Ekonomi


Yeni Dünya, Yeni Tüketici Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Ekonomi / Marka Yönetimi / Yeni Medya

Salı günü yeni tüketici trendlerinden bahsetmek üzere Dokuz Eylül Üniversitesi‘nde bir konferansa davetliydim. Konuşacağım kitle öğrenci olunca her zamanki gibi onları bir şeyler üretmeye teşvik edici örneklerin yer almasına özen gösterdim. Sunum sonrasında başka bir öğrenci kulübü’nün hocaların desteği ve kendi imkanları ile yaptıkları elektrikli araba ile kampüste bir gezintiye çıktık. Sohbet ederken Teslanın sektör gelişsin diye tüm patentleri ücretsiz kullanıma açmasından bahsettim ve sevindirici haber. Takip ediyorlar ve inceliyorlardı. İşte Yeni Dünya’nın, Yeni Çağ’ın Yeni Tüketicileri bu öğrencilerdi. Doğru yerdeydim. Tek mesele bunu şuan tüm sektörlerde yönetici ve okullarda eğitmen kimliğini taşıyan Eski Dünya‘nın Eski Müşterilerine anlatmak gerekiyordu.

Dokuz Eylül Üniversitesi - Elektrikli Araba

Yeni çağ ve yeni müşteriyi anlamak için öyle hemen kolayca çık bir şekilde hazırlanmış ve herkesin kopyalayıp yapıştırıp kullandığı janjanlı sözlerden önce buraya nasıl geldik? Yeni diye tabir ettiğimiz olgu neden yeni? Peki bunun eskisi nedir? Neden eskidi? gibi çocuksu (!) soruları sormak ve yanıtlamak gerekiyor.

Öncelikle tüketici dediğimiz o canavar sürüsünün ( aşırı tüketim hastalığı ve hem Dünya’ya, hem de kendimize verdiği zararları ayrıca yazacağım. O zaman bana hak vereceksiniz. ) özelliklerine bakmak gerekiyor. İçinde bulunduğumuz çağ sadece teknoloji ve iletişim araçları yönünden değil, tüketimin tüm zamanların zirvesinde olduğu, üretimde maliyetlerin devamlı düştüğü, Dünya’nın hızla kalabalıklaştığı ve genel ortalamada ( her ne kadar adil dağıtılmasa da) kişi başı düşen gelirin devamlı arttığı bir çağ.

Bu durum her zaman böyle değildi. Hatta o kadar hızla değişmeye başladı ki eskiden 30-40 aralıklarla kuşakların alışkanlıkları değişirken, artık 10 yılda bir yeni kuşaktan ( Y Kuşağı, X Kuşağı, Z Kuşağı) bahseder olduk. İzmir’de aralarda öğrencilerle muhabbetimizde de bir kez daha açığa çıktı ki kısa süre önce birçok kesime mucize gibi gelen Facebook, öğrenciler için çok eski ve demode. Şimdilik Snapchat kullanıyorlar ama yarın başka bir uygulama çıkıp onu kullanmaya başlayacaklarının farkındalar.

millennial-generation-workplace-casual-620px-620x412

Yeni Tüketici’yi salt ürün satmaya yönelik hedef kitle olarak alıp meşhur 4P üzerine stratejinizi kurduğunuzda düzenin artık eskisi gibi işlemediğini görürsünüz. Sadece reklamı çekip sonsuz bütçelerle TV’de yayınlayarak ürün satmaya çalıştığınızda ise kara kara düşünmeye başlarsınız neden bizi tercih etmiyorlar diye. Hedef kitlenin TV izlememe ihtimali hiç aklına gelmemiştir. 80’lerde aldığı diploması üzerine hiç bir şey koymamıştır pazarlama, iletişim yöneticisinin. Birçok kez yeni yetmezler uçuk kaçık dijital projeler getirmiştir ama onların ne önemi vardır.

Yeni Tüketici kavramının üzerine derinlemesine bir yazı dizisini yakında burada yazmaya başlayacağım. Ama öncesinde temel bir kaç nokta var? Artık üretim yöntemleri ve modelleri de dönüşüyor. 3D Yazıcılar ve crowdfunding platformları bambaşka ekonomik dengelerle çalışıyor. Herkeste olan bir ürünü alacağına artık tüketici garajda üretilmiş prototip ile fon toplayan girişimciye destek olurken ürünü ilk kullanan kesimden olmayı daha çok önemsiyor. Diğer taraftan milyarlarca dolarlık Ar-Ge departmanlarına karşılık elde edilemeyen inovasyon 2 öğrencinin kantin muhabbetinde hayat buluveriyor. Uzakdoğu’dan sipariş edilen sensörler ve 3D yazıcıda üretilen modellere yazılım bilgisi ile sınırsız yetenek kazandırılabiliyor.

