Yaşam


Sıkıldıysan “ Aklını Kullan Aksini Düşün “ Büyük Dönüşüm / Girişimcilik / Yaşam

“Bu kitap, yanlış sandığın
kararların yararları,
 
Risk almanın, hayatı nasıl 
garantiye aldığını, 
 
Mantıklı davranmanın, aslında çok da mantıklı olmadığı
hakkındadır. 
 
Bu kitap kendine güvenip 
Şansını denemek hakkındadır.”

Diye başlıyor efsane reklamcı Paul Arden’in kaleme aldığı Aklını Kullan Aksini Düşün .

1 Yanlış yapmayan insan hiç bir şey yapmıyordur - aklını kullan aksini düşün - paul arden

Ne zaman canım sıkılsa veya içine daldığım gündelik işlerin içinden çıkmaz duruma gelsem kitaplığımda senelerdir duran en önemli eserlerden “ Aklını Kullan Aksini Düşün ” ü alır bir kahve eşliğinde, çoğu zaman tek seferde okurum.

Bir insan hata yapmıyorsa, muhtemelen hiçbir şey de yapmıyordur.” En büyük hatamız hata yapmaktan korkmak değil mi?

Hayata herkesin, genelin baktığı gibi bakmanın çok da faydalı birşey olmadığını, asıl başarının hep genelin aksini düşünüp bu yönde çaba sarfedenlerden geldiğini keyifli bir dil ve önemli örneklerle açıklıyor efsane reklamcı Paul Arden. 2008 yılında geçirdiği kalp krizinden sonra aramızdan ayrılana dek 2 önemli kitabın yanısıra pek çoğunu hala anımsadığımız onlarca başarılı reklam kampanyasına imzasını atarken uyguladığı yöntemleri bu kitaba yazmış denilebilir. Türkçe çevirisini okuyanlar kitabın sonunda çevirmen Ferhat Tümer’in bence efsane bir sonsözünü bulacaklar. Onu buradan da paylaşmak isterim.

Paul Arden - Efsane reklamcı - yazar

“Oku, oku, oku..

Hayata geçiremiyorsan, onunla yarışamıyorsan, kaybedip vazgeçiyor, kazanıp gevşiyorsan, yıkamıyor, yapamıyorsan, değiştiremiyor, başlatamıyorsan, son veremiyorsan, yön veremiyorsan, eviremiyorsan, çeviremiyorsan, diş geçiremiyor, kafa atamıyorsan, laf anlatamıyor, söz dinletemiyorsan, altını üstüne getiremiyorsan, baş aşağı çeviremiyorsan, saçından tutup sürükleyemiyorsan, boğazına sarılıp istemiyorsan, karşısına dikilip yüzleşemiyorsan, düşünüp yapamıyorsan, ateşle oynayamıyorsan, sürüden ayrılamıyorsan.

Ne anladın o kitaptan?

Sürüden ayrılanı kurt mu kapacak?

Belki kurt yok. Belki gitti, bir ömür bekleyecek değildi. Belki de sürü uydurdu kurdu. Belki sadece kıl kurdu. Belki sıkıldı beklemekten. Belki görünce korkacak, deli sanıp kaçacak.

Belki de hepsi gerçek, kurt orada ve seni yiyecek.

Ama önce yakalaması gerekecek.

O seni yakalamadan sürü peşinden gelecek.

Ya da kısaltalım hikâyeyi, akılda kalsın.

Sana sürüden ayrılmamanı kim söylüyor?

 

Kurt mu, sürü mü?”

Kamil Mehmet ÖZKAN

2015’e Bakış – Neler Getirdi? Neler Götürdü? – Dijital Dönüşüm Yılı Büyük Veri ve Geleceği / Dijital Ekonomi / Ekonomi / Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

2015 yılı son dönemin en yoğun yıllarından biri oldu. Hem ülkemiz açısından hem dünya açısından büyük gelişmeler yaşandığı yılda sabah güne olumsuz başlayıp akşam sevinçle dönmek veya tam tersi duyguları yaşamak artık global dünya vatandaşları açısından normalleşti. Aynı zamanda hayatımızda iyice yer eden teknolojiler ile 2015 Dijital Dönüşüm yılı da oldu denilebilir.

Dünya daha iyi bir yer haline mi gidiyor o konu tartışmalı? Doğal kaynaklar tükenmeye, hava, toprak ve su kaynakları hızla kirlenmeye devam ediyor. Hayatımıza her gün yeni hizmet ve ürünler girmeye devam ederken tek istekleri cüzdanlarımızın boşaltılması ve bundan da öte bizimle ilgili tüm detaylar. Ne zaman, nasıl uyuyoruz, kalp atış hızımız, gün içinde ne kadar yemek yiyoruz, hangi olay karşısında sevinip hangisi ile üzülüyoruz. Kendimizi hem müşteri hem ürün haline getirmeye devam ediyoruz. Marshall McLuhan’ın “medium is massege” [Tam Metin]  önermesindeki “medium (ortam)” artık biz oluyoruz. Verdiğimiz bilgi ve ipuçları anlamlı hale getirilip yapay zekaların daha da akıllanması sağlanıyor. [Ted konfrans önerisi]

2015 neler getirdi neler götürdü - 2015 teknoloji ekonomi ve yaşam özeti

2015’in öne çıkan gelişmelerini AFP yukarıdaki infografikte toparlamış. 2015 bize neler getirmiş, neler götürmüş diye kısaca bakmak istedim.

