Büyük Veri ve Geleceği Üzerine Büyük Dönüşüm / Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Yeni Medya

Son yılların çok havalı kavramlarından olan Big Data, Türkçesi ile Büyük Veri hemen her konferansın, teknoloji ve gelecekten bahseden yazının içinde kendine yer edinmeye başladı. Kısaca yaygınlaşan sensörler ve nesnelerin internetinin verileri hızlanan ağlar vasıtasıyla bulut sistemlere aktarması sonucu ortaya çıkan veri yığını olarak adlandırsak çok da yanlış olmaz. Büyük veri kavramı çok yeni değil aslında. 5 yıl önceki büyük veri denilen veri, bugün çok küçük kalabilmekte. 5 yıl sonra kişi başı kullanılan bağlı cihaz sayısı hızlı şekilde arttığında konuşacağımız veri rakamları bugün için bilim kurgu sayılabilir nitelikte olacaktır. Kısaca döneme ve kişiye göre göreceli bir kavram.

(daha&helliip;)


Dijital Çağ’ın Seyyahları Dijital Ekonomi / Pazarlama / Yaşam

dijital çağın seyyahları

(Bu yazı Turkish Airlines Marketing Vision dergisi için hazırlanmıştır. )

2000’li yılların ikinci on yılı, doğduklarında internet kavramı hayatlarında olan kuşağın iş amaçlı seyahat etmeye başladığı döneme denk geliyor. Bu kuşak internetten bir adım öte artık akıllanan mobil cihazları cebinde taşıyan yeni çağın gezginleri yanlarındaki cihazla fotoğraf ve videolarını çekip, gerekli düzeltmeleri yapıp insanlığın beğenisine sunmanın ötesinde gyro, pusula, GPS, AR uyumlu yazılımlar sayesinde çok daha zengin bir seyahat deneyimi yaşıyorlar.

Seyahat edenlerin devamlı ağa bağlı şekilde yaşadıkları bu yeni yaşam biçimi, tüketim alışkanlıklarını da kökten değiştirdi. Dijital Çağın seyyahları gazetelerden seyahat turu kampanyası bakmanın ötesinde, ilham aldıkları bir blog yazısını okurken seyahat etmeye karar verip, kullandıkları uygulamalarla anlık olarak tüm havayollarından en uygun fiyata uçak biletlerini alıp, arkadaşlarının ve kendileri gibi olanların tavsiyelerine uygun otelde, bu bazen evini paylaşmak isteyen bir konukseverin otel konforundaki odası da olabilmekte, rezervasyon yaptırıp havalimanından şehre taksi yerine, kullandıkları mobil uygulama ile yakınlarda bulunan ve hizmet etmeye hazır şoförlü bir lüks araç ile uygun fiyata transfer de ayarlayabiliyorlar.

Seyahat edenler tarafında işler bu şekilde yürürken ulaşım ve konaklama sektöründe olan firmaların da, içinde bulunduğumuz zamanda pazarlama stratejilerini kurgularken hiç olmadığı kadar SoLoMo’yu (Social, Local, Mobile) göz önünde bulundurmaları, pazarlama ve satış kanallarını bu üç temel anahtar kavram çerçevesinde konumlandırmaları gerekmektedir.

Bu yeni seyyahlar grubuna yönelik araştırmalara bakacak olursak özellikle tatil amaçlı seyahat edenlerin destinasyona karar vermede ilham aldıkları en büyük iki kaynak aile, arkadaş ve iş çevresi ve internet olarak görülmektedir. Bugün sosyal medya, hiç olmadığı kadar zaman geçirilen mecra ve artık aile, arkadaş ve iş çevremizle sosyal medya üzerinden iletişim kurulmaktadır. Seyahat planlanırken online araçlar açık ara ön plana çıkmaktadır .

future travellers - kamil mehmet özkan - travel trends - google think

Seyahat etmeye karar verip ulaşım ve konaklamayı satın alıp seyahat esnasında her adımda yine 3 bağlı ekran, akıllı telefon, tablet ve bilgisayar, ön plana çıkıyor. Uçuşların kontrol edilmesinden check-in işlemlerine, uçuş öncesi yemek seçiminden uçuş esnasında deneyim paylaşmaya kadar bir çok işlem artık kolayca bağlı cihazlardan yapılabiliyor. Türk Hava Yolları olarak bu noktada müşteri deneyim haritamızda bulunan tüm temas noktalarında mecraya uygun olarak sunması gerekiyor.

travel trends - kamil mehmet özkan - google research - mobile travellers

Seyahat edilecek destinasyonlar için ilham olunmak istendiğinde firmaların yaptığı ilk iş hemen seyahat videoları hazırlamak ve bu videoları izleyen kullanıcıların hemen bilet almalarını beklemek oluyor. Ancak hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenler arasında yapılan bir araştırmaya göre bu durum çok da böyle değil. Seyahat edenler sadece seyahat videolarını değil, bununla birlikte müzik klipleri, film fragmanları, TV Show’ları, haberler, yeme-içme ve eğlence programları başta olmak üzere diğer alanlarda da fazlasıyla içerik tüketiyorlar. Bu aşamada tüketiciye uçuş esnasında her türden farklı ve zengin seçenekli içerik sunmanız gerekiyor.

