Arşiv


Korsanla Mücadelede Çözüm – Bedava İçerik ve Sky Library Arşiv / Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Ekonomi / Marka Yönetimi / Mobil / Yeni Medya

Daha önce burada sonuçlarını paylaştığım Turkcell’in desteği ile gerçekleştirdiğimiz “Yeni Reklam ve Satış Mecrası Olarak Tablet Cihazlar ve Türkiye’de Tablet Cihaz Kullanımı” araştırmasının sonuçlarına göre tüketicilerin %77’si reklam görme karşılığında premium içeriğe ücretsiz erişmeye razı olduğu ortaya çıkmıştı. Bu konuyu Harvard Business Review Türkiye Mart 2013 sayısında da detaylı olarak dile getirmiş, yayıncıların e-kitapları bedava dağıtarak korsanla mücadele edebileceğini ve bu alanda yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini dile getirmiştim.

Sky Library - Ücretsiz içerik - yeni medya

Tüm bu kısa tarihi Sky Library uygulamasından bahsetmek için özetledim. Tamamen tesadüfen gelişen olaylar sonucunda daha önce farklı platformlarda dile getirdiğim bu yenilikçi fikri hayata geçirmek şuan çalışmış olduğum Türk Hava Yolları’nda Sky Library uygulaması ile hayata geçirmek bana nasip oldu. Bu benim için büyük bir sevinç kaynağı ve Türkiye için büyük kazanım olduğunu düşünüyorum. Bulabildiğim kadarı ile daha önce bu model ile ve ölçekte gerçekleştirilmiş marka destekli başka proje yok. Eğer bildiğiniz varsa burada paylaşırsanız sevinirim.

Nedir Sky Library diye baktığımızda çalışanlarına ve Miles and Smiles üyelerine yönelik (bayağı bir geniş kitleyi kapsıyor ve içerik anlaşmalarında ne kadar zorlandığımızı tahmin edemezsiniz 🙂 Yönetim, pazarlama, marka, kişisel gelişim ve kısa uçuşlarda okumak üzere editörler tarafından özel olarak özetlenmiş popüler kitaplara ve her yaştan çocuğa yönelik Milli Eğitim Bakanlığı onaylı hikaye kitaplarına ücretsiz olarak ulaşabileceğiniz bir platform. Buradaki kitaplar seçilirken en çok satanlar ve alanında en iyiler olması göz önünde tutuldu ve tamamı ücretsiz olarak erişime sunuldu. Aynı zamanda uçaklarda vazgeçilmez yol arkadaşı olarak sunduğumuz Skylife, Skylife Business, Anadolu Jet, Curio City ve Empathy dergilerine ücretsiz erişebilir, Türk Hava Yolları Yayınlarına ulaşabilirsiniz.

Yeni medya çağı ile yeni dinamikler, tüketim alışkanlıkları ve ekonomi modelleri ortaya çıkıyor. Daha önce yayıncıların bu konudaki cahilliklerine (kimse kusura bakmasın. Herkes faaliyet alanındaki gelişmeleri takip etmek ve ayak uydurmak zorunda. Aksi takdirde zaten yok olacakları için benim burada kullandığım sıfat çok hafif kalacak) yönelik bir yazıyı yayınlamıştım. Eski modelde bu kitapların ücretsiz olarak sunulması teorik olarak raflarda satışın durması ve herkesin bu ücretsiz içeriği indirmesi gibi batıl düşünceler içerse de dijitalin size sunduğu ölçek ekonomisi sayesinde birim maliyette geliriniz düşüyormuş gibi olsa erişimin çok daha fazla artması ile daha fazla kazanacağınız bir ekonomik modele doğru gidiyoruz. Bu konuda Chris Anderson’ın Bedava kitabı en büyük kaynaklardan. ( Bu kitabı Sky Library’de ücretsiz bulabilirsiniz.)

Yeniden Sky Library’e dönecek olursak, Türk Hava Yolları premium içeriği finanse ederek müşterilerine ücretsiz bir kaynak sundu. TVYO yine TV içeriği alanında başarılı modellerden biri. Artık dizi yapımcıları dizilerin tüm bölümlerini kendileri Youtube’a yüklüyorlar. Tabi ki Youtube’un yeni reklam çözümleri buradaki en büyük yardımcı. Burada yayıncılara ve içerik üreticilerine büyük görev düşüyor. Yeni modeller geliştirmeleri gerekiyor. Korsanla mücadele etmek demek çaresizlikten koca koca içerik ve paylaşım platformlarını kapattırmak değil, bu yeni çağın gereksinimlerine uygun modeller geliştirmek ile olur.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Arşiv / Büyük Dönüşüm / Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Yeni Medya Merkezi Logo 2

Yeni Medya bölümü ile lisans sonrası ara verdiğim dönemde o dönemler yaptığım girişim ve eskiden beridir ilgi alanım olan dijital dünyaya ilişkin eğitim arayışı sırasında bulmuştum. İşletme bölümünü okumuş, birçok disiplinde Türkiye’de önde gelen şirketlerde staj yaptıktan sonra pazarlamanın benim için en iyi olan olduğuna karar kılmış, bunu dijital ile birleştiren Yeni Medya bölümüne ise dönem arası olmasına rağmen başvurmuştum.