Şubat’ta Apple 700 Milyar $’ı geçen piyasa değeri ile tarihin en değerli şirketleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Pek çok ülkenin GSMH’ı kadar iPhone satışlarından net kar elde eden şirketin geleceği konusunda pek çok teori konuşuluyor. Apple parasını nasıl değerlendiriyor dersiniz?

Apple dünyanın en değerli şirketleri arasında 700 milyar doları geçti

Mart ayına geldiğimizde ise öne çıkan gelişmelerden biri de 1400’den fazla müzenin koleksiyonlarını #Muesumweek hashtag’i ile paylaşması oldu. Dijital dönüşüm sanat alanında da pek çok yeniliğe neden oluyor. Yine Google’ın müzeleri sanallaştırma projesi ile onbinlerce sanat eserini oturduğunuz yerden görüntüleyip hakkında bilgi alabilirsiniz. AR gözlükler ile yakın dönemde çok daha deneyimsel sanat eserlerini sanal müzelerde görüntülüyor olacağız.

Nisan ayına geldiğimizde İsveç ilk uzaktan kontrol edilen hava kontrol kulesini açtı. Uzaktan kumanda edilen hava kontrol kulesi ise devamında gelecek büyük gelişmelerin habercisi. Yıllardır askeri amaçlı kullanılan IHA (insansız hava aracı) 2015’te yaydın olarak kişisel kullanıcılar tarafından edinildi. Uzaktan kumanda edilen sivil uçakların da habercisi olabilir. Bir süredir havacılık firmaları bunun üzerinden yoğun olarak çalışıyor zaten.

Nisan ayında yine öne çıkan gelişmelerden biri Apple’ın cihazları ile topladığı veriyi IBM ile birlikte sağlık alanında yapılan büyük araştırmalarda kullanmaya başlaması ve yapay zeka çalışmaları için kaynak olarak kullanılması oldu. Kullandığımız tüm teknolojik araç ve platformların çıktısı veri artık yeni yöntemler ve yapay zeka yazılımları ile daha anlamlı hale getiriliyor. Sağlık, iklim, ekonomi… 2016’da daha ileri uygulamalarını göreceğiz.

Haziran ayına geldiğimizde ise Apple’ın uzun süredir üstünce çalıştığı Apple Watch lansmanı yapıldı. Hakkında pek çok iyi-kötü yorumlar yapılmakla birlikte akıllı saat piyasasını geniş kitlelere açma adına önemli bir adımdı. Artık saatler anlık olarak kalp atışınızı, attığınız adımı, sağlık durumunuzu kontrol ediyor. Tüm bu gelişmeler sürerken insan bir yandan da George Orwell’in 1984’ündeki tele-ekranları hatırlamıyor değil.

Google-Alphabet yeni yapılanması - kamil mehmet özkan

Ağustos ayında artık hayatımızdan bir arama motorundan fazlasını ifade eden Google tüm şirket ve faaliyetlerini Alphabet ana çatısı altında toplandı. Google’ın ise bu yapılanma ile CEO’su değişti. Sürücüsüz araçlardan akıllı termostatlara, uzay araştırmalarından askeri robot üretimine kadar pek çok öne çıkmayan Google ürünü gelecekte dijital bilgi kaynağının yapay zeka ve robotik form ile hayatımızda daha fiziksel alanlarda yer almaya başlayacağının göstergesi.

Eylül ayında ise bir zamanların en büyük furyalarından olan grup satınalma devi Groupon’un 1100 kişiyi işten çıkardığını öğrendik. Bir zamanlar sadece Türkiye’de 200’den fazla kopyası yapılan grup indirim siteleri tarafında ise eski heyecan kalmamış durumda. Pek çoğu piyasadan çekilirken kalanlarda küçülmeye devam ediyor. Peki sonraki adım ne? Öne çıkan trendler olmakla birlikte henüz ön plana çıkan bir model yok. Umutlar 2016’ya kaldı.

volkswagen kirizi ve markaya etkisi

Yine Eylül ayında Dünya’nın en büyük otomobil üreticilerinden olan Volkswagen’ın araçların emisyon değerlerini ölçen cihazlarda sahtekarlık yaptığı ve havayı çok daha fazla kirlettiği ile ilgili skandal patlak verdi. Marka açısından karşılaştığı en büyük krizlerden biriydi. Üst yönetim koltuğunu kaybederken beklenenden az bir zararla atlatıldı denilebilir. Pek çok komplo teorisi de ortaya atıldı bu skandal ile ilgili. Paris konferansından önce olması ise ayrı bir ironi olarak kayıtlara geçti. Sonuçta bu skandalın ABD’li Ford ve GM’un satışlarına katkısını yıl sonu raporlarından göreceğiz.

Özelikle Z kuşağının yeni gözdesi Snapchat Kasım ayında günlük 6 Milyar video görüntülemeyi geçerek kendi alanında bir rekora imza attı. Snapchat yeni nesil tüketicinin istek ve alışkanlıkları konusunda hem dijital platform sahiplerinin hem de diğer tüm markaların yakından takip etmesi gerken bir platform. Yeni nesil tüketici ne ister konusunda büyük ipuçlarını barındırıyor.