23-TOOLKIT-master1050

Detayları daha sonra yazacağım ama Yeni Tüketici mantığı bambaşka işliyor. Dokuz Eylül Üniversite’si ziyaretimde güzel izlenimler edindim. Sadece tüketmek için değil aynı zamanda bir şeyler üretmek için de düşünen, çabalayan öğrenciler ve onları destekleyen hocaları ile tanışmak benim için çok büyük bir keyifti.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Geleceğin İş Dünyası Büyük Dönüşüm / Çerçeve / Dijital Ekonomi / e-ticaret / m-ticaret / Ekonomi / Online Seyahat / Pazarlama / Yeni Medya / Yönetim

2115 yılına geldiğimizde bizi nasıl bir dünya bekliyor, hiç düşündünüz mü? Ulaşım nasıl olacak. Hala yerden hareket eden fosil yakıtlı araçları kullanmayacağız büyük olasılıkla. E-mail diye bir şey kalacak mı? Yerini nasıl bir araç alacak. MS Outlook yerine nasıl bir program kullanacağız. Veya program kullanacak mıyız? Elimizden düşmeyen ve 1 metreden fazla uzaklaştığımızda kendimizi huzursuz hissettiğimiz akıllı telefonların yerini ne alacak. Yoksa hala aynı formlarını koruyacaklar mı? İş hayatımız nasıl bir hal alacak. Ofis diye bir kavram hayatımızda hala olacak mı? Olacaksa nasıl? Günümüz ofislerinde görmeye alıştığımız küplerin arasında görece hala büyük kalmış ofis bilgisayarları yerine herkesin evinin bir duvarını ofis ekranına çevirdiği ses, görüntü entegrasyonu ile birlikte ama ayrı mekanlarda mı çalışıyor olacağız. Teknolojinin gelişim ve hayatımızı dönüştürme hızına bakıldığında 115 yıl sonrasını hayal etmek çok zor.


Tıpkı 115 yıl önce olduğu gibi. 1899 yılında Fransa’da Jean-Marc Côte önderliğinde bir grup Fransız sanatçı 2000 yılını hayal etmişler ve görsellerden görebileceğiniz teknolojileri hayal etmişler. Sınıflarda öğrenciler kulaklıklarla hocanın kitaptan okuduğu dersi dinlerken mekanizmayı muhtemelen hademe veya nöbetçi öğrenci fiziksel kuvvet ile çalıştırıyor. Veya bir postacı postaları tek kişilik uçağı ile teslim ediyor. 115 yıl sonra baktığımızda birebir olmasa da benzer teknolojiler öğrenciler için sınıflara gitmeye gerek kalmadan, postacılar için de insansız hava araçları ile çözülmeye başlandığını görebiliriz.

Ancak pek çok sektör ve iş kolu için geçmiş yada gelecek 115 yıla değil de 15 yıl öncesine baktığımızda büyük değişim, dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyebilir. İçinde bulunduğumuz dijital dönüşüm çağı, aynı matbaanın yaygınlaşmasının ve bilginin görece demokratikleşmesinin ilk yıllarında olduğu gibi sadece edebiyat ve sanat alanını değil sağlıktan ulaşıma, ticaretten üretime birçok sektörü dönüştürüyor. Tek bir farkla. Çok daha hızlı.

Son 1 ayda teknoloji dünyasındaki gelişmelere baktığımızda bile günlük ve iş yaşamımızda ne denli büyük değişikliklerin, dönüşümlerin bizi beklediğini görebiliriz.

Perakende: İnsansız Hava Araçları ile Eve Servis

Ülkenizde insansız hava araçları sadece askeri fonksiyonları ile bilinse de ABD’de perakende devi Amazon ve internet devi Google farklı zamanlarda insansız hava araçları ile satın alınan ürünleri teslim etmeye yönelik geliştirdikleri servisleri tanıttılar. Çok uzak olmayan zamanda siparişleri teslim eden market çıraklarının yerine 80-100 km çapında siparişleri teslim eden uçan makineleri havada görmeye başlayabiliriz. Bu alanda ülkemizde de girişimcileri öncü çalışmalar yapmaya davet ediyorum. Zira insansız hava aracı üretiminde büyük mesafe almış ülkeler arasında yer alıyoruz.

prime-air_high-resolution02

Üretim: Salonda Üretim Yapan Fabrikalar

Her ne kadar yazıcı kelimesi beynimizde ofis dokümanlarını kağıda basan cihazları çağrıştırsa da 3 boyutlu yazıcılar yaptığınız tasarımları mürekkep-kağıt ikilisi ile değil içine koyduğunuz hammaddeyi işleyerek tasarladığımız ürünü birebir üretiyor. Hatta önde gelen bir marka sattığı yazıcıların büyük kısmını yine 3 boyutlu yazıcılarda üretip montajını yapıyor. 3 boyutlu yazıcılar ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Satacağınız ürün numunesini üretmenin ötesinde bu cihazlar kişisel kullanıcı tarafında yaygınlaştığında artık bir ürünü üretip lojistik ve depolama maliyetlerini katlanacağınıza sadece tasarımı satarak müşterilerin evlerinde ürünleri mini fabrika/yazıcılarında ürettikleri dönemler de çok uzak değil.

