İnternet Oral Kültürdür !

İnternet hayatımızın vazgeçilmez parçası, artık hava, su, internet sonra da gıda geliyor yaşamamız için. Sosyal medya ise 4-5 yıl önce hayatımıza giren, internetin iletişim için kullanmanın yeni yolu.

35 milyondan fazla internet kullanıcısı ve Facebakers’a göre 26 milyondan fazla da facebook üyesiyle Türkiye interneti ( sosyal medyayı ) en aktif kullanan ülkelerden. Neden ? Uzun süredir kafamı kurcalayan soruydu bu. Neden benim halkım ingilizce bilmemesine rağmen yabancı dildeki bir siteyi kullanmaya başladı. Facebook yeni yeni popüler olduğu günlerde çevremden beni yakalayan birçok insan Facebook hesabı açıp, gerekli ayarları yapmamı rica ediyordu. Facebook kadar olmasa da Twitter’ın bile hala Türkçe sitesi olmamasına rağmen ingilizce konuşamayan milyonlarca üyesi var.

Bu sorular beni meşgul ederken geçenlerde Hocam Cemil Türün’ün açıklamarıyla kafamda havai fişekler parlamaya başladı :) Kendisi Siber Kültür dersini 1993 yılında ülkemizde(yanılmıyorsam Dünyada da) ilk defa vermeye başlamış, bu konuda taşan bir hoca. İnternet oral bir iletişim yapısına sahiptir cümlesi her şeyi açıklıyordu. Biz de millet olarak oral iletişim iletişim biçimini yüzyıllardır benimsememiş miydik? Hikayelerimizi kitaplarla değil ozanlarla nesilden nesile aktarır, yazmaktan ve okumaktan çok konuşmayı tercih ederiz.

İnternet oral kültürün tüm özelliklerini sağlıyordu. Her ne kadar yazılı olarak görülse de yapı itibari ile internet ortamında yazdığınız bir şeyi istediğiniz zaman kaldırabilirsiniz. Ama kitaba yazdığınız bir cümleyi kaldırmanız için hepsini toplayıp imha etmeniz gerekli. Sosyal ağlar ise bizim yüzyıllardır alışık olduğumuz hikayeyi oral yollardan aktarma konusunda tam uyan bir mecra olarak yeterince ilgiyi gördü. Görmeye de devam ediyor. Karşımızdakine sesler ile değilde çoğu zaman anlık olarak yazı ile ulaştık. Duygularımızı fotolarına like atarak (değişik bir deyim ama tam yerinde kullanıldı) belirttik.

İnternetin oral iletişimin DNA’sını taşıması neden millet olarak bizim yoğun şekilde internete ilgi gösterdiğimiz açıklıyor. Bende zihnimi meşgul eden bu önemli soruya mükemmel şekilde cevap veren hocama teşekkür ediyorum.

Kamil Mehmet ÖZKAN

yenimedyaci.com

Görsel: http://cahit.hayalet.net/blog/843/sesli-mobil-reklam-hizmeti-turkiyede-ilk/

, , , , ,

0 Comments Short URL , , , , ,

Mutlu-luk Nerede ?

Hayır ! Abdulah Oğuz’un filminden bahsetmiyorum. Bu elde ettiğimiz ama farkına varamadığımız değerli anların hikayesidir.
Dün uzun süredir görmediğim bir arkadaşım mutlu musun ? diye sorunca direkt olarak mutsuzum, deyip sebeplerini saymaya başladım. 3 dk. Sonra ise içim içimi yemeye başladı. Neden mutsuzdum. Neyim eksikti. Veya mutlu olmak için neye sahip olmama gerekiyordu.
Geçenlerde katıldığım TedxReset konferansında Sevgili Yankı Yazgan’ın söyledikleri hemen aklıma geliverdi. Hani eski okul fotolarına bakıp ne kadar da mutluyduk o günler diyen biz bugün tüm ilköğretim öğrencilerine sorsak mutlu musunuz diye acaba kaç çocuk ben mutluyum der.
Bizler bulunduğumuz anı yaşayamadığımız tam hakkıyla yaşamadığımız için hep eski günlerde ne kadar da mutlu olduğmuzdan bahsedip duruyoruz. Halbuki bir an şöyle bir durup kendimize dönsek aldığımız nefesi hissedip “ânı”yaşabilsek bugün bile ne kadar mutlu veya mutsuz olduğumuzu hissedebileceğiz.
Geleceğe yönelik kaygılarımız umutsuzluğa dönüşeceğine, daha iyiye ulaşmak için çabalamaya dönüşse emin olunuz ki gelecekte de mutlu olacağız. Devamlı bir mutsuzluk içerisinde olan bizler neden elimizdeki güzelliklerin kıymetini bilmeyip ulaşamadığımız şeyler için şu an içinde bulunduğumuz ânı mahvediyoruz.