Alibaba singles day ile satış rekorları kırdı

 

Kasım ayında Alibaba Çin başta olmak üzere dünyanın her yerinde tüketimi arttırmak adına uydurduğu Singles Day’de 14.3 Milyar dolarlık satış yaptı. Bu tek günde yapılan gelmiş geçmiş en büyük satışlar arasında yerini alırken tüketim çılgınlığının nerlere vardığı konusunda da örnek olarak gösterilmeye başlandı. Bu siparişlerin arka planında ise büyük lojistik ve servis operasyonu yönetmek gerekiyor.

Aralık ayının son günlerinde ülkemize yönelik büyük bir siber saldırı ile karşı karşıya kaldık. Türkçe domainlare ve özellikle bankalara yönelik saldırının hasar raporu henüz ortaya çıkmadı ancak savaşların artık top ve tüfeğin yanı sıra siber ortamda da yapıldığının farkına varmamız için önemli bir uyarı oldu. Savaşlar da dijital dönüşümden nasibini aldı.

adele

 

Aralık ayında online müzik servislerinde Beatles’ın tüm albümleri kullanıcılara sunulmaya başlanırken bu yılın Taylor Swift’ten sonra Adele’nin de albümünü Spotify, Apple Music gibi servislere vermemesi büyük ses getirmişti. Bir Spotify kullanıcısı olarak benim de üzüldüğün bu karar iTunes’tan albümün tamamını almama gel olmadı tabi.

2015 dijital dönüşüm yılı oldu. Pek çok sektör dijitalleşme süreçlerinden etkilenmeye devam ediyor. Dijital dönüşüm için önceden hazırlıklı olanlar Üsküdar’ı geçerken geride kalan firmalar için durum pek iç açıcı değil.

2016’da ise özellikle büyük veri, arttırılmış gerçeklik ve yapay zeka teknolojileri ve 3D printer’ların daha da marifetlenmesi ile yepyeni servis ve hizmetler hayatımıza girmeye devam edecek. Hayatımıza yönelik daha fazla veriyi firmalar ile paylaşacağımız, sosyal medya platformlarında daha fazla vakit geçireceğimiz bir yıl olması planlanıyor. 2016 yılının olumsuz gelişmeler anlamında daha sakin olmasını umut ediyoruz.

Kamil Mehmet ÖZKAN


24 Adımda Başarılı Startup [Kitap] Büyük Dönüşüm / Girişimcilik / Yaşam / Yönetim

Girişimcilik son 10 yılın en çok kullanılan terimlerinden biri. Özellikle bollaşan kaynaklar ve artan talep ile birlikte iş dünyasında pek çok sektörde dijital yıkım yaşanıyor olması, girişimciliği popüler mesleklerden biri haline getirdi. Bu konu üzerine çok yazılıp çizildi. Peki nasıl başarılı startup kurulur ve yönetilir. Ancak çok azı yılladır MIT’de öğrencilerine başarılı girişim için atılması gereken adımları öğreten Bill Aulet’in son kitabı Disciplined Entrepreneurship kadar faydalı bilgiler içeriyordur.

MIT mezunlarının girişimlerinin değeri trilyonlarca doları bulurken Stanford’dan sonra bu alanda ikinciliği göğüslüyor. Bu ekosistemi başarılı kılan 24 adım Türk Hava Yolları Yayınları olarak Türkçe’ye kazandırdığımız “Başarılı Startup için 24 Adım, Disciplined Entrepreneurship” kitabında yer alıyor. Kitabı okuduğumda ilk düşüncem keşke yıllar önce böyle bir kaynağım ve yol haritam olsaydı oldu. Hayatının bir döneminde bir girişimde bulunmuş ve başarısız olmuş veya istediği noktaya ulaşamamış herkes eminim bu tepkiyi verecektir. Kitabı tüm seçkin kitapçılardan alabileceğiniz gibi Sky Library uygulamasından ve web sitesinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kitapta genel olarak 6 başlıkta 24 adımda başarılı bir girişim için atılması gereken adımlar bir yol haritası olarak sunuluyor. Gerçek hayattan örnekler ile daha keyifli hale gelen bu check list ile başarılı olmamanız için neredeyse bütün sebepleri ortadan kaldıracaksınız.

Genelde girişimlerde en son düşünülen sorular ilk başta sorarak asıl amaç ve hedefinize ulaşmanız kolaylaşacak. Başarılı startup için “Müşterimiz kim?”, “Müşterimiz için ne yapabilirsiniz?”, “Müşterimiz ürünümüzü nasıl alır?”, “Ürününüz ile nasıl para kazanabilirsiniz?”, “Ürününüzü nasıl tasarlayacak ve üreteceksiniz?”, “İşinizi nasıl ölçeklendireceksiniz?” ana başlıkları ile bol sorgulamalı ve asıl yapılması gereken olduğu gibi ürün ve müşteri üzerine çok düşünmeli bir yolculuk sizi bekliyor. Pek çoğumuzun tecrübe ettiği gibi arkadaşlarımızın talep ettiği veya hayalimizdeki ideal müşterilerin satın alacağı bir hizmeti altyapısız kurgulamak ile başarılı bir girişim maalesef mümkün değil. Ürün ne? Müşteri Kim? Neden bizden alsın? Biz ne yapabiliriz? Gibi basit ama genelde atlanılan sorulara cevap ararken aslında kendinizi ve ürününüzü de yakından tanıyacaksınız.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Müşteriyi ve Mega Trendleri Anlamak. (Bir Batış Öyküsü) Büyük Dönüşüm / Marka Yönetimi / Yaşam