2004 yılından beri Yeni Medya kelimesini Türkiye’ye açıklamaya çalışan ve önceleri sadece bir ders iken lisans ve Yüksek Lisans bölümü haline gelerek Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren ve diğer üniversitelere olumlu yönde örnek olan bir sürecin sonunda İsmail Hoca bunca yılın emeği olarak Yüksek Lisans bölümünde biz öğrencilerine ders veriyordu. Kendisiyle ilk ders haftasında sevgili Özgür Zan hocamın dersi öncesinde Kadir Has Üniversitesinin en büyük güzelliklerinden olan iki bina arasında eşsiz Haliç Manzarası sunan Starbucks Cafe’de tanıştık ilk. Benim için yeni medya ile serüven de resmi olarak başlamış oluyordu o gün.

Selim Çavuş ise öğrenciliğinde ve sonrasında yaptığı sosyal faaliyetler ve sivil toplum kuruluşları sayesinde tanıdığım aynı zamanda o dönem bir girişimde ortağımdı. Kendisiyle gıyaben çok önce tanışmış olsak da fiziki olarak tanışmamız ve Yeni Medya Bölümüne gitmeye karar vermemiz aynı döneme rastlamaktadır.

Keyifli geçen iki yılın sonunda mezun olup her birerimiz başka yönlere dağıldıktan sonra bile İsmail Hoca, Selim ve ben dönem dönem bir araya gelir, öğrenciliğimiz döneminde aralarda ve derste tartıştığımız yeni medya dünyasına yönelik gelişmeleri paylaşırdık. Paylaşım konusunda Hoca sıfatı sebebiyle İsmail Hoca hep bizden önce ve bize öncü olmuştur.

Uzunca bir süredir devam eden bu istikrarlı ama programsız buluşmayı somut bir proje haline getirme fikri Selim’den geldi doğal olarak ve ilk görüşmemizde 1 saatlik bir toplantı sonrasında halihazırda içeriği ve ustaları hazır olan ve sadece kalıp vermesi kalmış bir iş gibi Yeni Medya Merkezi kurulmuş oldu.

Ülkemizde hala gerçek anlamını bulamamış olan yeni medya ( Yeni Medya Nedir? Ne değildir? ayrıca (1) , (2) , (3) ) kavramını daha da detaylı açıklayacak ve bu kavramın etkilediği alanlarda, yani yaşamamızın her yönünde bu büyük dönüşüm ve değişim çağının gerekliliklerini tartışacaktık. Yakın dönemde bu alanda elde edeceğimiz kaynakları da bir araya getirmeye ve web’de bir alanda sunmaya başlayacağız.

İlk bölümde İsmail Hoca ile Yeni Medya Nedir? sorusunu yanıtladık. İkinci bölümde Ercüment Büyükşener ile bu dönüşüm ve değişimi ve hem şahısların hemde kuruluşların bu alanı nasıl yorumlamaları gerektiğine değindik. Üçüncü bölümde ise Işıl Boy ile yeni medyanın en çok etkilediği alanlardan olan eğitim üzerine değişimlerinden bahsettik. Bundan sonraki haftalarda da Salı akşamları saat 22:00’de her hafta alanında uzman konukları ile yayınlanmaya devam edecek.

Katkı ve önerileriniz ile çok daha verimli programlar ve kaynak alanları oluşturacağımıza inanıyorum.

Twitter
Facebook Sayfası
Google+ Sayfası
Youtube Kanalı

Kamil Mehmet ÖZKAN


Arşiv / Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Ekonomi / Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Mom send me bitcoin

Bitcoin son günlerde çokça duyduğumuz yeni sanal para birimi. Bitcoin ile ilgili 3 olaydan bahsetmek istiyorum.

Bitcoin Zengini Genç

İlk kahramanımız Norveç’li bir öğrenci olan Kristoffer Koch. 2009 yılında kriptolama üzerine ödev hazırlarken Bitcoin ile karşılaşıp o dönem 150 Norveç Kronu (26.60 $) karşılığında 5000 Bitcoin satın alır. Bir öğrenci için çok da fazla olmayan bu yatırımı bir süre sonra unutur. Aradan yıllar geçip Bitcoin internetin karanlık taraftalarında değer kazanmaya ve FBI’ın Silk Road’u kapatmasının ardından çıkan haberlerden ve son dönemde birçok servisin bu sanal para birimini kabul ediyor olması kahramanımıza zamanında böyle bir yatırım yaptığını hatırlatır.

