Yaşam


Yenilenebilir Enerji ve Geleceği Büyük Dönüşüm / Genel / Yaşam

Sanayi devrimine kadar nüfus ve keşiflere bağlı olarak farklılık gösterse de dünya üzerinde kullanılan enerji hiç bir zaman sanayi devrimi sonrasında başlayan enerji açlığı kadar olmadı. Sanayileşme, buhar enerjisi ve elektrik kullanımını artmasına paralel olarak fosil yakıtların kullanımının da aynı oranda artışını sağladı. Hem ilk zamanlarda üretim maliyetlerinin çok yüksek olması hem de hızlı bir sıçrama ile her geçen gün enerji ihtiyacının artmaya devam etmesi yenilenebilir enerji kaynakları yerine fosil enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı. Günümüzde hala en çok kullanılan enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı artarak devam etse de henüz ciddi paylar almasının zaman alması bekleniyor. En azından fosil yakıtların bittiği güne kadar.Yenilenebilir Enerji

 

Kısaca fosil enerji kaynaklarını açıklayacak olursak; Fosil yakıtlar milyonlarca yıl boyunca çürüyen bitki, hayvan, dinozor vb. canlılar ve basınç etkisinin birleşimi ile oluşmuştur. Oluşmaları oldukça uzun bir süre aldığı ve tüketimleri de çok daha hızlı şekilde gerçekleştiği için bu yakıtlar yenilenebilir olarak adlandırılmazlar. Çevreye verdiklere zarara ek olarak, fosil enerji kaynakları tükenmektedir. Enerji tüketiminde bu hızla devam edersek fosil yakıtların 50 sene gibi kısa bir sürede tükeneceği öngörülüyor. Bu da yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı değerli kılıyor.

Yenilenebilir enerjiyi basitçe tanımlamak gerekirse; Üretimi için sürekli devam eden doğal süreçlerden faydalanan, üretim için kullandığı kaynakların tükenme hızından çok daha kısa sürede kendini yenileyebilen enerji. Yani kaynağı asla tükenmediği (sürdürülebilir olduğu) gibi, doğal süreçlerle ortaya çıktığından çevreye üzerinde yarattığı etkiler önemsiz bir seviyede kalmaktadır.

Yenilenebilir Enerji'ye yatırım global anlamda her geçen gün artıyor.

(U.S. Air Force photo/Airman 1st Class Nadine Y. Barclay)

Hangi enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır diye baktığımızda; rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle enerji kaynakları olarak karlımıza çıkıyor. Bu enerji kaynaklarından üretim için yatırım maliyetleri her geçen gün düşmekte, yatırımcılar için cazip bir alan haline gelmektedir.

Enerji tüketimine bu hızla devam edersek 50 yıl içerisinde tüm fosil kaynakları tüketmiş olacağız. Her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamanın ise 2 yolu var. İlki daha verimli sistemler kullanarak daha az enerji tüketmek. İkincisi ise yine verimliliği arttırarak yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji üretiminin sağlanması.

Son yıllarda pek çok alanda yaşadığımız dijital devrim günlük hayatta evlerde, iş yerlerinde ve sokaklarda da gerçekleşmeye başladı ve giderek akıllanan evler ve şehirlerle birlikte enerji tüketimi konusunda umut vadeden gelişmeler yaşanıyor. Akıllı şehir konseptinde en çok enerji tüketiminin olduğu alanlardan olan ulaşım alanında temiz enerjiden elde edilmiş sistemler yoğun olarak kullanılmaya başladı. Diğer taraftan akıllı aydınlatma sistemleri ile artık çok daha az ve verimli enerji tüketimi yaşanırken, enerji depolama alanındaki gelişmeler sayesinde pek çok aydınlatma aracı gün içinde güneş enerjisinden depoladığı enerjiyi gece kullanarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı biraz olsun azalmasını sağlıyor.

Son kullanıcı cephesinde ise sensör maliyetlerinin azlaması, akıllı sistemlerin gelişmesi ve bağlı cihazların günlük hayatta yaygınlaşması sonucu akıllı araçlar ile enerji tüketimi optimum seviyede tutuluyor. Kullanıcının hareketlerini gözlemleyerek aksiyona geçen termostat Nest ile birlikte pek çok alanda akıllı cihazlar çoğalarak artmaya devam ediyor. Diğer taraftan sanayide ise tüm prosesler kontrol ekranlarından anlık olarak kontrol edilmekte ve üretim için kullanılan enerji miktarı minimum seviyelere çekilmeye devam edilmektedir. Pek çok üretim şirketi aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya da başlamıştır.