“Eğer mega trendleri takip etseydi Instagram’ı Kodak kurmuştu.”
“Eğer gerçekten insanları birbirine bağlasaydı Facebook ilk Nokia mühendislerinin aklına gelmişti.”
Geçtiğimiz hafta Digit Emea’da Igor Beuker’den dinlediğimden beri bu iki cümle aklımı kurcalıyor. Bahsettiğimiz 2 dev şirkette zamanında yaptıkları inovasyonlarla, geliştirdikleri ürünler ile milyarca insana dokunmuş, zamanın en büyük şirketleri olmuş. Milyarca dolar cirolar, onlarca ülkede ofisler kurmuşlar. Biri fotoğrafçılık alanında çığır açmış, diğer bir dönem neredeyse her 3 cep telefonu kullanıcısının 2’sinin cebine girmiş olan bir telefon üreticisi.
Peki ne oldu da bu iki dev ve her geçen gün artan sayısı ile bir zamanlar iş dünyasının devi olmuş markalar birer birer sahneden çekiliyor. Nokia’nın binlerce pazarlama profesyoneli ve mühendis ile yapamadığını Whatsapp nasıl 40 kişi ile yapmaya devam ediyor. Fotoğrafın olmasa ve son kullanıcı tarafında yaygınlaşmasında en büyük şirket olan Kodak neden yok olup gitti de diğer taraftan fotoğraf ve insan faktörünün farklı bir şekilde yorumlayan Instagram başarılı oldu.

Nokia'a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi.

Nokia’a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi. Mega trendleri takip edemedi.

Şimdi buraya kadar okuyanlar ne Kodak ile Instagram’ın, ne de Nokia ile Facebook’un aynı kulvarda rekabet eden firmalar olmadığını savunacaklarıdır. Ben de tam onu sorgulamak istiyorum. Tüketicinin ihtiyaçları, beklentileri her geçen gün değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Bundan 10 yıl önce bir ürünü internete bağlı kılmak için ekstradan 100$ ödemeye hazır olan tüketicinin yerini günümüzde eğer bir ürün bağlı değilse hiçbir şekilde değerlendirmeyen bir tüketici ile muhatap tüm firmalar.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Değişen tüketici ihtiyaçları ve alışkanlıkları son dönemin en popüler konularından ancak kaç firma gerçekten müşterilerini dinliyor ve bundan daha da öte anlıyor. 15 yıl önce Nokia’da çalışan bir mühendis veya iş geliştirme uzmanı firmanın geleceğinin insanları sanal bir ağda bağlamak olduğunu, ürettikleri tüm telefonlarda bunu kolayca gerçekleştirebilecek bir yazılım geliştirilmesi gerektiğini sunsa muhtemelen bu sıradışı teklifi kabul edilmeyecek, zaten hızla büyüyen pazarla ve satış hacminin bu gibi akıldışı (!) projelere ihtiyaç duymadığı konusunda fikri sunan kişi ikna edilecekti. Facebook’un da ötesinde iPhone lansmanından sonra kan kaybetmeye başlayan firma battığını anlayıncaya kadar tuşları olmayan geniş ekranlı telefonlara yönelmeyi reddetti. Tüketiciyi dinlemek yerine yine kendi bildikleri dünyanın gerçekleri ile hareket etti. Diğer taraftan bir başka treni de hızla yaygınlaşan Android işletim sistemini kullanmak yerine uzunca bir süre kendi yazılımı ile devam etme kararı aldı. Hata olduğunu anladığında ise yine başka bir hata yaparak Microsoft’un ekosistem olarak çok zayıf kalmış işletim sistemi ile devam ettiler.
Nokia, “Connecting People” mottosunun gereği Facebook gibi bir platform kurmanın ötesinde temel işi olan cep telefonu üretimi konusunda da arka arkaya 4 ölümcül hata yaparak tüketiciyi dinlemememin maliyetini sahneden çekilerek ödedi. İşin ilginç yanı Microsoft ile imzaladığı anlaşma gereği telefon üretim sınırı kalktığı tarihte Android yazılımlı cihazlar geliştiren bir firma haline geldi. Diğer taraftan Samsung Apple ile başlayan yeni cihaz trendine kulak verip mevcut tasarımlarını ve platformunu terk edip Android ile devam etti. Geldiğimiz noktada yine dünya devi olmasına rağmen her lansmanda bazı jenerik özellikleri güncellemekten öte inovasyon sunamayan Apple’da muhtemelen 5-10 yıl içinde bu performansı ile bulunduğu noktanın çok gerisinde olan bir şirket olarak karşımıza çıkacaktır.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri'nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri’nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

 

Önemli olan sadece sektöründeki gelişmeleri takip etmek değil. Dijital dönüşüm olarak adlandırılan Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yaşandığı günlerdeyiz ve pek çok sektör, faaliyet alanları, pazarların birbirine girdiği bir dönemdeyiz. Şirketleri mega trendleri ve müşteri isteklerini daha dikkatli takip etmesi, yorumlaması ve buna yönelik aksiyon alması gerekiyor.
Sizce 10 yıl sonra Dünya’nın en büyük otomobil üreticisi kim olacak? GM, Toyota, Apple, Tesla, Google?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Nereye Doğru Gidiyoruz? Büyük Dönüşüm Büyük Dönüşüm / Yaşam