Using-the-Form-1

Ödeme Kanalları: Cüzdan Bu Sefer Cebe ve Kola Taşınıyor

Dijital ve mobil ödeme sistemleri hayatımıza yeni girmedi. Bir süredir bu alanda farklı cihaz ve yazılımlar ile faaliyet gösteren başarılı girişimler vardı. Bunlardan en önde gelen ise Apple cihazların kulaklık girişinden kredi kartlarının manyetik bandını okuma teknolojisi geliştiren ve mobil ödemeyi pratik şekilde yaygınlaştıran Square firması denilebilir. Ancak Apple birçok alanda olduğu gibi ödeme konusunda da son kullanıcının hayatını kolaylaştıracak Apple Pay ödeme sistemini geçtiğimiz Eylül itibari ile tanıttı. 800 milyon kredi kart kayıtlı iTunes kullanıcısı ve 500 milyondan fazla iPhone kullanıcısı ve sisteme entegre ettiği perakende, banka ve gıda devleri ile kısa sürede ödeme alışkanlıklarımızı değiştirmeye aday. Cüzdanların dijitalleşmesi hiç bu kadar gerçeğe yakın olmamıştı. Ülkemizde de perakende ve hizmet sektörünün yeni nesil ödeme sistemleri üzerine şimdiden hazırlıklarını tamamlamış olası gerekiyor. Zira ülkemizde kullanılan akıllı telefon sayısı birçok gelişmiş ülkenin çok daha ötesinde.

Apple Unveils iPhone 6

Eğlence Sektörü: İçerik Sonsuz ve Bedava

Artan internet hızları, birbirine bağlı cihazlar, yeni nesil paylaşım teknolojileri sayesinde içerik sonsuz ve neredeyse bedava. Artık VHS, Betamax, CD, DVD, Blu-ray gibi araçlarla film ve müzik satış kanalları artık geride kaldı. Artık tüketiciye farklı katma değer sunmaya çalışan firmalar içeriği üreticilerinden alıp müşterilerine ücretsiz olarak sunuyorlar. Turkcell’in servisini kullanan kişilere ücretsiz sunduğu film arşivi, Türk Hava Yolları’nın yolcularına sunduğu çok satan iş ve çocuk kitaplarından oluşan ücretsiz kütüphane ülkemizde örnek olarak gösterilebilecek servislerden. Global anlamda Apple’ın son ürün lansmanı ile birlikte U2’nun yeni albümünü tüm kullanıcılarına ücretsiz olarak sunması, bir öteye gideren cihazlarına otomatik yüklemesi artık içerik sektörünün de büyük dönüşümden kısmetini aldığına örnek gösterilebilir.

Sky Library

Taşıma Sektörü: Senin Araban, Benim Arabamdır. Taksiciler Çok Kızdı.

Tüm metropollerde az veya çok trafik problemi her zaman vardır. İletişim ise sınırlarını zorluyor. İnternete bağlı milyarlarca insan istediği zaman istediği yerden birbiri ile haberleşme olanağına sahip. Bu haberleşme ağını arabanızı kısa süreli kiralamaya, uzun yola gidecekseniz hem masraf hem de yol arkadaşı bulabilirsiniz. Sadece arabanızı değil, özel jetinizi, yatınızı, diğer ulaşım araçlarınızı kiralayabileceğiniz servisler her geçen gün yaygınlaştı. Araç kiralama ve şoförlü hizmette önde gelen şirketlerden Uber ülkemizde de farklı ürünlerle hizmet vermeye başladı. Bazı Avrupa ülkeleri Uber’i yasaklarken bazı kentlerde taksicilerin büyük protestolarına maruz kaldı. Birçok sektörde olduğu gibi taşımacılık sektörü de dijital çağdan nasibini alarak dönüşüme girdi.

GTY 495298219 I FIN HUM GBR EN
Yukarıda örnekler hemen her sektör için çoğaltılabilir. İşin özüne bakacak olursak 1990’lar ile hayatımızda daha fazla hissetmeye başladığımız dijital çağ, faaliyet gösterdiğimiz hemen her sektörü bir şekilde dönüşüme zorluyor. Bazı meslek gruplarının ortadan kalktığına şahit olurken yeni yeni meslekler ve iş alanlarını ve fırsatlarını doğduğunu da görüyoruz. İş dünyasının bu dönüşümün nimetlerinden faydalanması için üst yönetim kademesi başta olmak üzere her kademede dönüşüm fikrini benimsemesi, ona uygun kadroların istihdam edilmesi gerekiyor. Buradaki en büyük problem ise dönüşüme ön ayak olacak kadroların günümüzde tecrübesiz ve sisteme aykırı denilerek saf dışı bırakılmaya çalışılması. Türk iş dünyası bu dijital dönüşüm çağında geri kalmamak ve global pazarda yeni iş fırsatlarını değerlendirebilmek için şimdiden yatırımlarını tamamlamış olması gerekiyor.

(Bu Yazı, Müsiad Çerçeve Dergisi Kasım 2014 sayısı için hazırlanmıştır. )

Kamil Mehmet ÖZKAN


Dijital Ekonomi / Ekonomi / Mobil / Pazarlama / Yaşam

Dün akşam saatlerinde tüm dünya bir firmanın ürün lansmanına kilitlendi. Global anlamda önemli bir turnuvanın final maçı edasıyla ürün lansmanı canlı olarak izlendi. Gezegende bu kadar ilgi gören başka bir basın toplantısı veya ürün lansmanı yoktur. Hatta lansman süresince firmanın hisselerinde milyar dolarlık değişimler meydana geldi.

