha sonra yazacağım ama Yeni Tüketici mantığı bambaşka işliyor. Dokuz Eylül Üniversite’si ziyaretimde güzel izlenimler edindim. Sadece tüketmek için değil aynı zamanda bir şeyler üretmek için de düşünen, çabalayan öğrenciler ve onları destekleyen hocaları ile tanışmak benim için çok büyük bir keyifti.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Calibro Lux ile E-kitap Deneyimi ve Kazandırdıkları Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Daha önce yazmıştım [1] bir süredir çantamdaki Kindle Paperwhite’ı geçenlerde tanıtım toplantısında da bulunduğum Calibro Touch Lux ile değiştirdim. Yaklaşık 15 gündür okumalarıma oradan devam ettim. Cihaz ile olan dostluğumuz İstanbul trafiğinde kısa sürede pekişti.

image1

Ürün ile ilgili detaylara geleceğim. Ama öncesinde e-kitap olayına girmem gerekiyor. Şurada yazdığım üzere [2] Sky Library projesini hayata geçirmeye çalıştığımız dönemde önde gelen yayıncılardan birinin e-kitap konusundaki acı itiraflarını sizlerle paylaşmıştım. Yıllardır Amazon Türkiye pazarına gelsin, e-kitap gelişsin diye bakarken Babil.com‘un ekosistemde eksik kalmayacak şekilde bu yatırımı yapıyor olması gerçekten sevindirici. Artık Türkiye’nin de bir e-kitap okuyucusu oldu.

Daha önce pek çok ürün ithal edilip satıldı ama hepsi bir ekosistemi olmadığı için tutmuyordu. Calibro’ya her ne kadar Uzakdoğu’da üretilmiş bir Pocketbook olsa da onu önemli yapan kocaman bir dijital yayıncılık ekosisteminin bir parçası olması ve özelleştirilmiş yazılımı. Öncelikle böyle bir konuya çekinmeden yatırım yapıp ciddi bütçelerle tanıtım yapan Calibro kurucularına buradan teşekkür etmek istiyorum.

E-kitap okuyucu, devamlı koşuşturmaca içerisinde olduğumuz ve yetişemediniz günlük işlerin arasında hemen çıkarıp kütüphanemizden bir kitap seçmemize olanak sağlıyor. Bu kolaylığı ile basılı kitaptan bir adım öne geçiyor. Marmaray’da veya Metrobüs’te ayakta bile olsanız rahatlıkla kitap okuyabilmeniz mümkün. Evinizde kahveyi demleyip okuma koltuğunda basılı bir kitap okumanın hazzını e-kitap vermez diye itiraz edenlere dikkatle baktığımızda aslında hiç kitap okumadıklarını da anlayabilirsiniz. Ben de basılı kitap okuyorum ve görece kocaman da bir kütüphanem var. Onun keyfi apayrı. Ama mesele okumaksa mazeret üretmemek gerekiyor.

Calibro Touch Lux’e gelecek olursa boyutları gayet makul ve hafif bir cihaz. Yoğun olarak kullandığım Kindle Paperwhite’tan en büyük artısı kasa tasarımı ve dokunmatik ekrana sahip olmasına rağmen alt tarafta bulunan sayfa çevirme butonları. Arka taraftaki hafif çıkıntı ve butonların üzerindeki hafif eğim cihazı tek elle çok rahat şekilde kavramanızı ve rahatlıkla kitap okumanızı sağlıyor. Tasarım bu kadar önemli mi diye sorarsanız eğer İstanbul şartlarında toplu taşımayı kullanarak kitap okumak istiyorum diyorsanız çok önemli. Kindle’ın bu konuda dezavantajı var.

Calibro’ya kitap almak da gayet kolay. benim kullandığım modelde wi-fi ile e-mağazaya bağlanıp krediniz ile kitap alabiliyorsunuz. Kitapları kredi kartı ile direkt olarak da satın alabiliyorsunuz. Ancak kredi yüklemenin de ayrı güzellikleri var. Mesela aylık belli bir bütçeyi otomatik olarak kitaba yatırmak gibi alışkanlık edinebilirsiniz.
Cihaz içinde farklı uygulamalar ile geliyor ama temel işlev kitap okumak olduğu için çok da kullanıcı bulacağını düşünmüyorum.

Çok yakın zamanda Android ve iOS cihazlar için de okuma deneyimi sunan yazılımla platform desteklenecekmiş. Acele edilmesinde fayda olacak bir uygulama. Şöyle ki her ne kadar tablet ve telefondan kitap okuma deneyimi çok verimli olmasa da e-kitap okuyucuyu her an yanınızda bulundurma imkanınız olmayabilir. Ayrıca o uygulamalardan kitap satın alma imkanı da sunulursa masaüstü bilgisayar bağımlılığı ortadan kalkmış olacak.

Özetleyecek olursak e-kitap basılı kitapları ortadan kaldıracak gibi gereksiz bir tartışmayı bir kenara koyarak gelecek dönemde kitap yayıncılığı pazarında büyümeye devam edecek. Ülkemizdeki kitap okuma oranları maalesef diplerde olduğu için pazarın kısa sürede büyümesini ummak çok gerçekçi olmaz. Ama okuyan kitle için tüketimi daha da arttıracak bir araç olması ve Türkiye Pazarı’nın ihtiyaçlarına göre kurgulanmış içerik ve ekosistemi ile Calibro büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Fiyat konusunda gerçekten alınabilir seviyelerde. Daha önce benzer cihazları bu fiyatların 3-4 katına satmaya çalışıp neden satamadığını düşünen diğer yayıncılar için de örnek teşkil edecektir.

E-kitaplar hakkındaki diğer yazılarım ;

Şimdi E-kitap Okuma Zamanı

Üzgünüm Yayıncı, Artık Öyle Değil

Korsan İçerik İle Mücadele – Bedava İçerik ve Sky Library

Gutenberg Yaşasaydı, Dijital Yayıncılığa Geçerdi

Kamil Mehmet ÖZKAN



Page 1 of 1612345...10...Last »