Kamil Mehmet ÖZKAN

yenimedyaci.com

Görsel: http://bipolarblast.wordpress.com/2010/01/20/happiness/

, , ,

1 Comments Short URL , , ,

Critical Approach to Wikileaks

Wikilaks

Bu arada 29 Ocak Cumartesi günü saat 14.00 – 18.00 arası Beşiktaş Barbaros’ta bulunan Elektrik Mühendisleri Odası Toplantı Salonunda Çok değerli hocam İsmail Hakkı Polat ve yine çok değeli Özgür Uşkan ve diğer konuşmacılar Wikileaks’i tartışacaklar. Çok önemli konular konuşulacak. Ayrıntıları burada sizlerle paylaşıyor olacağım.

, , , , ,

0 Comments Short URL , , , , ,

Düşün(e)miyoruz !

Teknolojinin hayatımızın he zerresine girdiği son yıllarda
hem kendim de hem de çevremde gözlemlediğim kadarıyla artık
düşün(e)miyoruz. Şüphesiz teknolojinin kabaca hayatımızı
kolaylaştırmak, bizi daha az düşündürerek süreçleri hızlandırma
gayreti bunda en önemli etken. Bugün sınav yaptığımız adaylardan
geri dönüş alırken temelde mantık üzerine kurulu ve biraz düşünerek
çözülebilen genel yetenek testini zamanında tamamlayamamaktan
şikayet ederken buldum. User Experiences dersimizde de çok değerli
eser olan “Don’t make me think ! ” kitabını okuyorken aslında
tezatlar icinde yaşadığımızı fark ettim. İlk dalga hesap
makinesiyle girdi hayatımıza. Artık neredeyse 2*2 yi bile makineden
hesaplar hale geldik. Dört işlem yeteneğimizi bizden çaldı. Ama
hayatımız kolaylaştı. İste tezat burada başlıyor. Artık çok temel
şeyleri bile es geçer olduk. Çünkü bir tık kadar ötemize geldiler
ama bizden uzaklaşdılar. Bazen bizim için düşünen cihazlardan
uzaklaşıp kendimize ait olan işlemcilerle düşünmek gerek. Yoksa
yakın gelecekte bence aptal zombiler gibi dolaşan cihazların
yönettiği canlılara dönüşeceğiz.

, ,

0 Comments Short URL , ,

NY Times Chrome Özel – Yeni Gazete Formatı

Gün geçmiyor ki yeni medya alanında devrimci bir yenilik olmasın. Son olarak Google’ın bulut bilişim tabanlı işletim sistemi Chrome OS’a alıştırmak için açtığı mağazada NY Times ve birkaç gazete şimdiden yerini aldı.
Peki ne var bunda derseniz önce denemenizi öneririm. Chrome’a özel olarak geliştirilen tadarım sayesinde ipadde okuyormuş gibi NY Times gazetenizi okuyabiliyorsunuz.
Normal web formatında gazetelerin karşılaştığı en büyük problem olan tasarım konusu böylece bilgisayar tarayıcılarında da çözülmüş oluyor.
Ipadl birlikte değişen yayıncılık formatına klasik web tarayıcılarından da gelen bu destek yayıncılık sektörü açısından ümit verici. Kullanıcı tarayında da tam ekran seçeneği ile çok keyifli okuma deneyimi sağlıyor.
Umarım ülkemizdeki gazeteler de en kısa sürede böyle güzel çalışmalara imza atar da polis sirenine benzeyen haber sitelerinden kurtuluruz.

, , , ,

0 Comments Short URL , , , ,

SMU mı ? Daha Çok Ekmek Yemen Gerek !

Maalesef toplum olarak kavramların altını boşaltmayı çok seviyoruz. Çok önemli kavramlar bir süre sonra popülizmin vahşi cazibesi altında yok olup gidiyor. Son kurban ettiğimiz kavram ise SMU, yani sosyal medya uzmanlığı…

Sosyal medya uzmanlığı multidisipliner yapıya sahip bir alandır. Birçok uzmanlık dalında bilgi ve beceriye sahip olmayı gerektirir. Öncelikle sosyolojiyi çok iyi bilmen gerekir. Toplumun yapısını, ilişkilerini yürütüş biçimini, iletişim şekillerini çok iyi anlaman, bu alanda uzman dediğimiz bilgi seviyesine ulaşabilmen gerekir.

Sonra medya alanında, özellikle yeni medya kavramı çerçevesinde değişen ve gelişen iletişim yöntemlerini, bunları besleyen kuramları çok iyi şekilde analiz etmeli, etkin şekilde kullanabilmelisindir.

En önemlisi itibar yönetimi çerçevesinde kişi ve kurumsal markaların internetteki sözcüsü olan bu kişiler çok iyi  pazarlama bilgisine sahip olmalıdır. Markanın durşunu, yapısını, hangi müşteriye ulaşmak istediğini iyi kavrayıp bunu pazarlamanın temel kurallarının dışına çıkmadan, marka adına iletişimi yürütebilmelidir.