travel trends - mobile travel trends - kamil mehmet özkan

Günümüz seyyahları sadece tüketmiyor aynı zamanda sahip oldukları mobil cihazlarla kendi içeriklerini de kendileri üretiyor. Yapılan bir araştırmada iş amaçlı seyahat edenlerin %48’i kendi video içerikleri üretip bunu sosyal medya platformlarında paylaştıkları ortaya çıkmıştır. Tatil amaçlı seyahat edenlerde bu oran ise %40’dır. Youtube’a her dakika 100 saat uzunluğunda video yüklendiği göz önüne alınırsa tüketicilerin firmalar için ürettiği bu içeriğin ne kadar önemli hale geldiği anlaşılmaktadır.

google travel trends - kamilmehmetözkan- google think - digital traveller

Yeni çağın seyyahlarının diğer tüm alanlarda olduğu gibi seyahat etme alışkanlıklarında da büyük dönüşümler yaşadığına şahit olmaktayız. Eskiden tatil fotoğraflarına sadece aile ve yakın cevre arkadaşlar ile bakılırken günümüzde sadece instagram takipçileri ile fotoğraf paylaşmak için seyahat eden yeni nesil dijital seyyahlar ortaya çıkmış durumda.
Şirketlerin günümüz modern seyyahlarına ulaşabilmek için müşteriye dokundukları her noktada SoLoMo prensiplerine ve mecranın getirdiği yeniliklere uygun olup olmadıkları konusunda kendilerini kendilerini kontrol etmesi gerekiyor.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Ekran (e-book) – Kamil Mehmet ÖZKAN Pazarlama

Tablet cihazlar her ne kadar 2010 yılında hayatımıza girse de tablet için alınan ilk patent 1888 yılına kadar gidiyor. Yeni ekran olarak hayatımıza giren tablet cihazların tarihi, pazarlama ve satış mecrası olarak kullanılması ve tüketicilerin tüketim alışkanlıklarının değişmesine yönelik yapılan saha araştırmalarından derlenen bu mini kitabı keyifle okumanız dileği ile.
Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Dünya, Yeni Tüketici Dijital Ekonomi / Dijital Pazarlama / Ekonomi / Marka Yönetimi / Yeni Medya

Salı günü yeni tüketici trendlerinden bahsetmek üzere Dokuz Eylül Üniversitesi‘nde bir konferansa davetliydim. Konuşacağım kitle öğrenci olunca her zamanki gibi onları bir şeyler üretmeye teşvik edici örneklerin yer almasına özen gösterdim. Sunum sonrasında başka bir öğrenci kulübü’nün hocaların desteği ve kendi imkanları ile yaptıkları elektrikli araba ile kampüste bir gezintiye çıktık. Sohbet ederken Teslanın sektör gelişsin diye tüm patentleri ücretsiz kullanıma açmasından bahsettim ve sevindirici haber. Takip ediyorlar ve inceliyorlardı. İşte Yeni Dünya’nın, Yeni Çağ’ın Yeni Tüketicileri bu öğrencilerdi. Doğru yerdeydim. Tek mesele bunu şuan tüm sektörlerde yönetici ve okullarda eğitmen kimliğini taşıyan Eski Dünya‘nın Eski Müşterilerine anlatmak gerekiyordu.

Dokuz Eylül Üniversitesi - Elektrikli Araba

Yeni çağ ve yeni müşteriyi anlamak için öyle hemen kolayca çık bir şekilde hazırlanmış ve herkesin kopyalayıp yapıştırıp kullandığı janjanlı sözlerden önce buraya nasıl geldik? Yeni diye tabir ettiğimiz olgu neden yeni? Peki bunun eskisi nedir? Neden eskidi? gibi çocuksu (!) soruları sormak ve yanıtlamak gerekiyor.

Öncelikle tüketici dediğimiz o canavar sürüsünün ( aşırı tüketim hastalığı ve hem Dünya’ya, hem de kendimize verdiği zararları ayrıca yazacağım. O zaman bana hak vereceksiniz. ) özelliklerine bakmak gerekiyor. İçinde bulunduğumuz çağ sadece teknoloji ve iletişim araçları yönünden değil, tüketimin tüm zamanların zirvesinde olduğu, üretimde maliyetlerin devamlı düştüğü, Dünya’nın hızla kalabalıklaştığı ve genel ortalamada ( her ne kadar adil dağıtılmasa da) kişi başı düşen gelirin devamlı arttığı bir çağ.

