İstanbul’dan bir sergi geçti

Bir başkentin 8000 yıllık tarihi, Sakıp Sabancı Müzesinde 5
hazirandan beri sergilenmekte olan sergi bugün itibari ile sona erdi.
Gidemeyenler çok büyük bir fırsatı, binlerce yıllık serüveni anlatan yüzlerce
eşsiz parçayı bir arada görme fırsatını kaçırdılar.

Binlerce yıllık tarih, onlarca medeniyet. İstanbul hayran
olunacak yegane şehir. Her renkten, her ırktan, her dilden ve her dinden insanı
içinde barındıran bu koca derya yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren
gereğinden fazla büyüyüp, kirletilse de hala bir inci.

Bugün serginin son günüydü ve İstanbul yağmurlu başladığı
güne, hiç olmadığı kadar bunaltıcı bir hava ile devam etti. Boğazın en güzel
yerlerinden biri olan Emirgan’a ulaşmak için çektiğim trafik sıkıntısını
anlatamam. Rumeli Hisar’ı çevresindeki mekanlarda Pazar gününü keyifli şekilde
geçirmek isteyen İstanbullular ve onların araçları bizleri trafikte perişan
etsede zar zor müzeye ulaşabildik.

Kevin Roberts’in sisomo dediği görüntü, ses ve hareket
(Sight, Sound, Motion) öğelerini çok güzel şekilde kullanarak gezilmesi daha
zevkli sergiler hazırlayan Müze ekibine peşinen teşekkür etmek istiyorum.

İlk girişte 3b modelleme güzelleştirilmiş bir sunumda
İstanbul’un ilk kurulumundan Osmanlı’nın fethine kadar hem görsel olarak
izlenebilir, hemde pratik ve öğretici
bilgiler veriliyor. Sonra M.Ö. 6000 yıllarından itibaren günümüze kadar ulaşmış
türlü medeniyetlerin kalıntıları ve sanat eserlerini kronolojik olarak gezmeye
başlıyorsunuz.

Sergide ise en dikkat çekici alan İstanbul kubbelerini,
oluşturulan yapay bir kubbe perde de 3 boyutlu olarak görebilmeniz oluyor.
Hafif bir müziklede zenginleştirilen görsel şovu kafanız yukarıda bayağı bir
izliyorsunuz taa ki boynunuz yorulana kadar.

Kısaca özetlemek gerekirse İstanbul’dan çok güzel bir sergi
geldi geçti. Katılanlar kazandı. Kaçıranlar üzüldü.

Teselli eder mi bilmiyorum ama İstanbul Arkeoloji Müzesinde
de bir çok eser devamlı olarak kullanıcıların ziyaretini bekliyor. Buradaki
kadar çeşitli olmasa bile onu da kaçırmamak lazım.

, , , ,

0 Comments Short URL , , , ,

Gece Mesaisi


Gece gündüz demeden çalışmak lazım !

, , , , ,

0 Comments Short URL , , , , ,

Sehirden Kacıs…

İçindeyken pek farkına varamıyoruz ama bu şehr-i İstanbul tüm güzellikleri ile birlikte insanı için için yiyen bir canavara dönüşüyor zamanla… Şehrin tüm kılcal damarlarına kadar işlemiş olan görüntü, gürültü ve hava kirliliği yetmezmiş gibi toplumun hangi kesiminden olursanız olun, mesleğiniz her ne olursa olsun on beş milyonluk şehirde yaşam kavgası bir hayli yoruyor insanı…

Kaçmak değil de ara sıra biraz uzaklaşmak gerek…

En son ne zaman gökyüzüne baktınız İstanbul’da bilmiyorum ama ben bu şehirde yıldızları seyrettiğimi hiç hatırlamıyorum. Herkesin yıldız olmaya çalıştığı bu koca şehre küsen gerçek yıldızlar almışlar başlarını gitmişler. Çocukluğumuzda her gece bakıp bakıp sayısı hakkında çeşitli teoriler yürüttüğümüz yıldızlar, o uçsuz bucaksız gök kafese yaptığımız hayali yolculuklar ve onların ötesinde keşfettiğimiz dünyalar.

Evet hatırlamıyorum en son ne zaman gökyüzüne baktığımı… Yoksa hayal gücüm mü köreldi… yoksa ben de mi, evet bende mi artık hayal kuramıyorum.

Eğer bir fırsatını bulursanız kaçın bu şehirden kısa süreliğine de olsa. Trafiğin, insan selinin, gürültünün ve ışığın olmadığı bir yerlere kaçın ve bulutsuz bir gece de gökyüzünden yıldızları sayın… O zaman görürsünüz çocukluğunuzdan beri neleri yitirmişsiniz hayal dünyanızdan…

Durun ve sakin bir şekilde düşünün. Şimdi ki tüm hayatınızdan ve günlük meşgalelerinizden soyularak, ben ne yapıyorum. Ne için yaşıyorum. Ne olmak istiyordum ve şuan nereye geldim. Muhasebesini yapın hayatın. Mutlaka bulacaksınız hesapların tutmadığı bir nokta. Mutlaka sürüklemiştir hayat sizi istemediğiniz noktalara. Önemli olan telafi edebilinir bir seviyede mi… yoksa işin içinden çıkılmaz bir hal mi almış. Katmadı mı bu hayat bizi de sürüklediği sele… Katletmedi sanki hiç çocukluk hayallerimizi.

Doğru cevabı siz bulacaksınız…

Biraz yardımcı isterseniz akan dere sesleri, kuş cıvıltıları, cılız böcek sesleri, sabahları yakınlarınızda öten bir horoz bu sürece olumlu katkıda bulunur. Bunu göz ardı etmemek gerek. Tabi tatil anlayışınız hala güneye inip ucuz Avrupalı turistlerle birlikte kargaşa içinde güneşlenip denize girmeye çalışma işkencesiyse size diyecek sözümüz yok. Hayatta başarılar.

İşinize gelmedi mi? Siz bilirsiniz. Zaten başkalarının sizin için çizdiği hayatı yaşamaktan memnunsunuz demektir ki saygı duyarız. Herkesin birbirine kazık attığı ve alınan suni makam ve mevkilerle kendini tatmin ettiği yalanlar üzerine kurulmuş dünyada yalancıktan mutluluklar yaşar kendinizi tatmin edersiniz ama huzurlu olabilir misiniz?

Ama şunu unutmayın yeter! Hayat başkalarının hayatını yaşayamayacak kadar kısa.

Gerisi mi?

Boş.

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , ,

1 Comments Short URL , , ,