Yenilenebilir Enerji en büyük fosil yakıt tüketen otomotiv sektöründe de kendine yer edindi.

Fosil yakıtların en çok tüketildiği alanlardan biri olan araçlar konusunda ise 1900’lü yılların başında fosil yakıtlı araçlara karşı yenik düşen elektrikli araçlar Tesla markası ile birlikte yine yoğun olarak gündemimize girmiş durumda. Yeni modeller tanıtılırken pek çok yaygın araç üreticisi sadece elektrikle çalışan veya hibrit yakıt kullanan modellerini tanıtmaya ve geliştirmeye devam ediyor. Tesla’nın tüm patentlerinin kullanımını açması ise elektrikli araçların yaygınlaşması için umut verici.
Diğer taraftan enerji depolanması üzerine de çalışmalar devam ediyor. Özellikle yenilebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için enerjinin depolanması büyük önem arz ediyor.

1800’lü yılların sonları ile hızla sanayileşmeye ve kentleşmeye başlayan dünya, enerji ihtiyacını büyük ölçüde yenilenmesi için binlerce yıllarca yıl gerekecek fosil kaynakları tüketmenin eşiğinde. Kaynaklar tamamen tükenmeden yenilebilir enerjinin kullanımının arttırılmasına yönelik özellikle gelişmiş toplumlarda büyük çaba var. Ancak dünyanın üretim merkezi olan Çin ve diğer Asya ülkelerinde artan enerji ihtiyacının çok büyük bölümü  fosil yakıtlar ile sağlanıyor. Yenilenebilir enerjinin kullanımının yaygınlaşması ise düşen maliyetler ve gelişen teknoloji ile her geçen gün artıyor. Bu da sanayi devriminden günümüze hayli yorduğumuz dünyamız ve doğal kaynakları için sevindirici.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Modern Home Library Design Çerçeve / Dijital Ekonomi / Girişimcilik / Yaşam / Yönetim

Girişimci’nin yapması gereken nedir sorusuna verilecek tek cevap; devamlı, durmadan, yılmadan kendini her açıdan beslemek, geliştirmek denilebilir. Bu yüzden tecrübe sahibi girişimciler ile konuşmalı, dünya üzerindeki gelişmeleri takip etmeli, konferanslara katılmalı ve boş kaldığı her saniye bir şeyler okumalıdır. Dijital Çağ’da girişimcilik kendini geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Bununla birlikte girişimcilik her açıdan daha fazla çalışmayı gerektirir. Bunu da özellikle yeni mezun olup girişimciliğin profesyonel hayattan daha rahat bir iş (!) olacağını hayal eden arkadaşlara not olarak düşmüş olalım.

(daha&helliip;)


Akıllı Eşyalar ve Yeni Müşteri Deneyimi Büyük Dönüşüm / Çerçeve / Dijital Ekonomi / Yaşam / Yeni Medya

Bilgisayarlar ve İnternet yakında yok olacak. Hem her yerde hem de hiçbir yerde olacaklar. Nasıl mı? Tıpkı elektrik gibi, tıpkı kitaplar gibi sıradanlaşacaklar. Gündemimizden çıkıp duvarların arkasına, pamuk ipliklerin arasında kaybolacaklar. Bazısı sadece havadaki ne oranını ölçerken, bazısının görevi terimizi devamlı olarak analiz ederek olası hastalıkları önceden tahmin etmek olacak. Giydiğimiz kıyafetten su içtiğimiz bardağa kadar gündelik hayatta kullanılan tüm araç ve gereçler sahip oldukları çipler sayesinde ağa bağlanacak ve veri aktarımı yapacak. Trafikte araçlar yoldaki diğer araçlarla iletişim kuracak, bu araçların bir çoğu da içindeki yolcular güven içinde seyahat ederken bilgisayar tarafından kontrol ediliyor olacak. Tüm bu gelişmelerin hepsi uzak gelecekte değil, bir çoğu şuan gerçekleşti bile. Artık yeni müşteri deneyimi çağındayız.