Peki nedir milyonlarca insanı bu kadar heyecanla ürün lansmanını izlemek için ekranları başına kilitleyen. Tek bir cümle ile yanıt verecek olsak Apple’ın hayatımızı değişmek kadar iddialı bir vizyonla karşımıza çıkması desem abartmamış oluruz.

iPhone 6 veya Apple plus hakkında yazmayacağım. Yeteri kadar yorum ve kaynak var. Benim bahsetmek istediğim konu son 30 yılda başka bir firma iletişim, iş yapış, eğlence ve tüketim alışkanlıkları anlamında hayatımızı değiştirmeye yönelik bu kadar ürün sunmuş mudur?

Hayır.

Kısa bir liste yapalım;

Renkli Arayüz ve Mouse

Apple grafik arayüzü ve mouse’u hayatımıza sokmadan önce siyah ekranda sıkıcı bir deneyim yaşıyorduk. Apple mouse’u ve grafik arayüzü Xerox PARC’da alıp geliştirdikten sonra bugün de kullandığımız bilgisayar kullana deneyimi yaşamıyor olacaktık. Windows’un da o dönem siyah ekrandan ibaret bir işletim sistemi olduğunu hatırlatmak isterim.

apple graphic user interface

Apple mouse

Apple II Kişisel Bilgisayar

Apple II’yi gelmiş geçmiş en önemli bilgisayar modellerinden biri yapan daha önce bilgisayar büyük kurumların ve üniversitelerin satın alabildiği, boyutlarının oda büyüklüğüne kadar ulaşan ve bilimsel amaçlar için kullanılan cihaz iken, Apple II ile birlikte kişisel bilgisayar kavramı hayatımıza girdi.

apple 2 comput

Lazer Yazıcı Teknolojisi

Lazer yazıcı teknolojisi ile hem daha kaliteli hem de daha tasarruflu çıktı alınabilmesi Apple’ın masaüstü yayıncılar için yıllarca vazgeçilmez ürün olmasını sağladı. Bugün de yaygın olarak kullanılan lazer yazıcı teknolojisinin yaygınlaşması Apple sayesinde.

apple laser printer

iPod

Steve Jobs Apple’dan kovulduğu yıllarda şirketi iflasın eşiğine gelmişti. 90 gün hayat biçiliyorken Steve Jobs’a şirketi emanet ettiler. Sonraki dönem hepinizce malum. iPod öyle bir cihazdı ki Sony’nin yıllarca süren Walkman imparatorluğunu yıkmakla kalmayıp, binlerce müziği cebimizde taşımamızı sağlayarak müzik dinleme eylemini yeniden tanımladı. Kullanım kolaylığı ve tasarım harikası olan iPod modelleri sonraki dönemde iPhone ve iPad’in de temelini oluşturdu.

maxresdefault

iTunes

Napster’ın kapatıldığı ve korsan müzik indirmenin zirve yaptığı günlerde Steve Jobs albüm olarak değil de tek tek şarkıları 99 cent’e satacağını söylediğinde kimse bu modelin tutacağına inanmamıştı. 2013 rakamlarına göre 25 milyar şarkı satan Apple, bu modelin tutacağını kanıtlamakla kalmadı, aynı zamanda kocaman bir endüstriyi kurtardı. Sonraki dönemde TV showları film endüstrisini de kurtardığını söylemeye gerek yok.

iTunes11.102012.001

iPhone

Steve Jobs iPhone’un lansmanını yaptığında bugün size “3 cihaz tanıtmak istiyorum..” diye başlar. Bugün iPhone’un geldiği nokta milyonlarca cihaz olabilir. Sadece App Store’a girip bir uygulama yüklemenize bakar. Bugün geniş ekranlı telefonları kullanıyorsak, Android, Samsung, HTC, LG gibi yüksek kaliteli cihazları ve yazılımları üreten firmalar varsa bu iPhone ile başlayan devrimledir.

apple iPhone 6

iMac

2. Steve Jobs döneminde ve Jonathan Ive’ın ilk büyük eserlerinden olan iMac’in bugün geldiği noktada gelmiş geçmiş en estetik ve kompak masaüstü cihazı oldu. Firmalar benzer cihazları Apple’ı kopyalayarak yapmaya başladılar. Bu bile büyük gelişme. Daha önce kullanılan masaüstü bilgisayarları hatırlayanlarınız var mı? Kocaman bir kasa, monitör ve hantal klavyeler… Daha fazla söze gerek yok.

the-evolution-of-the-imac-from-1998-to-today-1

Mac Book Air

Dizüstü bilgisayar kavramını tekrar ele alan Apple, Mac Book Air’i tanıttığında onun gerçek olamayacağını belirten yorumlar vardı. Böyle incelikte ve şıklıkta bir dizüstü bilgisayar olabilme ihtimali daha önce hiç düşünülmemişti. Geldiğimiz noktada ise birçok firma Apple’ı zorlayan tasarımları ile bugün Windows tabanlı dizüstü bilgisayar üretmeye başladılar.