Medeniyet tarihine kısaca bakıldığında ateşin bulunması, tarıma geçiş süreci, tekerleğin kullanılmaya başlanması, buhar gücü ile elektrik elde edilmeye başlanması, petrol kaynaklı kimya ürünlerinin kullanılmaya başlanması, radyo sinyallerinin yaygınlaşması derken pek çok önemli gelişme listelenebilir. Bu gelişmelerin her bireri insanlık tarihini değiştirecek ve nerdeyse gezegende yaşayan tüm insanları etkileyecek gelişmeler. Ancak tüm bu devrimci gelişmelerin ortak özelliği her bireri görece uzun bir süreçte yaygınlaşmış ve tüm insanlığı etkileri altına alma süreleri çoğunlukla bir insan ömründen çok daha fazla sürece yayılmıştır. Aslında medeniyet hep bir dönüşüm ( büyük dönüşüm ) içerisinde. Ancak son dönem o kadar hızlı ki…

Hiçbir gelişme 1990’ların ortasında hayatımıza giren İnternet ve buna bağlı teknolojik gelişmeler kadar hızlı yaygınlaşmamış, günlük hayatımızı, iş yapış biçimlerimizi kökten değiştirecek etkiler bırakmamıştır. Önceleri sadece iletişim yöntemlerimizi değiştirir iken fiziksel ürünlerin üretilmesinden, kopyalanmasına, kokunun gönderilmesinden, düşünen robotların üretilmesine, sürücüsüz araçların trafiğe girmesinden, yapay organların print edilmesine kadar hayatımızı değiştirmekle kalmayıp ayrıca tüm sektörlerde iş yapış biçimini değiştirip, binlerce yıldan beri kullanıla gelen para kavramını tekrar düşünmemizi sağladı. Aracıların ortadan kalktığı tüketicilerin aynı zamanda üreticiler haline geldiği, klasik pazarlama, yönetim, finans kurallarının anlamsız kaldığı bir dönemdeyiz. Dönüşmeye devam ediyoruz.

büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Peki nereye doğru gidiyoruz?

Bu sorunun cevabını tam olarak vermek henüz güç. Her şeyin günlük güneşlik olduğu, tüm gezegenin gelişmiş ve huzur içinde yaşadığı ütopyaya doğru mu gidiyoruz, yoksa kullandığımız teknolojilerin bizi esir ettiği, kaynakları tükenmiş bir gezegende yapay zekaların kölesi olduğumuz bir distopyaya doğru mu gidiyoruz zaman gösterecek.

büyük dönüşüm çağında artık 3d printerlardan yapay organlar üretiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada artan üretim ve tüketim ile birlikte markalar, platformlar her geçen gün büyümeye devam ederken diğer taraftan Dünya’nın doğal kaynakları aynı hızda tükenmeye devam ediyor. Özellikle son 300 yılda hayatımızda yer alan üretim, dağıtım, pazarlama, bankacılık, finans gibi alanlar hiç olmadığı kadar dönüştü. Uluslararası ilişkiler, rekabet ve savaşlar kökten değişti. 2015’in dünyasında bankalara ve devletlere ihtiyaç duymayan Bitcoin para birimi Nobel’e aday gösteriliyor. Aynı zamanda karanlık alışverişler için en uygun araç olarak kullanılmaya devam ediyor. Hayatımızı kolaylaştırmasını ümit ettiğimiz robot ve drone teknolojileri akıllanmaya ve yapay zeka ile kendi kişiliklerini elde etmeye başlarken diğer taraftan her geçen gün lanse edilen modellere bakıldığında yakın dönemde ölüm makinelerine dönüşmemeleri için hiçbir sebep yok. Şehirlerin güvenliklerini sağlayan robotlar sizi suçlu olarak analiz edip yaralama yetkisi kazanabilir. Bilgi her yerde ve her yerden erişilebilir. En mahrem olanlar bile… Devletlerin bile en mahrem bilgilerini saklayamadıkları bir ortamda kişilerin bilgi gizliliği daha fazla para veren reklam veren çıkana kadar gizli tutuluyor. Toplumsal olayları çıkarmak için sosyal medya platformları ile çocuk oyuncağı haline gelirken kıtalar arası askeri operasyon yapmak Playstation’da savaş oyunu oynamak kadar kolaylaşıyor.

büyük dönüşüm çağında George Orwell'in bin dokuz yüz seksen dört 'ünü yaşıyoruz.

Büyük Dönüşüm Çağı

Peki nereye doğru gidiyoruz gerçekten? Amacım karamsar bir gelecek çizmek değil. Ancak hayatımız boyunca daha önce hiçbir atamızın maruz kalmadığı kadar dönüşümün içindeyiz. Büyük dönüşüm çağını yaşıyoruz. Eğer devam edecek olursa bu zamanları tarih büyük harfler ile yazacak. Belki yazı da ortadan kalkacak. Kim bilir. Diğer taraftan bu büyük dönüşümü gerçekleştirenler de bizleriz. Nasıl bir gelecek istediğimize karar verip ona göre hareket etmek bu gezegende yaşayan tüm inşaların sorumluluğu altında.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yenilenebilir Enerji ve Geleceği Büyük Dönüşüm / Yaşam