(daha&helliip;)


Kurum Kültürü – 5 Maymun Deneyi – Öğrenilmiş Çaresizlik Pazarlama / Yaşam / Yönetim

Başarılı projelerin arkasında hep başarılı ekipler gelir. Çok nadir örneklerin dışında bu durum hep böyledir. En küçük girişimden, onbinlerin çalıştığı büyük kurumlara kadar hep büyük küçük ekiplerin birlikte iş yapma becerisine göre başarılı işler ortaya çıkar veya çıkmaz. İşte bu ekiplerin arasında iş yapma ve iletişim kurma becerilerine kurum kültürü diyebiliriz.

Kurum kültürü, tüm kademedeki çalışanların birbirleri ile iletişimi, kurumdaki bilgi akışını, güç denge ve dağılımını kapsar. İyi ya da kötü her kurumda bulunan kültür, üst yönetimden en alt kademedeki iş görene kadar süreçlerin nasıl ilerlediği, aradaki iletişimin nasıl gerçekleştiği ve her kademedeki çalışanın kuruma bağlılığı ve ortak hedefler doğrultusunda hareket etme eğilimlerini kapsar. Ülkemizde çok örnekleri görülmese de özellikle Avrupa ve Amerikalı 100 yaşını aşmış kurumların hem onları besleyen, ortak hedef ve ideallere ulaşmaya sağlayan oturmuş kurum kültürleri vardır. Bu kültür zaman geçtikçe ve toplumların davranışlarının değişmesi ile evrilir. Bunu başaramayanlar ise maratonu yarıda bırakmış şirketler mezarlığına çoktan gömülmüşlerdir.

(daha&helliip;)


Dijital Çağ’ın Seyyahları Dijital Ekonomi / Pazarlama / Yaşam

dijital çağın seyyahları

(Bu yazı Turkish Airlines Marketing Vision dergisi için hazırlanmıştır. )

2000’li yılların ikinci on yılı, doğduklarında internet kavramı hayatlarında olan kuşağın iş amaçlı seyahat etmeye başladığı döneme denk geliyor. Bu kuşak internetten bir adım öte artık akıllanan mobil cihazları cebinde taşıyan yeni çağın gezginleri yanlarındaki cihazla fotoğraf ve videolarını çekip, gerekli düzeltmeleri yapıp insanlığın beğenisine sunmanın ötesinde gyro, pusula, GPS, AR uyumlu yazılımlar sayesinde çok daha zengin bir seyahat deneyimi yaşıyorlar.

Seyahat edenlerin devamlı ağa bağlı şekilde yaşadıkları bu yeni yaşam biçimi, tüketim alışkanlıklarını da kökten değiştirdi. Dijital Çağın seyyahları gazetelerden seyahat turu kampanyası bakmanın ötesinde, ilham aldıkları bir blog yazısını okurken seyahat etmeye karar verip, kullandıkları uygulamalarla anlık olarak tüm havayollarından en uygun fiyata uçak biletlerini alıp, arkadaşlarının ve kendileri gibi olanların tavsiyelerine uygun otelde, bu bazen evini paylaşmak isteyen bir konukseverin otel konforundaki odası da olabilmekte, rezervasyon yaptırıp havalimanından şehre taksi yerine, kullandıkları mobil uygulama ile yakınlarda bulunan ve hizmet etmeye hazır şoförlü bir lüks araç ile uygun fiyata transfer de ayarlayabiliyorlar.

Seyahat edenler tarafında işler bu şekilde yürürken ulaşım ve konaklama sektöründe olan firmaların da, içinde bulunduğumuz zamanda pazarlama stratejilerini kurgularken hiç olmadığı kadar SoLoMo’yu (Social, Local, Mobile) göz önünde bulundurmaları, pazarlama ve satış kanallarını bu üç temel anahtar kavram çerçevesinde konumlandırmaları gerekmektedir.