Apple Product Studio Shoot

iPad

iPad lansmanı yapıldığı gün, çok güzel bir cihaz ama ne işe yarayacağı hakkında hiç bir fikrim yok demişti önde gelen bir gazeteci. Sadece 9 ay sonunda 90’a yakın firma tablet modellerini tanıtmıştı. Tablet cihazların bugün geldiği noktada yayıncılık ve e-kitap sektörü dahil pek çok sektörde devrimsel değişikliğe neden oldu. Reklam alanındaki araştırmama da buradan ulaşabilirsiniz.

ipad-air-hero-shot

Apple Pay

Apple Pay ile artık ödeme yöntemimiz, cüzdan kavramımız da değişiyor. Daha önce de yazmıştım. NFC teknolojisinin yaygınlaşması için Apple’ın kullanması gerekiyordu. Ama neden bu kadar geciktikleri konusunda bir fikir sahibi değilim. Ama 1 yıl sonra artık cüzdan da taşımayan milyonlarca insan Apple Pay ile ödeme yapmaya başlayacak. Diğer firmalar da hali hazırdaki ürünlerini kullanıcı deneyimi açısından Apple standartlarına çekiyor olacak.

apple0287

Apple Watch

Apple 12 Eylül lansmanı ile cüzdanımız ile birlikte kolumuzdaki saate de göz dikti. Apple watch 2015 başında milyonlarca insanın kolunda yer alacak. Yine kullanıcı deneyimi ve kişiselleştirme seçenekleri ile ilk olarak lanse etmese de rakiplerinden bir adım ötede başlıyor Apple. Diğer versiyonları ile birlikte çok daha farklı saat deneyimleri yaşayacağız.

applewatch-thumb

Apple sadece sıradan bir teknoloji şirketi değil, tüketim üzerine kurulu ekonomik modelimizin son 20 yılda en büyük lokomotiflerinden biri olmuştur. Hayatımıza kazandırdığı teknolojiler bugün her alanda konfor ve yükümlülük getiriyor. iPhone ve iPad’lerimiz ile 24 saat çalışmaya başladık. Artık korsan indirmeye çalışmak yerine 1 lira vererek koca albümleri de satın alabilme imkanımız da var. Kullandığımız cihazlar gezegenin en yüksek teknolojilerini barındırırken sadece balon patlatmak veya Facebook’ta like butonunun ötesine geçmeli, bu büyük ekonomik pasta içinden daha fazla pay almanın yollarını milletçe aramaya başlamalıyız.


Korsanla Mücadelede Çözüm – Bedava İçerik ve Sky Library Arşiv / Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Ekonomi / Marka Yönetimi / Mobil / Yeni Medya

Daha önce burada sonuçlarını paylaştığım Turkcell’in desteği ile gerçekleştirdiğimiz “Yeni Reklam ve Satış Mecrası Olarak Tablet Cihazlar ve Türkiye’de Tablet Cihaz Kullanımı” araştırmasının sonuçlarına göre tüketicilerin %77’si reklam görme karşılığında premium içeriğe ücretsiz erişmeye razı olduğu ortaya çıkmıştı. Bu konuyu Harvard Business Review Türkiye Mart 2013 sayısında da detaylı olarak dile getirmiş, yayıncıların e-kitapları bedava dağıtarak korsanla mücadele edebileceğini ve bu alanda yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini dile getirmiştim.

Sky Library - Ücretsiz içerik - yeni medya

Tüm bu kısa tarihi Sky Library uygulamasından bahsetmek için özetledim. Tamamen tesadüfen gelişen olaylar sonucunda daha önce farklı platformlarda dile getirdiğim bu yenilikçi fikri hayata geçirmek şuan çalışmış olduğum Türk Hava Yolları’nda Sky Library uygulaması ile hayata geçirmek bana nasip oldu. Bu benim için büyük bir sevinç kaynağı ve Türkiye için büyük kazanım olduğunu düşünüyorum. Bulabildiğim kadarı ile daha önce bu model ile ve ölçekte gerçekleştirilmiş marka destekli başka proje yok. Eğer bildiğiniz varsa burada paylaşırsanız sevinirim.

Nedir Sky Library diye baktığımızda çalışanlarına ve Miles and Smiles üyelerine yönelik (bayağı bir geniş kitleyi kapsıyor ve içerik anlaşmalarında ne kadar zorlandığımızı tahmin edemezsiniz 🙂 Yönetim, pazarlama, marka, kişisel gelişim ve kısa uçuşlarda okumak üzere editörler tarafından özel olarak özetlenmiş popüler kitaplara ve her yaştan çocuğa yönelik Milli Eğitim Bakanlığı onaylı hikaye kitaplarına ücretsiz olarak ulaşabileceğiniz bir platform. Buradaki kitaplar seçilirken en çok satanlar ve alanında en iyiler olması göz önünde tutuldu ve tamamı ücretsiz olarak erişime sunuldu. Aynı zamanda uçaklarda vazgeçilmez yol arkadaşı olarak sunduğumuz Skylife, Skylife Business, Anadolu Jet, Curio City ve Empathy dergilerine ücretsiz erişebilir, Türk Hava Yolları Yayınlarına ulaşabilirsiniz.

