Pazarlama


Dijital Dönüşüm ile birlikte marka kavramı ve yönetimi de köklü değişikliklere uğruyor. Dijital Dönüşüm / Pazarlama

Marka kavramı bir dönem sadece kreatif reklam ajanslarının oluşturduğu logo, slogan, reklam filmi, ürün ambalajından ibaret olarak kabul edilirken günümüzde dijital iletişim, ticaret ve üretim sistemlerinin dönüşmesi ile birlikte pazarlama ile birlikte çok sofistike ve yönetilmesi zor hale gelmiştir.

Fiziksel olarak olmasa da dijital dünyada sınırlar kalktığı için bugün marka vaadinin sadece mevcut pazarlar ve hedef kitle için değil, global pazarda yer alan hedef kitleye göre konumlandırılması gerekmektedir. Sosyal medya araçları başta olmak üzere tüm dijital iletişim kanallarından markayı takip eden veya etkileşimde bulunan kullanıcılara ürün ve hizmetler ile ilgili ilginç hikayeler anlatmaya devam ederken diğer yandan dijital mecraların tamamında marka hakkında yapılan tüm konuşmaları dinlenmesi, gerektiğinde markanın konuşmalara dahil olması, ürün ve hizmetlerin bu konuşmalardan alınacak geri dönüşlerle geliştirilmesi gerekmektedir.

Marka Yöneticilerinin Dönüşümü

Eskiden marka yöneticilerinin görevi iletişim materyallerinde kullanılan imaj ve metinlerin görsel kimliğe uygunluğunu kontrol etmekken günümüzde pazarlama faaliyetlerinin bir uzantısı olarak marka yöneticilerinin görevi de ürünün tasarlanmasından satış sonrası müşteri geri dönüşlerine kadar dahil olmayı gerektirmekte. Hatta bir adım ileri gidersek müşteri olmayan kesimin ihtiyaçlarını da dinlenerek onlara yönelik ürün geliştirmek, hedef kitle arasına onları da dahil etmek gerekmektedir.

Marka yöneticilerinin kreatif ve iletişim yeteneklerinin yanısıra verileri anlamlandırma konusunda da deneyim kazanması gerekmektedir. Büyük veri çağı ile birlikte her deneyim noktasında ürün ve hizmetleri geliştirmeye yönelik veri toplama sistemlerinin kurulması ve gelen verilerin pazarlama, ürün geliştirme ve satışı arttırmasına yönelik anlamlandırılması noktasında bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir.

Yapay Zeka, 3B Yazıcılar ve Marka

Marka kavramı yapay zekalar ve evlerin içine giren 3 boyutlu üretim tesisi diyebileceğimiz yazıcılar ile dönüşmeye ve değişmeye devam etmektedir. Markanın bilinirliğini arttırmak ve satışlara yansımasını sağlamak için daha çok günlük hayatın içine akıllı asistan olarak giren yapay zekalara da markayı tanıtmak yakın dönemde en önemli noktalardan biri olacak. Dijital dönüşüm ile birlikte hedef kitleye yapay zekaları da eklemek gerekmekecektir.

Diğer yandan 3 boyutlu yazıcılar ile birlikte üretim dengeleri değişecek. Markaların bu noktada tüketicilerle gereksiz telif çatışmalarına girmek yerine ürünlerini daha da zenginleştirecek ve tüketiciler ile iletişimi devam ettirecek modeller üzerine çalışması gerekmektedir. Ürünün tasarımını gizli kasalarda saklamak yerine onu tükecilerle paylaşarak daha da geliştirebilirler.

Dijital Dönüşüm ve Markalar

Dijital dönüşüm ile birlikte sadece iletişim alanında değil, aynı zamanda üretim, satış ve tüketim tarafında da köklü değişiklikler olmaya devam etmektedir. Marka kavramı da tüm bu dönüşümle birlikte değişmeye devam etmektedir. Marka yönetimi ile ilgili kadroların tüm bu dijital dönüşümü anlayan, dönüşümün getirdiği fırsatları yakalayabilecek niteliklerde olması gerekmektedir.

(Bu yazıyı E-Ticaret Türkiye Dergisi için kaleme almıştım. E-Ticaret ile ilgili sektörel haberleri web sitesinden takip edebilirsiniz.)