(daha&helliip;)


Unimarketing’e Davet ! Arşiv

youth-marketingGeçen yıl Bilkent Üniversitesi Mühendis Topluluğu’nun düzenlemiş olduğu 3 günlük “Yönet2008” Liderlik ve Yönetim Kampı’nın son gününde Case Camp yapılmış ve Finansbank’ın daha çok üniversiteli gençleri hedeflediği yeni ürünü Go Card hakkında gerilla pazarlama taktikleri gençleri tarafından sunulmuştur.

Şirketler milyonlarca dolar yatırım yaptıkları ürünleri pazarlarken bazen çok acemice, pardon çok profesyonelce davranıp birkaç kişilik pazarlama departmanları ile radikal kararlar almakta ve milyonlarca lira yatırım yaptıkları ürünleri, çoğu zaman piyasayı okuyamayan pazarlama müdürlerinin sayesinde piyasadan bir süre sonra çekilmeye mahkum oluyorlar. Günümüz arz yoğun, talep az pazar yapısında onlarca benzer ürünler sunan rakibimiz varken klasik pazarlama yöntemleri bile sonuca sizi ulaştıramayabiliyor. WOMM, gerilla, dijital ve online pazarlama yöntemleri artık daha yoğun olarak kullanılmakta, tüketicinin çok farklı yönlerden dikkatini çekmek çabalanmaktadır.

Finansbank’ı burada tebrik etmek gerekiyor, çünkü ürününü pazarlamak için ürünü alacak kişilere, üniversite öğrencilerine sormuştu. Tabi bu arada bu fikirlerden kaç tanesi hayata geçirildi o da ayrı araştırma konu olabilir. Ama Türkiye’nin birçok ilinden ve üniversitesinden başvuruları kabul edilerek gelmiş öğrenciyi şehrin dışında bir otelde 2 günlük liderlik, yönetim ve gelişim üzerine eğittikten sonra alınan fikirler birçok alanda işe yarayacaktır.

Bu belgede yer alan fikirler benim de içinde yer aldığım ve gönüllerin birincisi ama listenin ikincisi olan 12. Gruba ait. Örnek olması için burada yayınlama gereği hissettim. Adıyla uyumlu olmak için değildi ama 6 kişilik grubun beyin fırtınasından 12 adet bağımsız gerilla pazarlama önerisi sunulmuştu. 14 grup olduğunu ve her birerinin en az 10 fikirle sahnede yer aldığını göz önüne alırsak tam bir beyin fırtınası, fikir yağmuru vardı o gün orada. Bahsettiğim gibi Finansbank bu fikirlerin kaç tanesini benimseyip hayata geçirmiştir bilinmez ama, herhangi konuda değişik fikirleri bulmada sıkıntı çeken firmalar için mükemmel bir çözüm yolu olduğu kesindi.

İşin içeriğine gelecek olursak, o gün orada dile getirilen fikirlerin en önemlisi ise üniversitelerde bulunan öğrenci kulüplerine isim sponsoru olarak onların çalışmalarını desteklemek ve aynı zamanda kendi marka bilinirliği üzerine üniversite öğrencisi üzerinde pozitif bir etki bırakmaktı. Bunun marka bilinirliğine yapacağı olumlu etkiyi profesyonel pazarlamacılar benden daha iyi hesaplayacaktır. Burada hem üniversitedeyken grup çalışmasının ve sorumluluğun öğrenildiği üniversite kulüplerine bir fayda sağlarken harcanan kaynak kendini fazlasıyla karşılıyordu. Evet bu da meşhur kazan – kazan modellerindendi.

Bu fikri Finansbank gerçekleştirmedi ve çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Buradan gençlere yönelik ürünler çıkartan tüm firmalara sesleniyorum. Bu fikri gerçekleştirerek hem sosyal sorumluluk alanında başarılı bir proje olabilecekken hem de sayıları milyonları bulan üniversiteli öğrenci kitlesine en kolay biçimde ulaşabilme yoludur. Diğer yollardan kampuslere girmeye çalışan firmaların ne kadar bir maliyetle karşılaştığını az çok tahmin edebiliyorum.

Buradan da seslenelim. Bu konuda çalışma yapacak olan şirketleri üniversite kulüpleri ile buluşturmak ve olayı organize etmeyi kendimize borç bilelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN

(Not : Bu yazı yazıldığında sosyal medya araçları günümüz kadar yaygınlaşmamıştı. Yukarıda anlatılanları çoğunu markalar ve öğrenciler artık dijital platformlarda yapmaktadır. İleriki yıllarda bu dönüşüme eğitim yöntemleri de katıldığında kampüs kavramı da geçerliliğini yitirecektir.)