Yeni medya çağı ile yeni dinamikler, tüketim alışkanlıkları ve ekonomi modelleri ortaya çıkıyor. Daha önce yayıncıların bu konudaki cahilliklerine (kimse kusura bakmasın. Herkes faaliyet alanındaki gelişmeleri takip etmek ve ayak uydurmak zorunda. Aksi takdirde zaten yok olacakları için benim burada kullandığım sıfat çok hafif kalacak) yönelik bir yazıyı yayınlamıştım. Eski modelde bu kitapların ücretsiz olarak sunulması teorik olarak raflarda satışın durması ve herkesin bu ücretsiz içeriği indirmesi gibi batıl düşünceler içerse de dijitalin size sunduğu ölçek ekonomisi sayesinde birim maliyette geliriniz düşüyormuş gibi olsa erişimin çok daha fazla artması ile daha fazla kazanacağınız bir ekonomik modele doğru gidiyoruz. Bu konuda Chris Anderson’ın Bedava kitabı en büyük kaynaklardan. ( Bu kitabı Sky Library’de ücretsiz bulabilirsiniz.)

Yeniden Sky Library’e dönecek olursak, Türk Hava Yolları premium içeriği finanse ederek müşterilerine ücretsiz bir kaynak sundu. TVYO yine TV içeriği alanında başarılı modellerden biri. Artık dizi yapımcıları dizilerin tüm bölümlerini kendileri Youtube’a yüklüyorlar. Tabi ki Youtube’un yeni reklam çözümleri buradaki en büyük yardımcı. Burada yayıncılara ve içerik üreticilerine büyük görev düşüyor. Yeni modeller geliştirmeleri gerekiyor. Korsanla mücadele etmek demek çaresizlikten koca koca içerik ve paylaşım platformlarını kapattırmak değil, bu yeni çağın gereksinimlerine uygun modeller geliştirmek ile olur.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Arşiv / Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Ekonomi / Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Mom send me bitcoin

Bitcoin son günlerde çokça duyduğumuz yeni sanal para birimi. Bitcoin ile ilgili 3 olaydan bahsetmek istiyorum.

Bitcoin Zengini Genç

İlk kahramanımız Norveç’li bir öğrenci olan Kristoffer Koch. 2009 yılında kriptolama üzerine ödev hazırlarken Bitcoin ile karşılaşıp o dönem 150 Norveç Kronu (26.60 $) karşılığında 5000 Bitcoin satın alır. Bir öğrenci için çok da fazla olmayan bu yatırımı bir süre sonra unutur. Aradan yıllar geçip Bitcoin internetin karanlık taraftalarında değer kazanmaya ve FBI’ın Silk Road’u kapatmasının ardından çıkan haberlerden ve son dönemde birçok servisin bu sanal para birimini kabul ediyor olması kahramanımıza zamanında böyle bir yatırım yaptığını hatırlatır.

(daha&helliip;)


Bir Şeyler Üretmek ya da Çalmak! Dijital Ekonomi / Ekonomi / Yaşam

software-pirate-korsan-yazilim

Efendim artık çağ bilgisayar, dijitalleşme çağı olunca alınan satılan ürünler de evrim geçirmekte. Artık kredi kartı ve internet sayesinde Hindistan’da Bangkok’un arka mahallelerinde bir gencin yazdığı bir yazılımı satın alıp kullanabiliyoruz. Yine alanında dev, hatta tekel olmuş Microsoft ve benzeri yazlım şirketlerinden internet üzerinden yazılımı satın alabiliyoruz.

Dahası insanlar oturdukları yerden dünyanın herhangi bir yerinde vizyona girmemiş bile olsa bir filmi montajı daha tam olarak tamamlanmadan dahi seyredebiliyor, stüdyo kayıtlarının internete sızdırılması ile sevdiğimiz şarkıcıların en son parçalarını hiçbir ücret ödemeden dinleyebilme imkanı sunuluyor.

 Peki, bu yapılanlar ne kadar etik. Bir tarafta gece gündüz çalışıp bir şeyler üreten mühendisler, sanatçılar, oyuncular var. Diğer tarafta, zaten internette ücretsiz bulunabilen bir şeye para ödemeye isteksiz bir topluluk var. Ve tüm bu yasa dışı pastayı oluşturup bu pastadan pay alan yasa dışı şebeke ve örgütler var.

Ülkemizde de para verip yazılım almak pek alışılagelmiş bir şey değilmiş. Değilmiş diyorum çünkü biliyordum ama bu kadar üst seviye de olduğunu aşağıda ki olayı yaşadığımda öğrendim.

Efendim ben teknoloji ve yazılımdaki gelişmeleri imkanlar nispetinde yakından takip etmeye çalışan biri olarak Microsoft’un Vista ürününü daha beta aşamalarında iken kullanmaya başladım ve son sürüm çıktığında olması gerektiği gibi soluğu ülkemizde popüler teknoloji mağazalarından olan Teknosa’nın merkezi bir yerdeki şubesine gittiğimde çok büyük bir suç işlediğimin henüz farkında değildim. Görevliye Windows Vista ürününü almak istediğimi söylediğimde önce algılayamadı ve ağzından sadece şu kelimeler ilk etapta dökülüverdi. “Efendim ama O İngilizce.” Bende Türk eğitim sisteminin iftihar ettiği Anadolu liselerinde yıllarca İngilizce eğitim görmüş bir vatandaş (!) olarak zaten ürünün İngilizce versiyonunu aradığımı söyledim. Kendimi uzaylı gibi hissetmemi sağlayan bakışlar altında bana verilen ürün kutusunu aldım ve kasadan ödememi yapıp çıkarken duyduğum “Hiç Vista satacağım aklıma gelmezdi.” cümlesi aslında birçok şeyi özetliyor.