Kamil Mehmet ÖZKAN


Müşteriyi ve Mega Trendleri Anlamak. (Bir Batış Öyküsü) Dijital Dönüşüm / Pazarlama

“Eğer mega trendleri takip etseydi Instagram’ı Kodak kurmuştu.”
“Eğer gerçekten insanları birbirine bağlasaydı Facebook ilk Nokia mühendislerinin aklına gelmişti.”
Geçtiğimiz hafta Digit Emea’da Igor Beuker’den dinlediğimden beri bu iki cümle aklımı kurcalıyor. Bahsettiğimiz 2 dev şirkette zamanında yaptıkları inovasyonlarla, geliştirdikleri ürünler ile milyarca insana dokunmuş, zamanın en büyük şirketleri olmuş. Milyarca dolar cirolar, onlarca ülkede ofisler kurmuşlar. Biri fotoğrafçılık alanında çığır açmış, diğer bir dönem neredeyse her 3 cep telefonu kullanıcısının 2’sinin cebine girmiş olan bir telefon üreticisi.
Peki ne oldu da bu iki dev ve her geçen gün artan sayısı ile bir zamanlar iş dünyasının devi olmuş markalar birer birer sahneden çekiliyor. Nokia’nın binlerce pazarlama profesyoneli ve mühendis ile yapamadığını Whatsapp nasıl 40 kişi ile yapmaya devam ediyor. Fotoğrafın olmasa ve son kullanıcı tarafında yaygınlaşmasında en büyük şirket olan Kodak neden yok olup gitti de diğer taraftan fotoğraf ve insan faktörünün farklı bir şekilde yorumlayan Instagram başarılı oldu.

Nokia'a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi.

Nokia’a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi. Mega trendleri takip edemedi.

Şimdi buraya kadar okuyanlar ne Kodak ile Instagram’ın, ne de Nokia ile Facebook’un aynı kulvarda rekabet eden firmalar olmadığını savunacaklarıdır. Ben de tam onu sorgulamak istiyorum. Tüketicinin ihtiyaçları, beklentileri her geçen gün değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Bundan 10 yıl önce bir ürünü internete bağlı kılmak için ekstradan 100$ ödemeye hazır olan tüketicinin yerini günümüzde eğer bir ürün bağlı değilse hiçbir şekilde değerlendirmeyen bir tüketici ile muhatap tüm firmalar.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Değişen tüketici ihtiyaçları ve alışkanlıkları son dönemin en popüler konularından ancak kaç firma gerçekten müşterilerini dinliyor ve bundan daha da öte anlıyor. 15 yıl önce Nokia’da çalışan bir mühendis veya iş geliştirme uzmanı firmanın geleceğinin insanları sanal bir ağda bağlamak olduğunu, ürettikleri tüm telefonlarda bunu kolayca gerçekleştirebilecek bir yazılım geliştirilmesi gerektiğini sunsa muhtemelen bu sıradışı teklifi kabul edilmeyecek, zaten hızla büyüyen pazarla ve satış hacminin bu gibi akıldışı (!) projelere ihtiyaç duymadığı konusunda fikri sunan kişi ikna edilecekti. Facebook’un da ötesinde iPhone lansmanından sonra kan kaybetmeye başlayan firma battığını anlayıncaya kadar tuşları olmayan geniş ekranlı telefonlara yönelmeyi reddetti. Tüketiciyi dinlemek yerine yine kendi bildikleri dünyanın gerçekleri ile hareket etti. Diğer taraftan bir başka treni de hızla yaygınlaşan Android işletim sistemini kullanmak yerine uzunca bir süre kendi yazılımı ile devam etme kararı aldı. Hata olduğunu anladığında ise yine başka bir hata yaparak Microsoft’un ekosistem olarak çok zayıf kalmış işletim sistemi ile devam ettiler.
Nokia, “Connecting People” mottosunun gereği Facebook gibi bir platform kurmanın ötesinde temel işi olan cep telefonu üretimi konusunda da arka arkaya 4 ölümcül hata yaparak tüketiciyi dinlemememin maliyetini sahneden çekilerek ödedi. İşin ilginç yanı Microsoft ile imzaladığı anlaşma gereği telefon üretim sınırı kalktığı tarihte Android yazılımlı cihazlar geliştiren bir firma haline geldi. Diğer taraftan Samsung Apple ile başlayan yeni cihaz trendine kulak verip mevcut tasarımlarını ve platformunu terk edip Android ile devam etti. Geldiğimiz noktada yine dünya devi olmasına rağmen her lansmanda bazı jenerik özellikleri güncellemekten öte inovasyon sunamayan Apple’da muhtemelen 5-10 yıl içinde bu performansı ile bulunduğu noktanın çok gerisinde olan bir şirket olarak karşımıza çıkacaktır.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri'nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri’nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