Sanayi devrimine kadar nüfus ve keşiflere bağlı olarak farklılık gösterse de dünya üzerinde kullanılan enerji hiç bir zaman sanayi devrimi sonrasında başlayan enerji açlığı kadar olmadı. Sanayileşme, buhar enerjisi ve elektrik kullanımını artmasına paralel olarak fosil yakıtların kullanımının da aynı oranda artışını sağladı. Hem ilk zamanlarda üretim maliyetlerinin çok yüksek olması hem de hızlı bir sıçrama ile her geçen gün enerji ihtiyacının artmaya devam etmesi yenilenebilir enerji kaynakları yerine fosil enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı. Günümüzde hala en çok kullanılan enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı artarak devam etse de henüz ciddi paylar almasının zaman alması bekleniyor. En azından fosil yakıtların bittiği güne kadar.Yenilenebilir Enerji

 

Kısaca fosil enerji kaynaklarını açıklayacak olursak; Fosil yakıtlar milyonlarca yıl boyunca çürüyen bitki, hayvan, dinozor vb. canlılar ve basınç etkisinin birleşimi ile oluşmuştur. Oluşmaları oldukça uzun bir süre aldığı ve tüketimleri de çok daha hızlı şekilde gerçekleştiği için bu yakıtlar yenilenebilir olarak adlandırılmazlar. Çevreye verdiklere zarara ek olarak, fosil enerji kaynakları tükenmektedir. Enerji tüketiminde bu hızla devam edersek fosil yakıtların 50 sene gibi kısa bir sürede tükeneceği öngörülüyor. Bu da yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı değerli kılıyor.

Yenilenebilir enerjiyi basitçe tanımlamak gerekirse; Üretimi için sürekli devam eden doğal süreçlerden faydalanan, üretim için kullandığı kaynakların tükenme hızından çok daha kısa sürede kendini yenileyebilen enerji. Yani kaynağı asla tükenmediği (sürdürülebilir olduğu) gibi, doğal süreçlerle ortaya çıktığından çevreye üzerinde yarattığı etkiler önemsiz bir seviyede kalmaktadır.

Yenilenebilir Enerji'ye yatırım global anlamda her geçen gün artıyor.

(U.S. Air Force photo/Airman 1st Class Nadine Y. Barclay)

Hangi enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır diye baktığımızda; rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle enerji kaynakları olarak karlımıza çıkıyor. Bu enerji kaynaklarından üretim için yatırım maliyetleri her geçen gün düşmekte, yatırımcılar için cazip bir alan haline gelmektedir.

Enerji tüketimine bu hızla devam edersek 50 yıl içerisinde tüm fosil kaynakları tüketmiş olacağız. Her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamanın ise 2 yolu var. İlki daha verimli sistemler kullanarak daha az enerji tüketmek. İkincisi ise yine verimliliği arttırarak yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji üretiminin sağlanması.

Son yıllarda pek çok alanda yaşadığımız dijital devrim günlük hayatta evlerde, iş yerlerinde ve sokaklarda da gerçekleşmeye başladı ve giderek akıllanan evler ve şehirlerle birlikte enerji tüketimi konusunda umut vadeden gelişmeler yaşanıyor. Akıllı şehir konseptinde en çok enerji tüketiminin olduğu alanlardan olan ulaşım alanında temiz enerjiden elde edilmiş sistemler yoğun olarak kullanılmaya başladı. Diğer taraftan akıllı aydınlatma sistemleri ile artık çok daha az ve verimli enerji tüketimi yaşanırken, enerji depolama alanındaki gelişmeler sayesinde pek çok aydınlatma aracı gün içinde güneş enerjisinden depoladığı enerjiyi gece kullanarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı biraz olsun azalmasını sağlıyor.

Son kullanıcı cephesinde ise sensör maliyetlerinin azlaması, akıllı sistemlerin gelişmesi ve bağlı cihazların günlük hayatta yaygınlaşması sonucu akıllı araçlar ile enerji tüketimi optimum seviyede tutuluyor. Kullanıcının hareketlerini gözlemleyerek aksiyona geçen termostat Nest ile birlikte pek çok alanda akıllı cihazlar çoğalarak artmaya devam ediyor. Diğer taraftan sanayide ise tüm prosesler kontrol ekranlarından anlık olarak kontrol edilmekte ve üretim için kullanılan enerji miktarı minimum seviyelere çekilmeye devam edilmektedir. Pek çok üretim şirketi aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya da başlamıştır.

Yenilenebilir Enerji en büyük fosil yakıt tüketen otomotiv sektöründe de kendine yer edindi.

Fosil yakıtların en çok tüketildiği alanlardan biri olan araçlar konusunda ise 1900’lü yılların başında fosil yakıtlı araçlara karşı yenik düşen elektrikli araçlar Tesla markası ile birlikte yine yoğun olarak gündemimize girmiş durumda. Yeni modeller tanıtılırken pek çok yaygın araç üreticisi sadece elektrikle çalışan veya hibrit yakıt kullanan modellerini tanıtmaya ve geliştirmeye devam ediyor. Tesla’nın tüm patentlerinin kullanımını açması ise elektrikli araçların yaygınlaşması için umut verici.
Diğer taraftan enerji depolanması üzerine de çalışmalar devam ediyor. Özellikle yenilebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için enerjinin depolanması büyük önem arz ediyor.