Bu konu ile ilgili birçok çözümleme yapılabilir. Belki ben haksız da olabilirim. Ama yazımın başında belirttiğim Bangkok’lu gencin günlerini belki de aylarını harcadığı, tekel dediğimiz firmaların binlerce mühendise iş imkanı sağlayarak yıllarca geliştirdikleri ve sanatçıların yapımcıların yapıtlarını sahip olduğumuz sadece bir kablo ile yerimizden kalkmadan bedavaya kullanabilirsiniz.

Ama bu mühendisler, şirketler, sanatçılar, yapımcılar hiç para kazanmazsa ileride korsan bile olsa download edecek bir şeyler bulamayacağınızın ve aynı zamanda uluslar arası suç örgütlerine yaptığınız her download da kaynak akıttığınızda aklınızdan çıkarmayın. Bu arada bilgisayarınızda korsan yazılımlardan bulaşmış casus yazılımları yine cracklenmiş yazılımla bile olsa temizlemeyi unutmayın ki kredi kartınız ve banka hesaplarınız da boşalmasın.

O gün Teknosa’da bulunan satış danışmanının yaptığı yanlıştı ama bunun için onu suçlayamazdım.

Bu yazıyı da neden şimdi yazıyorum hiçbir fikrim yok.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Küresel Kriz, Yeni Dünya Dengesi ve Hindistan Ekonomi

12slum600jpg

Hafta sonu Beşiktaş’taki Dvd mağazasına girdiğimde aradığım film yoktu ama orada ki görevli ki birçok sinema eleştirmeninden daha fazla sinema kültürüne sahip olduğunu, sohbetin ilerleyen dakikalarında anlayacaktım. Bana daha önce de bir arkadaşım tavsiye ettiği ve Oscar aday Slumdog Millionaire filmini ısrarla izleme gerektiğini söyledi. Ben de kararsız olduğum içn aldım ve izledim. Gerçekten de film mükemmeldi.

Yeni dünya düzeninde doğu kültürü yıllardır sürdüğü yükselişe devam ederken filmde aynı zamanda Hindistan’ın gelişimine göz atmakta mümkün. Aslında konu ile alakası olmasa da herkesin bir şekilde bildiği ve geleceğin ekonomik devlerinden olacağı öngörülen Hindistan’ı birçok yönüyle anlatıyordu.

Küreselleşen dünyada pizza siparişi için telefon açtığımızda aslında Hindistan’da bir gençle görüştüğümüzü kaç kişi biliyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte daha ucuz iş gücü uğruna dünyanın doğu yakasına 40 yıldır kayan sermaye, ilk zamanlar batılı ülkeler için başlarına gelebilecek en iyi şey idiyse de artık toplumsal gelişimin adımları olan “kullan” ve “kopyala” basamaklarını başarı ile tamamlayan Hindistan ve Çin artık kendi teknolojisini üretip batılı ülkelere satar hale gelmiştir. Yozlaşan finans sistemi ise bu arada Amerika’da ki birkaç evsizin kendilerine zorla verilen kredileri ödeyememesine dayanamayıp trilyonlarca doların buharlaşmasına sebep olmuş durumda. Avrupa’nın ekonomik durumu da çok iç açıcı görünmemektedir.

Doğulu ülkelerde daralan batı talebi ile birlikte biraz silkelense de fırtına bittiği zaman bir de bakılacak ki doğulu ülkeler biraz daha gelişmiş ve batı buhar gücünün keşfi ile devraldığı liderliği bırakmak zorunda almıştır.

Zaten son yıllarda Land Rover ve Jaguar’ı Hindistanlı Tata, Volvo’yu da Çin’li Geely’nin alması, batının geriye gidişini daha somut olarak görmemize sebep olurken mart ayından sonra İngiltere ve ABD’de daha fazla şirketin iflasa gideceği apaçık ortadadır. Tüm dünyada kurtarıcı bir kahraman olarak görülen ve Amerikan halkının tereddüt etmeden seçtiği Barack Obama bile “Bu kadar derin bir kriz olduğunu bilmiyordum. Geceleri uykularım kaçıyor.” itirafında bulunmuş ve nasıl daha az zararla krizi geçirmenin hesabını yaparken doğulu ülkeler gelişimini sürdürmüştür.

Filme geri dönersek başlangıçta barakalarda yaşayan film kahramanları filmin sonuna doğru yeni yapılanmış iş merkezleri ve gökdelenlerin bulunduğu bir bölgeye dönüşmüş mahallelerinde bir inşaatın yüksek katlarında bakarak çocukluklarında ki durumu yâd etmektedir.

Tabi ki tüm doğu sihirli bir dokunuşla refaha ulaşamayacak ama kendi teknolojilerini üreten ülke olma konumunda tüm hızla ilerlerken kim tutacak onları. İsveçli dev Ericsson cep telefonu piyasasından çekilirken Samsung, Lg’nin hızlı yükselişini Nokia kaygıyla ve pazar payı yitirerek izlemektedir.

Dünya’nın dengeleri her geçen gün doğu lehine işlemekte, ve batı da ellerinden bir şeylerin kayıp gittiğinin farkında. Geri dönülemez bir durum değil ama tüm iyi senaryolar gerçekleşse bile meşhur bir deyişle dünya hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Bekliyor ve izliyoruz…

Not: Bu yazı yaklaşık 2 ay kadar önce kaleme alınmış olup yayımlama fırsatı bulamamıştım. Artık bugüne kalmış. Aslında bu süreç içinde mevcut durumda pek bir değişiklik de olmadı. Çok da bir şey kaybetmemişiz.