Ülkemizde çok başarılı sosyal medya kampanyaları düzenlenmekte ve gerçekten sosyal medya uzmanı diyebileceğimiz çok değerli kişiler mevcut bulunmaktadır. Bunun yanında sadece Facebook’ta tanıyıp tanımadığı herkesi ekleyerek şişirdiği arkadaş listesiyle, kullanıp anlamadığı bir kaç platformla, teknolojik alanda okuduğu bir kaç haberle kendine sosyal medya uzmanı diyenler için tek bir söz söylenir. Daha çok ekmek yemeniz lazım.

0 Comments Short URL

Ne olacak halimiz ?

Çevreme bakıyorum herkes internetle alakalı bir şeyler yapma peşinde. Projeler, esinlenmeler, tasarımlar, yazılımlar gırla gidiyor. Kimi online içerik oluşturma peşinde, kimi e-ticaretten bir şeyler pazarlama peşinde. Kimisi ise bunlara altyapı tarzında hizmetler sunmanın peşinde. Çok güzel. Harika. Tek bir problem var kimsenin ana ihtisas alanı internet ve teknoloji değil. Bu onların suçu mu ? tabi ki değil. Çünkü bu işin biliminin yapıldığı, en azından temel eğitiminin verildiği kaç üniversite, kaç bölüm var. Bir elin parmakları kadar sayabilirseniz ben yanılıyorumdur.

Artık yüksek lisans diplomalarının bile iş bulmaya yetmediği ( Bence diploma iş bulmaz ama neyse siz anladınız ) bir ülkede aylardır çalışan arayan şirket patronları ile karşılaşıyorum. Birileri 6 aydır eleman arıyor ve milyonlarca insan işsiz geziyorsa burada suç kimde ona bakmak gerekiyor bence. 
Bizimde artık bir teknoloji bakanlığımız olamalı ve burada ülkemize hem proje anlamında hem iş gücü anlamında katkı sağlayacak politikalar üretilmeli. Bilişim alanında daha çok uzman yetiştirmeliyiz. Bunu söylerken bilgisayar laboratuvarı olmayan bilgisayar mühendisliği fakülteleri hala var mıdır bilmiyorum ama öncelikle akademisyenlerimizin de acilen zihin yapılarının da değişmesi gerekiyor.
Haddimiz aştık isek affola.
Kamil Mehmet ÖZKAN
0 Comments Short URL

İstanbul’dan bir sergi geçti

Bir başkentin 8000 yıllık tarihi, Sakıp Sabancı Müzesinde 5
hazirandan beri sergilenmekte olan sergi bugün itibari ile sona erdi.
Gidemeyenler çok büyük bir fırsatı, binlerce yıllık serüveni anlatan yüzlerce
eşsiz parçayı bir arada görme fırsatını kaçırdılar.

Binlerce yıllık tarih, onlarca medeniyet. İstanbul hayran
olunacak yegane şehir. Her renkten, her ırktan, her dilden ve her dinden insanı
içinde barındıran bu koca derya yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren
gereğinden fazla büyüyüp, kirletilse de hala bir inci.

Bugün serginin son günüydü ve İstanbul yağmurlu başladığı
güne, hiç olmadığı kadar bunaltıcı bir hava ile devam etti. Boğazın en güzel
yerlerinden biri olan Emirgan’a ulaşmak için çektiğim trafik sıkıntısını
anlatamam. Rumeli Hisar’ı çevresindeki mekanlarda Pazar gününü keyifli şekilde
geçirmek isteyen İstanbullular ve onların araçları bizleri trafikte perişan
etsede zar zor müzeye ulaşabildik.

Kevin Roberts’in sisomo dediği görüntü, ses ve hareket
(Sight, Sound, Motion) öğelerini çok güzel şekilde kullanarak gezilmesi daha
zevkli sergiler hazırlayan Müze ekibine peşinen teşekkür etmek istiyorum.

İlk girişte 3b modelleme güzelleştirilmiş bir sunumda
İstanbul’un ilk kurulumundan Osmanlı’nın fethine kadar hem görsel olarak
izlenebilir, hemde pratik ve öğretici
bilgiler veriliyor. Sonra M.Ö. 6000 yıllarından itibaren günümüze kadar ulaşmış
türlü medeniyetlerin kalıntıları ve sanat eserlerini kronolojik olarak gezmeye
başlıyorsunuz.

Sergide ise en dikkat çekici alan İstanbul kubbelerini,
oluşturulan yapay bir kubbe perde de 3 boyutlu olarak görebilmeniz oluyor.
Hafif bir müziklede zenginleştirilen görsel şovu kafanız yukarıda bayağı bir
izliyorsunuz taa ki boynunuz yorulana kadar.

Kısaca özetlemek gerekirse İstanbul’dan çok güzel bir sergi
geldi geçti. Katılanlar kazandı. Kaçıranlar üzüldü.

Teselli eder mi bilmiyorum ama İstanbul Arkeoloji Müzesinde
de bir çok eser devamlı olarak kullanıcıların ziyaretini bekliyor. Buradaki
kadar çeşitli olmasa bile onu da kaçırmamak lazım.

, , , ,

0 Comments Short URL , , , ,