Bu yeni seyyahlar grubuna yönelik araştırmalara bakacak olursak özellikle tatil amaçlı seyahat edenlerin destinasyona karar vermede ilham aldıkları en büyük iki kaynak aile, arkadaş ve iş çevresi ve internet olarak görülmektedir. Bugün sosyal medya, hiç olmadığı kadar zaman geçirilen mecra ve artık aile, arkadaş ve iş çevremizle sosyal medya üzerinden iletişim kurulmaktadır. Seyahat planlanırken online araçlar açık ara ön plana çıkmaktadır .

future travellers - kamil mehmet özkan - travel trends - google think

Seyahat etmeye karar verip ulaşım ve konaklamayı satın alıp seyahat esnasında her adımda yine 3 bağlı ekran, akıllı telefon, tablet ve bilgisayar, ön plana çıkıyor. Uçuşların kontrol edilmesinden check-in işlemlerine, uçuş öncesi yemek seçiminden uçuş esnasında deneyim paylaşmaya kadar bir çok işlem artık kolayca bağlı cihazlardan yapılabiliyor. Türk Hava Yolları olarak bu noktada müşteri deneyim haritamızda bulunan tüm temas noktalarında mecraya uygun olarak sunması gerekiyor.

travel trends - kamil mehmet özkan - google research - mobile travellers

Seyahat edilecek destinasyonlar için ilham olunmak istendiğinde firmaların yaptığı ilk iş hemen seyahat videoları hazırlamak ve bu videoları izleyen kullanıcıların hemen bilet almalarını beklemek oluyor. Ancak hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenler arasında yapılan bir araştırmaya göre bu durum çok da böyle değil. Seyahat edenler sadece seyahat videolarını değil, bununla birlikte müzik klipleri, film fragmanları, TV Show’ları, haberler, yeme-içme ve eğlence programları başta olmak üzere diğer alanlarda da fazlasıyla içerik tüketiyorlar. Bu aşamada tüketiciye uçuş esnasında her türden farklı ve zengin seçenekli içerik sunmanız gerekiyor.

travel trends - mobile travel trends - kamil mehmet özkan

Günümüz seyyahları sadece tüketmiyor aynı zamanda sahip oldukları mobil cihazlarla kendi içeriklerini de kendileri üretiyor. Yapılan bir araştırmada iş amaçlı seyahat edenlerin %48’i kendi video içerikleri üretip bunu sosyal medya platformlarında paylaştıkları ortaya çıkmıştır. Tatil amaçlı seyahat edenlerde bu oran ise %40’dır. Youtube’a her dakika 100 saat uzunluğunda video yüklendiği göz önüne alınırsa tüketicilerin firmalar için ürettiği bu içeriğin ne kadar önemli hale geldiği anlaşılmaktadır.

google travel trends - kamilmehmetözkan- google think - digital traveller

Yeni çağın seyyahlarının diğer tüm alanlarda olduğu gibi seyahat etme alışkanlıklarında da büyük dönüşümler yaşadığına şahit olmaktayız. Eskiden tatil fotoğraflarına sadece aile ve yakın cevre arkadaşlar ile bakılırken günümüzde sadece instagram takipçileri ile fotoğraf paylaşmak için seyahat eden yeni nesil dijital seyyahlar ortaya çıkmış durumda.
Şirketlerin günümüz modern seyyahlarına ulaşabilmek için müşteriye dokundukları her noktada SoLoMo prensiplerine ve mecranın getirdiği yeniliklere uygun olup olmadıkları konusunda kendilerini kendilerini kontrol etmesi gerekiyor.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Calibro Lux ile E-kitap Deneyimi ve Kazandırdıkları Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Daha önce yazmıştım [1] bir süredir çantamdaki Kindle Paperwhite’ı geçenlerde tanıtım toplantısında da bulunduğum Calibro Touch Lux ile değiştirdim. Yaklaşık 15 gündür okumalarıma oradan devam ettim. Cihaz ile olan dostluğumuz İstanbul trafiğinde kısa sürede pekişti.

image1

Ürün ile ilgili detaylara geleceğim. Ama öncesinde e-kitap olayına girmem gerekiyor. Şurada yazdığım üzere [2] Sky Library projesini hayata geçirmeye çalıştığımız dönemde önde gelen yayıncılardan birinin e-kitap konusundaki acı itiraflarını sizlerle paylaşmıştım. Yıllardır Amazon Türkiye pazarına gelsin, e-kitap gelişsin diye bakarken Babil.com‘un ekosistemde eksik kalmayacak şekilde bu yatırımı yapıyor olması gerçekten sevindirici. Artık Türkiye’nin de bir e-kitap okuyucusu oldu.