Kamil Mehmet ÖZKAN

Not 2 (2013): Bu yazı yayınlandıktan sonra Dünya’nın durumuna bakacak olursak, Avrupa ve AMerika’daki ekonomik kriz daha da derinleşmiştir. Yunanistan iflasın eşiğine gelmiştir. Merkez bankaları yüzmilyarlarca doları daha piyasaya sürmüşlerdir. Telefon pazarında ise Apple dünya lideri olmuş, Dünya’nın en değerli şirketi haline gelmiştir. Ama daha sonra Uzak Doğu’lu Samsung “kopyala” adımı çok iyi başararak Apple’ın önüne geçmeyi başarmıştır. Apple’ın tüm üretimini Uzak Doğu’da yaptırması ise ayrı bir çelişki konusudur. Çin her yıl ortalamanın üzerinde büyümeye devam etmektedir.


Dünya Gerçekten Düz mü? Ekonomi

flat_earth-editjpg

Eski çağlarda uzay bilimi gelişmediği için keşişler dünyanın düz olduğunu savunurmuş. Hatta bir öküzün boynuzu üzerinde duran tepsi gibi biçimi bile olduğuna inanırlarmış. Gelişen teknoloji sayesinde dünyanın şeklinden çok oturduğumuz yerden uydular vasıtasıyla dünyanın her köşesini inceleyebilir, dünyanın gerçekten kendine has bir şekille yuvarlak olduğunu söyleyebiliyoruz. Eski keşişleri de sohbetlerimiz de espri unsuru olarak kullanabiliyorken nereden çıktı yine bu düzlük yamukluk muhabbetleri…

Her şey 2005 yılında New York Times yazarlarından Thomas L. Friedman’ın “The World is Flat” isimli kitabı ile tekrar alevlendi. Kendisi dünyanın artık yuvarlak değil düz olduğunu iddia ediyordu. Kula verdiğimizde ise haklıydı. Evet. Dünya düzdü.

Aslıda dünyanın düzleşmesini Kristof Kolomb’un keşiflerine kadar dayandırılsa da asıl ivme son yirmi yılda elde edildi. Yeni ticaret yollarının keşfi ile doğunun zenginlikleri zorbalıkla da olsa artık batıya aktarılabiliyordu. Sonraları çıkan sanayi devrimi ile birlikte seri üretimler, ham madde, iş gücü ve en önemlisi Pazar arayışları ile dünya ülkeleri arasında ilişki daha da gelişir oldu. 1900’ler uluslar arası şirketlerin kendilerini dünyaya tam entegrasyonu ile geçti.

theworlddubaijpg

Ve oyunda son perde 20 yıllık hızlı bir teknolojik atılımla artık dünya tamamen düzleşti. Artık pazarda bulunan sayısız iş gücü ve firma neredeyse eşit koşullarda rekabet edebilir hale geldi. Bugün dünya’nın herhangi bir yerine gittiğinizde, kendi ülkenizde de bulunan bir fast food restoranına gidebilir, internet bağlantınızı evrensel yöntemlerle sağlayarak, VPN bağlantı yöntemi ile binlerce kilometre uzakta olsanız bile ofisteki bilgisayarınıza bağlanarak okyanus ötesinden iş ortağınızın gönderdiği tasarımları kontrol ederek onaylayabilir. Güney Amerika’da bir ülkede bulunan fason üreticiye bu ürünlerden bir milyon adet üreterek dağıtım merkezlerine gönderme talimatı verebilirsiniz. Ve bunları yapmanız muhtemelen on dakikanızı bile almayacaktır. Aynı anda favoriniz olan bir menü alarak yemek bile yiyebilirsiniz.

Ne oldu… Nereden geldik biz buraya… Az önce yeni ticaret yolları falan bulmuştuk diyorsanız biraz geç kaldınız. Özellikle son yirmi yılı yakından takip etmediyseniz siz hala kutuplardan biraz basık olan yuvarlak bir dünyada yaşıyorsunuz demektir. Ben de Thomas Friedman’ın kitabından yola çıkarak dünya neden düzleşti, biz neler kazandık, neler kaçırdık, bunları bulmak için bir yolculuğa çıktım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Kamil Mehmet ÖZKAN

(Not 2013: Küreşelleşmenin tüm hızıyla hayatımızın her alanına girdiği bir dönemde yeni trend olarak yerelleşme ön plana çıkmatadır. Son 20 yılda alkışlarla Uzak Doğu’ya gönderdiğimiz üretim bantları ülkelerimize tekrar dönmesi için yalvarır hale geldik. Aslında daha önce ki yazı 1 ve yazı 2 ‘de ABD ekonomisinin istihdamı çözmek için geniş bant internete yatırım yapmasından bahsetmişim. 2013 yılına geldiğimizde Dünya’nın en değerli şirketlerinden Apple’ın ABD’de küçük bir üretim üssü açacağını açıklaması bile basını ve ekonomi kurmaylarını sevince boğmaya yetmiş durumda.)



Page 1 of 212