 

Önemli olan sadece sektöründeki gelişmeleri takip etmek değil. Dijital dönüşüm olarak adlandırılan Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yaşandığı günlerdeyiz ve pek çok sektör, faaliyet alanları, pazarların birbirine girdiği bir dönemdeyiz. Şirketleri mega trendleri ve müşteri isteklerini daha dikkatli takip etmesi, yorumlaması ve buna yönelik aksiyon alması gerekiyor.
Sizce 10 yıl sonra Dünya’nın en büyük otomobil üreticisi kim olacak? GM, Toyota, Apple, Tesla, Google?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Medya Çağında Kızgın Müşterinin Gazabı Pazarlama / Yeni Medya / Yönetim

Konu yeni medya araçları ile pazarlama olduğunda genelde ilk akla gelen kesim markalar ve platformlar oluyor. Hangi platformda ne kadar kullanıcı var, kampanyalar en uygun maliyetle ne kadar fazla kişiye ulaşır, viral video mu çeksek trending topic olacak bir hashtag mi bulsak diye liste uzar gider. Sosyal medya uzmanları hemen sazı eline alıp döktürmeye başlar. Her çeyrekte Facebook, Google ve Twitter’ın reklam kazançları, dijital reklamcılar birlikleri tarafından pazarın ne kadar büyüdüğü büyüyeceği vs. konular açıklanır. Hemen her popüler blogda haber olarak yer alır. Kullanıcılardan bahsedilirken ise devamlı olarak reklam gösterilmesi gereken bir meta gibi bahsedilir. Onlar sadece milyar adedin içinde bir’dir. Ancak çok az marka/platform kullanıcılara yeteri kadar değer vermektedir. Her şeyin dijitalleştiği ve yeni ismini aldığı bir çağda “Yeni Müşteri” diye de bir kavram olduğu çok az kesim tarafından ciddiye alınır.

Dijital dönüşüm çağında yeni medya araçları ile markalar, ürünlerini tanıtmada ve müşterilere mesajlarını ulaştırmada ne kadar avantaj elde ediyorsa, internetin adil ve tarafsız yapısı gereği kullanıcılar da aynı iletişim imkanlarına sahip oluyor. Yeni müşteri dediğimiz dijital çağın bilinçli tüketicileri, memnun oldukları durumlar kadar memnun olmadıkları durumları da tüm etki ve erişim alanlarına haber veriyorlar. Aslında onların verdiği haber mesajı alan kesimde tavsiye olarak algılanıyor. Global güven endeksinde arkadaş tavsiyelerine olan güven hala reklamların verdiği mesaja olan güvenin çok üstünde bir değere sahip. Bu durumda arkadaş tavsiyeleri, markalardan daha avantajlı konumda, bunun farkında olan marka sayısı ise çok çok az. Her ne kadar “tık” ve “layk” endeksli pazarlama stratejileri (tavsiye ekonomisi ) yavaş yavaş yerini daha anlamlı performansa dayalı modellere bıraksa da marka ve iletişim bölümlerinin, elinde sonsuz güç olan müşteriler ve olası kriz senaryoları için, devamlı tetikte olması gerekiyor.

Havacılık sektörünün yeni kurbanlarından biri British Airways oldu. Hasan Syed isimli bir yolcu yakını babasının valizini kaybettiği ve bir çözüm sunmadığı için Twitter’dan kişisel hesabı ile reklam planı yaptı ve “Don’t Fly @BritishAirways . Their customer service is horrendus.” metnini sponsorlu tweet olarak yayınladı. Hergün onbinlerce yolcuya hizmet veren bir şirket olan British Airways henüz bu tweete cevap vermedi. Muhtemelen ilk etapta bir müşterilerinin kendileri hakkında düzenlediği olumsuz kampayadan haberdar bile değildiler. JetBlue’nun başkan yardımcısı bu durumu tüketicilerde ilginç bir yeni trend olarak yorumladı. Twitter’ın firmalar mesajlarını tüketicilere daha kolay iletsin diye geliştirdiği sistemde tüketici firmayı diğer kullanıcılara şikayet etti. Yeni düzenin yeni müşterileri için memnuniyetsizlik sadece içerinde yaşadıkları veya kontuarda buldukları bir görevliye bağırmaktan ibaret değil. Yeni müşteri alışkanlıkları çok daha fazla okuyan, dünyayı daha iyi takip eden, uğradığı haksızlıklara veya memnuniyetsizliklere elindeki sonsuz seçenek ve silah ile geri saldıran bir yöne doğru kayıyor. Bu senaryo bugün popüler olan pek çok platformda gerçekleşebilmektedir.