Daha önce pek çok ürün ithal edilip satıldı ama hepsi bir ekosistemi olmadığı için tutmuyordu. Calibro’ya her ne kadar Uzakdoğu’da üretilmiş bir Pocketbook olsa da onu önemli yapan kocaman bir dijital yayıncılık ekosisteminin bir parçası olması ve özelleştirilmiş yazılımı. Öncelikle böyle bir konuya çekinmeden yatırım yapıp ciddi bütçelerle tanıtım yapan Calibro kurucularına buradan teşekkür etmek istiyorum.

E-kitap okuyucu, devamlı koşuşturmaca içerisinde olduğumuz ve yetişemediniz günlük işlerin arasında hemen çıkarıp kütüphanemizden bir kitap seçmemize olanak sağlıyor. Bu kolaylığı ile basılı kitaptan bir adım öne geçiyor. Marmaray’da veya Metrobüs’te ayakta bile olsanız rahatlıkla kitap okuyabilmeniz mümkün. Evinizde kahveyi demleyip okuma koltuğunda basılı bir kitap okumanın hazzını e-kitap vermez diye itiraz edenlere dikkatle baktığımızda aslında hiç kitap okumadıklarını da anlayabilirsiniz. Ben de basılı kitap okuyorum ve görece kocaman da bir kütüphanem var. Onun keyfi apayrı. Ama mesele okumaksa mazeret üretmemek gerekiyor.

Calibro Touch Lux’e gelecek olursa boyutları gayet makul ve hafif bir cihaz. Yoğun olarak kullandığım Kindle Paperwhite’tan en büyük artısı kasa tasarımı ve dokunmatik ekrana sahip olmasına rağmen alt tarafta bulunan sayfa çevirme butonları. Arka taraftaki hafif çıkıntı ve butonların üzerindeki hafif eğim cihazı tek elle çok rahat şekilde kavramanızı ve rahatlıkla kitap okumanızı sağlıyor. Tasarım bu kadar önemli mi diye sorarsanız eğer İstanbul şartlarında toplu taşımayı kullanarak kitap okumak istiyorum diyorsanız çok önemli. Kindle’ın bu konuda dezavantajı var.

Calibro’ya kitap almak da gayet kolay. benim kullandığım modelde wi-fi ile e-mağazaya bağlanıp krediniz ile kitap alabiliyorsunuz. Kitapları kredi kartı ile direkt olarak da satın alabiliyorsunuz. Ancak kredi yüklemenin de ayrı güzellikleri var. Mesela aylık belli bir bütçeyi otomatik olarak kitaba yatırmak gibi alışkanlık edinebilirsiniz.
Cihaz içinde farklı uygulamalar ile geliyor ama temel işlev kitap okumak olduğu için çok da kullanıcı bulacağını düşünmüyorum.

Çok yakın zamanda Android ve iOS cihazlar için de okuma deneyimi sunan yazılımla platform desteklenecekmiş. Acele edilmesinde fayda olacak bir uygulama. Şöyle ki her ne kadar tablet ve telefondan kitap okuma deneyimi çok verimli olmasa da e-kitap okuyucuyu her an yanınızda bulundurma imkanınız olmayabilir. Ayrıca o uygulamalardan kitap satın alma imkanı da sunulursa masaüstü bilgisayar bağımlılığı ortadan kalkmış olacak.

Özetleyecek olursak e-kitap basılı kitapları ortadan kaldıracak gibi gereksiz bir tartışmayı bir kenara koyarak gelecek dönemde kitap yayıncılığı pazarında büyümeye devam edecek. Ülkemizdeki kitap okuma oranları maalesef diplerde olduğu için pazarın kısa sürede büyümesini ummak çok gerçekçi olmaz. Ama okuyan kitle için tüketimi daha da arttıracak bir araç olması ve Türkiye Pazarı’nın ihtiyaçlarına göre kurgulanmış içerik ve ekosistemi ile Calibro büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Fiyat konusunda gerçekten alınabilir seviyelerde. Daha önce benzer cihazları bu fiyatların 3-4 katına satmaya çalışıp neden satamadığını düşünen diğer yayıncılar için de örnek teşkil edecektir.