1800’lü yılların sonları ile hızla sanayileşmeye ve kentleşmeye başlayan dünya, enerji ihtiyacını büyük ölçüde yenilenmesi için binlerce yıllarca yıl gerekecek fosil kaynakları tüketmenin eşiğinde. Kaynaklar tamamen tükenmeden yenilebilir enerjinin kullanımının arttırılmasına yönelik özellikle gelişmiş toplumlarda büyük çaba var. Ancak dünyanın üretim merkezi olan Çin ve diğer Asya ülkelerinde artan enerji ihtiyacının çok büyük bölümü  fosil yakıtlar ile sağlanıyor. Yenilenebilir enerjinin kullanımının yaygınlaşması ise düşen maliyetler ve gelişen teknoloji ile her geçen gün artıyor. Bu da sanayi devriminden günümüze hayli yorduğumuz dünyamız ve doğal kaynakları için sevindirici.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? – [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Yaşam

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] - hayat hikayesi

Hepimizin ortak şikayeti olan ve modern şehirli insanın en büyük alametifarikalarından olan, zamanın, yapılacak işlerimize, ulaşmamız gereken hedeflere, almamız gereken yeni teknoloji cihazlara veya tatile çıkmaya yetmemesi.

En kötüsü de yine hayattaki sevdiklerimize ve çoğu zamanda sadece cümle içinde sıfat olarak kalacak olan hayatın anlamı çocuklarımıza yetmeyecek kadar olması.

Daha önce çok kereler farklı kişilerden dinlediğim bir anektodu, Fahri Tugay’ın deneyimlerini paylaştığı “Her Zaman Bir Yol Vardır” kitabında ilk kez orjinal hali ile okuyunca 3 gündür beni bir düşünce sardı. “Hayattaki büyük taşlarım neler?” Sizlerle de paylaşmak isterim.

Bir gün Northwestern Üniversitesi, Kellog Business Scholl’da İş İdaresi Master dersinde profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa süre baktıktan sonra, “Bugün zamanı verimli kullanmak konusunda birlikte bir çalışma yapacağız.” der.

Kürsüye yürüyüp, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarır. Sonrasında kürsünün altından yumruk büyüklüğünde taşları çıkarıp büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başlar. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Öğrenciler kavanozun başkaca taş almayacağından emin oldukları için hep bir ağızdan “Doldu” diye cevaplarlar.

Profesör, “Öyle mi?” cevabının ardından kürsünün altına eğilerek bir kova kırılmış küçük taş çıkartır. Bunları kavanozun içine yavaş yavaş döker. Sonra dikkatli şekilde sallayarak taşların yerleşmesini sağlar. Öğrencilerine döner ve bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Bir öğrenci kısık sesle “Dolmadı herhalde” diye cevaplar.

“Doğru” der profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum alır ve tüm kum taneleri taşların arasına doluncaya kadar yavaş yavaş döker. Gene öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Tüm öğrenciler hep bir ağızdan “Hayır” diye bağırırlar.

“Güzel” der profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su alır ve içi taşlarla dolu olan kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşaltır.

Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sorar.

Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu olursa olsun, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır.” diye atlar ve soruyu cevaplar.

“Hayır!” der profesör. “Bu deneyin asıl anlatmak istediği eğer büyük taşları baştan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri kavanoza hiç bir zaman koyamayacağınız gerçeğidir.”

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam eder;

“Nedir hayatımızdaki büyük taşlar? Çocuklarımız, eşlerimiz, ailemiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, işimiz, eğitimimiz, hayallerimiz, sağlığımız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız bunlardan birisi, belki birkaçı, belki hepsi. Bu akşam uyumadan önce iyice düşünün ve hayatınızdaki sizin büyük taşlarınız hangileridir. Karar verin.

Bilin ki, büyük taşlarınızı kavanoza yerleştirmezseniz hiçbir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olurusunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir.” der ve kendisini şaşkınlıkla izleyen öğrencileri sınıfta bırakarak çıkar gider.

Geçtiğimiz günlerde sevgili Selim Çavuş “Bir kitap, altını çizdiğimiz sadece 3 cümlenin hayatımıza adapte edilebilmesi için okunur bazen.” şeklinde bir tweet atmıştı. Gönülden katılmakla birlikte beni de 3 gündür yukarıda okuduğum hikaye, düşüncelerin içine dalmama sebep oldu. Şuan hayatımdaki büyük taşlar neler ve ben bunların hepsini kavanozun içine sığdırabiliyor muyum?

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Hayatımızdaki öncelikler neler

Öyle ya da böyle bir hayat yaşadıktan sonra öleceğiz ve öncesinde sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Bizi sevenleri arkada bırakacağız. Ve inanın bu dünyadan çekip gittiğinizde ne bitmeyen yapılacaklar listesinin, ne bitiremediğiniz alınacaklar listesinin ne de birgün gerçekleştirmeyi hayal ettiğini ama hep daha iyi bir gelecek hazırlamak bahanesi ile hep terk ettiğiniz sevdikleriniz bir anlam ifade edecek.

Peki ya sizin hayatınızdaki en büyük taşlar neler?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Suç Dünyasının Dijital Dönüşümü Büyük Dönüşüm / Yaşam

Hollywood aksiyon filmlerinin vazgeçilmez senaryolarından olan bilim insanlarının bulduğu faydalı bir teknolojinin silah haline getirilmesi ve karizmatik ajanların bu silahı etkisiz hale getirmesine film izlemeyi seven herkes aşinadır. Gerçek dünyada da ileri teknolojik ürünleri (genelde askeri amaçlarla icat edildiği için) ilk zamanlarında suç örgütleri tarafından aktif olarak kullanır. Her zaman bir kaçış noktası arayan suçlulara en büyük yol göstericilerden biri olmuştur teknoloji.