Markaların en büyük dikkat etmesi gereken konu ise devamlı olarak dinlemede kalmak. Sahadan gelen bilgilerle memnuniyetsizlik noktalarına anında müdahalede bulunup olumsuz algıyı tam tersine çevirmek olmalı. Aksi takdirde ürününüzden şikayetçi olan bir müşteri Change.org’da hakkınızda bir imza kampanyası başlatabilir, Twitter ve Facebook’ta sponsorlu içerik ile geniş kitlelere ulaşabilir, marka ve ürünlerinizi kötüleyen mikro siteler kurabilir, Kickstarter’da size karşı yürüttüğü kampanyayı daha fazla geniş kitleye ulaştırmak için fon toplayabilir.

Ve bunu yaptığında sizin marka olarak yaptığınız “Lütfen bizi kullanın” kampanyası maalesef kızgın müşterinin yaptığı “Lütfen x markasını kullanmayın.” kampanyasından daha az etkili olacaktır. Yeni müşteri, yeni medya çağında artık daha güçlü. En az markalar kadar sınırsız kaynağa ve kanala sahip.
Yıllar önce yine başka bir havayolu şirketi United Airlines’ın kızgın bir sanatçı müşterisini yeterince ciddiye almadıktan sonra başına gelenleri anlatan video ile bitirelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Dijital Çağ’da Girişimcilik 2 – Silikon Vadisi ve Ekosistem Çerçeve / Dijital Ekonomi / Girişimcilik / Pazarlama / Yönetim

Bir önceki yazıda Dijital Girişimcilik kavramına bakmıştık. Konu ile ilgili kavramları incelemeye devam ediyoruz.
Peki bu çağda girişimciliği bu kadar kolay ve herkesin yapabileceği bir konuma getiren nedir? Öncelikle bu sorunun yanıtı iletişim ve lojistik alanındaki gelişmeler ve maliyetlerdeki düşüşlerdir. Sanayi çağında bir girişimci fikrini hayata geçirmek için ulaşılabilir çevresindeki en büyük yöneticiden ve sermaye sahibinden yatırım alıp, ulaşılabilir çevresindeki üretim yöntemleri ile fikrini hayata geçirebilirken günümüzde artık sınırların olmadığı küçük bir köy olan dünyamızda fikrinizi, amazon ormanlarında yeni yeni internet kullanmaya başlayan yerliler dahil herkese anlatabilir, hayata geçirmek için 48 saat içinde Uzakdoğu’dan istediğiniz elektronik parçaları getirebilir, çok daha ötesi aldığınız bir 3d yazıcı ile önce tasarlayıp sonra evde veya ofiste üretebilirsiniz. Eğer girişiminiz fiziksel bir ürün değil de bir yazılım servisi ise üzülmeyin. Takıldığınız bir modülü, Hindistan’da veya Arjantin’de liseye giden yetenekli bir yazılım meraklısının siz gece uyurken tamamlayıp sabah kaldığınız yerden çalışmaya devam edebileceği ekosistemler emrinizde olacaktır.

(daha&helliip;)


Vazgeçilmez Müşteri Deneyimi Tasarlamak Marka Yönetimi / Pazarlama

Geçtiğimiz günlerde yaklaşık 2 yıl 3 aydır kullandığım telefonum durup dururken önce aniden yine dondu. İşlem yapamaz hale geldi. Batarya doluluk oranı %38’deyken de aninden kapandı. Bu son dönem başıma gelen ilk olay değildi. Türkiye’de telefon modeli değiştirme ortalaması 6 ay diye bir kaynakta okumuştum. Ben ise kullanım süresini biraz abarttım herhalde diye düşündüm. Bu tüketim çılgınlığında ve her 4 dakikada bir yeni bir teknolojinin tanıtıldığı günümüzde 27 aydır aynı telefonu kullanıyordum. İletişim temel ihtiyaç olduğu ve yolda kalmamak için yeni bir cihaz almalıydım. Ama hangi marka ve modeli tercih etmeliyim. Apple mı, Samsung mu yoksa LG mi? Xioami alsam acaba alışabilir miydim?