E-kitaplar hakkındaki diğer yazılarım ;

Şimdi E-kitap Okuma Zamanı

Üzgünüm Yayıncı, Artık Öyle Değil

Korsan İçerik İle Mücadele – Bedava İçerik ve Sky Library

Gutenberg Yaşasaydı, Dijital Yayıncılığa Geçerdi

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yaşam / Yeni Medya

Günümüzde hemen her yaştan bireyler (Gençlerde oran dramatik olarak artıyor) uyku haricinde geçirdikleri zamanın yarısını ekranlar karşısında geçiriyor. Bu ekran TV, bilgisayar, tablet ve elimizden düşmeyen akıllı telefonlar. Devamlı bağlı şekilde yaşıyoruz. Hayatımızda yavaştan yer edinmeye başlayan bağlı nesneleri de (internet of things) hesaba kattığımızda 24 saatimiz çok yakında bağlı olarak geçmeye başlayacak. Peki nereye ve nasıl bağlandığımıza hiç kafa yoruyor muyuz?

3 Kasım haftası Gençlik ve Spor Bakanlığı KYK bünyesinde yer alan yurtlarda öğrencilerle karşılıklı sohbet yapmak için sırasıyla Batman, Siirt ve Bingöl
Üniversitelerindeydim. Toplamda 6 konferansta internet ve teknoloji bağımlılığından bunu nasıl fırsata ve faydalı işlere dönüştürebiliriz konusunu tartıştık. Sevindirici olan konu sadece İstanbul’da değil Anadolu’da da bir çok bölgede üniversite öğrencileri devamlı yeni projeler geliştiryorlar ve buna meyilliler. Gittiğim üniversitelerde de durum aynıydı. Türk Telekom ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığı ile yurtlarda kalan öğrencilere sınırsız hızlı internet bağlantısı sunuyor. Burada öğrencinin yapması gereken tek şey bu fırsatları değerlendirerek fikirler oluşturmalı ve bu fikirleri hayata geçirmesi kalıyor.

Ana konularımızdan biri de “Karanlık Sularda Gezerken” adını verdiğim bölümdü. Bu bölümde hergün birçok ekrandan ve akıllı sensörlerle donatılmış cihazlardan veri üretiyoruz ve bu veriler bazı merkezlerde toplanıyor. Paylaştığımız her resim Facebook’un face.com’u satın almasından sonra entegre edip geliştirdiği yüz tanıma yazılımları tarafından kontrol ediliyor. 140 karakterlik bir tweet yaklaşık olarak 160 parametre’de tweet’i atan kişi hakkında veriyi paylaşıyor. Kullandığımız bileklikler hergün nerede, ne kadar adım attığımızdan uykumuzda ne kadar verimli uyuduğumuza dair verileri topluyor. Tüm bu toplanan veriler anlamlandırılarak hakkımızda gayet gerçekçi ve bizi bizden daha iyi tanıyacak şekilde verileri sunuyor. Bunları yazarken teknoloji kötüdür kullanmayın diye değil sadece farkındalık oluşturarak atacağımız adımları, kullanacağımız servisleri ve gizlilik ayarlarının ne kadar önemli olduğuna değindik.

Diğer taraftan daha öğrenciyken kendi markalarını nasıl oluşturabilirler, gelecekte büyük dönüşümlere sebep olacak 3 Boyutlu yazıcı teknolojisi ve nesnelerin interneti üzerine de detaylı olarak sohbet ettik. Yazılım ve tasarım yetkinliklerinin arttırılması ile nesneleri daha akıllı hale getirerek ve ürünleri evde tasarlayıp üreterek yeni ekonomiler, yeni fırsatlar doğuyor. Hem orada yaptığımız konferanslarda hem de diğer platformlarda her zaman dile getiriyorum. Fırsatlar hiç bir zaman bitmiyor. Sadece kişilerin kendilerini fırsatlara açık hale getirmesi gerekiyor.

6 Konferanslık Güneydoğu seyahati benim için çok keyifli bir deneyim oldu. Aynı zamanda bölgenin doğal güzelliklerini ilk kez gören biri olarak kendime de kızmadım değil. Bu konferanslara gitmeme vesile olan Selim Çavuş’a da çok teşekkür ediyorum.



Page 1 of 712345...Last »