DARPA’nın yaptığı ve Koreli bir firmanın kazandığı robot yarışması ileride ne tür suç şekillerine gebe olacak hep birlikte göreceğiz. İyi amaçlarla tasarlanmış ve felaketlerden başarı ile kurtulmayı başarmış robot kim bilir belki de ABD – Meksika sınırında uyuşturucu kaçakçılığı için kullanılacak yasadığı örgütlerce. Yine bu düşünceler ile Wired okuyarak Boğaziçi köprüsünün akşam trafiğinde yavaş yavaş geçen serviste dijital dönüşümün suçluları da dönüştürdüğü düşünceleri ile birbiri ile alakasız ama alt alta koyduğumuzda bir yerlerde birleşen aşağıdaki haberleri aklıma getirdi.

1431988857598.cached

Geçtiğimiz yıl Meksika kartelinin kendilerini şikayet eden bir tweet üzerine katlettikleri Felina isimli kadın mesela. Uyuşturucu kartellerinin hergün hayatı kabusa çevirdiği Meksiko şehri banliyölerinde kedi kadın avatarlı ve kendine Felina adın veren bir kadın muhbir Tamaulipas’taki yerel çetelere karşı cesaret adlı ve 100.000 takipçili bir hesaptan tweet atıp çatışmaları haber veriyordu. Çete liderleri teknoloji ile yakından ilgili olacak ki tweet’lere çok kızıp Valor por Tamaulipas (Tamaupalis için Cesaret) grubu yöneticilerinin kellesine 48.000$’lık ödül koyar. @Miut3 ismi ile gelişmelerden haber veren Felina’nın hesabından en son 16 Ekim’de “ #reynosafollow FRIENDS AND FAMILY, MY REAL NAME IS MARÍA DEL ROSARIO FUENTES RUBIO. I AM A PHYSICIAN. TODAY MY LIFE HAS COME TO AN END.” postu çıktı. Kısaca katil ailesi ve sevenleri için Maria Del Rosairo Funtes Rubio’nun sonu gelmiş demekti. Suç örgütleri Twitter’dan iz sürerek kontrol edemedikleri haber kaynağı olan Twitter hesabının kurucusunu infaz ettiler. Geleneksel medya’ya gelince, karteller zaten yıllardır yerel haber kaynaklarını baskı ve kontrol altına aldıkları için bir tehdit olarak görmüyorlar.

silk road ve dark web - FBI operasyonu - Dijital Suçların dönüşümü

Bir diğer haber 29 Mayıs tarihinde The Economist haberinde yer alıyordu. Dark web’in popüler adreslerinde Silk Road 2.0 FBI’ın şaşalı bir operasyonu sonucu kapatılmış ve kurucusu olduğu iddia edilen Ross Ulbricht ömür boyu hapse mahkum edildi. Dark web nedir ? Hatırlanacağı üzere dark web sitelerinde uyuşturucu ve silah ticaretinde kullanıldığı iddia edildiği için Bitcoin’de bir ara kara propagandanın kurbanı olmuştu. Oldukça pratik ve devrimci bir para birimi olduğu için kullanılmış olabilir. Ancak konumuza dönece olursak Silk Road 2.0’ın kapatılmış olması ilk zamanlarda yasadışı pazarı küçültse de yaklaşık 9 ay sonra yasadışı uyuşturucu ve diğer ürünlerin toplam pazarı yine aynı büyüklüğe erişmiş durumda. FBI operasyonu Silk Road 2.0’ın rakipleri olan Evolution, Agora ve Nucleus’a yaramış görünüyor.

norse-1

Yasadışı ticaret ve suçlululara yönelik operasyonlar tabi ki devam etmeli. Ama diğer taraftan suçlular da dijital dönüşümün nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyor. Yine bugünlerde ABD istihbarat birimlerine yönelik yapılmış hacking saldırısı bunun en büyük kanıtlarından. [1], [2] Eşlerinden ve çocuklarından yıllardır gizli görevlerini saklayan ajanların isimleri web’de bir yerlerde listeler halinde deşifre ediliyor. Ülkeler arası casusluk çalışmaları eskiden beri olmaktaydı. Hiç bir zaman bu kadar kolay ve fiziksel sınırların ortadan kalktığı sanal bir ortamda olmamıştı.

Tüm kullanıcıların çok daha dikkatli olması gereken bir dünyada yaşıyoruz. Güvenli şehirler, güvenlikli sitelerde yaşayabilirsiniz. Her yerini kameralar ile donatabilir, silahlı insanlar tarafından korunabilirisiniz. Ancak bu önlemlerin hiçbiri dijital dünyada yapacağınız bir tık’tan sonra gelecek tehlikeleri önlemeye yetmiyor. Teknolojik gelişmeler hayatımızı her yönüyle dönüştürmeye devam ederken tehditleri ve kötülükleri de dönüştürüyor. Suç dünyasının dijital dönüşümü gerçekleşiyor.

Kamil Mehmet ÖZKAN



Page 1 of 812345...Last »