(daha&helliip;)


Kurum Kültürü – 5 Maymun Deneyi – Öğrenilmiş Çaresizlik Pazarlama / Yaşam / Yönetim

Başarılı projelerin arkasında hep başarılı ekipler gelir. Çok nadir örneklerin dışında bu durum hep böyledir. En küçük girişimden, onbinlerin çalıştığı büyük kurumlara kadar hep büyük küçük ekiplerin birlikte iş yapma becerisine göre başarılı işler ortaya çıkar veya çıkmaz. İşte bu ekiplerin arasında iş yapma ve iletişim kurma becerilerine kurum kültürü diyebiliriz.

Kurum kültürü, tüm kademedeki çalışanların birbirleri ile iletişimi, kurumdaki bilgi akışını, güç denge ve dağılımını kapsar. İyi ya da kötü her kurumda bulunan kültür, üst yönetimden en alt kademedeki iş görene kadar süreçlerin nasıl ilerlediği, aradaki iletişimin nasıl gerçekleştiği ve her kademedeki çalışanın kuruma bağlılığı ve ortak hedefler doğrultusunda hareket etme eğilimlerini kapsar. Ülkemizde çok örnekleri görülmese de özellikle Avrupa ve Amerikalı 100 yaşını aşmış kurumların hem onları besleyen, ortak hedef ve ideallere ulaşmaya sağlayan oturmuş kurum kültürleri vardır. Bu kültür zaman geçtikçe ve toplumların davranışlarının değişmesi ile evrilir. Bunu başaramayanlar ise maratonu yarıda bırakmış şirketler mezarlığına çoktan gömülmüşlerdir.

(daha&helliip;)


Büyük Veri ve Geleceği Üzerine Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Yeni Medya

Son yılların çok havalı kavramlarından olan Big Data, Türkçesi ile Büyük Veri hemen her konferansın, teknoloji ve gelecekten bahseden yazının içinde kendine yer edinmeye başladı. Kısaca yaygınlaşan sensörler ve nesnelerin internetinin verileri hızlanan ağlar vasıtasıyla bulut sistemlere aktarması sonucu ortaya çıkan veri yığını olarak adlandırsak çok da yanlış olmaz. Büyük veri kavramı çok yeni değil aslında. 5 yıl önceki büyük veri denilen veri, bugün çok küçük kalabilmekte. 5 yıl sonra kişi başı kullanılan bağlı cihaz sayısı hızlı şekilde arttığında konuşacağımız veri rakamları bugün için bilim kurgu sayılabilir nitelikte olacaktır. Kısaca döneme ve kişiye göre göreceli bir kavram.

(daha&helliip;)


Dijital Çağ’ın Seyyahları Dijital Ekonomi / Pazarlama / Yaşam

dijital çağın seyyahları

(Bu yazı Turkish Airlines Marketing Vision dergisi için hazırlanmıştır. )

2000’li yılların ikinci on yılı, doğduklarında internet kavramı hayatlarında olan kuşağın iş amaçlı seyahat etmeye başladığı döneme denk geliyor. Bu kuşak internetten bir adım öte artık akıllanan mobil cihazları cebinde taşıyan yeni çağın gezginleri yanlarındaki cihazla fotoğraf ve videolarını çekip, gerekli düzeltmeleri yapıp insanlığın beğenisine sunmanın ötesinde gyro, pusula, GPS, AR uyumlu yazılımlar sayesinde çok daha zengin bir seyahat deneyimi yaşıyorlar.

Seyahat edenlerin devamlı ağa bağlı şekilde yaşadıkları bu yeni yaşam biçimi, tüketim alışkanlıklarını da kökten değiştirdi. Dijital Çağın seyyahları gazetelerden seyahat turu kampanyası bakmanın ötesinde, ilham aldıkları bir blog yazısını okurken seyahat etmeye karar verip, kullandıkları uygulamalarla anlık olarak tüm havayollarından en uygun fiyata uçak biletlerini alıp, arkadaşlarının ve kendileri gibi olanların tavsiyelerine uygun otelde, bu bazen evini paylaşmak isteyen bir konukseverin otel konforundaki odası da olabilmekte, rezervasyon yaptırıp havalimanından şehre taksi yerine, kullandıkları mobil uygulama ile yakınlarda bulunan ve hizmet etmeye hazır şoförlü bir lüks araç ile uygun fiyata transfer de ayarlayabiliyorlar.

Seyahat edenler tarafında işler bu şekilde yürürken ulaşım ve konaklama sektöründe olan firmaların da, içinde bulunduğumuz zamanda pazarlama stratejilerini kurgularken hiç olmadığı kadar SoLoMo’yu (Social, Local, Mobile) göz önünde bulundurmaları, pazarlama ve satış kanallarını bu üç temel anahtar kavram çerçevesinde konumlandırmaları gerekmektedir.

Bu yeni seyyahlar grubuna yönelik araştırmalara bakacak olursak özellikle tatil amaçlı seyahat edenlerin destinasyona karar vermede ilham aldıkları en büyük iki kaynak aile, arkadaş ve iş çevresi ve internet olarak görülmektedir. Bugün sosyal medya, hiç olmadığı kadar zaman geçirilen mecra ve artık aile, arkadaş ve iş çevremizle sosyal medya üzerinden iletişim kurulmaktadır. Seyahat planlanırken online araçlar açık ara ön plana çıkmaktadır .

future travellers - kamil mehmet özkan - travel trends - google think

Seyahat etmeye karar verip ulaşım ve konaklamayı satın alıp seyahat esnasında her adımda yine 3 bağlı ekran, akıllı telefon, tablet ve bilgisayar, ön plana çıkıyor. Uçuşların kontrol edilmesinden check-in işlemlerine, uçuş öncesi yemek seçiminden uçuş esnasında deneyim paylaşmaya kadar bir çok işlem artık kolayca bağlı cihazlardan yapılabiliyor. Türk Hava Yolları olarak bu noktada müşteri deneyim haritamızda bulunan tüm temas noktalarında mecraya uygun olarak sunması gerekiyor.

travel trends - kamil mehmet özkan - google research - mobile travellers

Seyahat edilecek destinasyonlar için ilham olunmak istendiğinde firmaların yaptığı ilk iş hemen seyahat videoları hazırlamak ve bu videoları izleyen kullanıcıların hemen bilet almalarını beklemek oluyor. Ancak hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenler arasında yapılan bir araştırmaya göre bu durum çok da böyle değil. Seyahat edenler sadece seyahat videolarını değil, bununla birlikte müzik klipleri, film fragmanları, TV Show’ları, haberler, yeme-içme ve eğlence programları başta olmak üzere diğer alanlarda da fazlasıyla içerik tüketiyorlar. Bu aşamada tüketiciye uçuş esnasında her türden farklı ve zengin seçenekli içerik sunmanız gerekiyor.

travel trends - mobile travel trends - kamil mehmet özkan

Günümüz seyyahları sadece tüketmiyor aynı zamanda sahip oldukları mobil cihazlarla kendi içeriklerini de kendileri üretiyor. Yapılan bir araştırmada iş amaçlı seyahat edenlerin %48’i kendi video içerikleri üretip bunu sosyal medya platformlarında paylaştıkları ortaya çıkmıştır. Tatil amaçlı seyahat edenlerde bu oran ise %40’dır. Youtube’a her dakika 100 saat uzunluğunda video yüklendiği göz önüne alınırsa tüketicilerin firmalar için ürettiği bu içeriğin ne kadar önemli hale geldiği anlaşılmaktadır.

google travel trends - kamilmehmetözkan- google think - digital traveller

Yeni çağın seyyahlarının diğer tüm alanlarda olduğu gibi seyahat etme alışkanlıklarında da büyük dönüşümler yaşadığına şahit olmaktayız. Eskiden tatil fotoğraflarına sadece aile ve yakın cevre arkadaşlar ile bakılırken günümüzde sadece instagram takipçileri ile fotoğraf paylaşmak için seyahat eden yeni nesil dijital seyyahlar ortaya çıkmış durumda.
Şirketlerin günümüz modern seyyahlarına ulaşabilmek için müşteriye dokundukları her noktada SoLoMo prensiplerine ve mecranın getirdiği yeniliklere uygun olup olmadıkları konusunda kendilerini kendilerini kontrol etmesi gerekiyor.

Kamil Mehmet ÖZKAN



Page 1 of 1912345...10...Last »