Bu durum her zaman böyle değildi. Hatta o kadar hızla değişmeye başladı ki eskiden 30-40 aralıklarla kuşakların alışkanlıkları değişirken, artık 10 yılda bir yeni kuşaktan ( Y Kuşağı, X Kuşağı, Z Kuşağı) bahseder olduk. İzmir’de aralarda öğrencilerle muhabbetimizde de bir kez daha açığa çıktı ki kısa süre önce birçok kesime mucize gibi gelen Facebook, öğrenciler için çok eski ve demode. Şimdilik Snapchat kullanıyorlar ama yarın başka bir uygulama çıkıp onu kullanmaya başlayacaklarının farkındalar.

millennial-generation-workplace-casual-620px-620x412

Yeni Tüketici’yi salt ürün satmaya yönelik hedef kitle olarak alıp meşhur 4P üzerine stratejinizi kurduğunuzda düzenin artık eskisi gibi işlemediğini görürsünüz. Sadece reklamı çekip sonsuz bütçelerle TV’de yayınlayarak ürün satmaya çalıştığınızda ise kara kara düşünmeye başlarsınız neden bizi tercih etmiyorlar diye. Hedef kitlenin TV izlememe ihtimali hiç aklına gelmemiştir. 80’lerde aldığı diploması üzerine hiç bir şey koymamıştır pazarlama, iletişim yöneticisinin. Birçok kez yeni yetmezler uçuk kaçık dijital projeler getirmiştir ama onların ne önemi vardır.

Yeni Tüketici kavramının üzerine derinlemesine bir yazı dizisini yakında burada yazmaya başlayacağım. Ama öncesinde temel bir kaç nokta var? Artık üretim yöntemleri ve modelleri de dönüşüyor. 3D Yazıcılar ve crowdfunding platformları bambaşka ekonomik dengelerle çalışıyor. Herkeste olan bir ürünü alacağına artık tüketici garajda üretilmiş prototip ile fon toplayan girişimciye destek olurken ürünü ilk kullanan kesimden olmayı daha çok önemsiyor. Diğer taraftan milyarlarca dolarlık Ar-Ge departmanlarına karşılık elde edilemeyen inovasyon 2 öğrencinin kantin muhabbetinde hayat buluveriyor. Uzakdoğu’dan sipariş edilen sensörler ve 3D yazıcıda üretilen modellere yazılım bilgisi ile sınırsız yetenek kazandırılabiliyor.

23-TOOLKIT-master1050

Detayları daha sonra yazacağım ama Yeni Tüketici mantığı bambaşka işliyor. Dokuz Eylül Üniversite’si ziyaretimde güzel izlenimler edindim. Sadece tüketmek için değil aynı zamanda bir şeyler üretmek için de düşünen, çabalayan öğrenciler ve onları destekleyen hocaları ile tanışmak benim için çok büyük bir keyifti.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Calibro Lux ile E-kitap Deneyimi ve Kazandırdıkları Pazarlama / Yaşam / Yeni Medya

Daha önce yazmıştım [1] bir süredir çantamdaki Kindle Paperwhite’ı geçenlerde tanıtım toplantısında da bulunduğum Calibro Touch Lux ile değiştirdim. Yaklaşık 15 gündür okumalarıma oradan devam ettim. Cihaz ile olan dostluğumuz İstanbul trafiğinde kısa sürede pekişti.

image1

Ürün ile ilgili detaylara geleceğim. Ama öncesinde e-kitap olayına girmem gerekiyor. Şurada yazdığım üzere [2] Sky Library projesini hayata geçirmeye çalıştığımız dönemde önde gelen yayıncılardan birinin e-kitap konusundaki acı itiraflarını sizlerle paylaşmıştım. Yıllardır Amazon Türkiye pazarına gelsin, e-kitap gelişsin diye bakarken Babil.com‘un ekosistemde eksik kalmayacak şekilde bu yatırımı yapıyor olması gerçekten sevindirici. Artık Türkiye’nin de bir e-kitap okuyucusu oldu.

Daha önce pek çok ürün ithal edilip satıldı ama hepsi bir ekosistemi olmadığı için tutmuyordu. Calibro’ya her ne kadar Uzakdoğu’da üretilmiş bir Pocketbook olsa da onu önemli yapan kocaman bir dijital yayıncılık ekosisteminin bir parçası olması ve özelleştirilmiş yazılımı. Öncelikle böyle bir konuya çekinmeden yatırım yapıp ciddi bütçelerle tanıtım yapan Calibro kurucularına buradan teşekkür etmek istiyorum.

E-kitap okuyucu, devamlı koşuşturmaca içerisinde olduğumuz ve yetişemediniz günlük işlerin arasında hemen çıkarıp kütüphanemizden bir kitap seçmemize olanak sağlıyor. Bu kolaylığı ile basılı kitaptan bir adım öne geçiyor. Marmaray’da veya Metrobüs’te ayakta bile olsanız rahatlıkla kitap okuyabilmeniz mümkün. Evinizde kahveyi demleyip okuma koltuğunda basılı bir kitap okumanın hazzını e-kitap vermez diye itiraz edenlere dikkatle baktığımızda aslında hiç kitap okumadıklarını da anlayabilirsiniz. Ben de basılı kitap okuyorum ve görece kocaman da bir kütüphanem var. Onun keyfi apayrı. Ama mesele okumaksa mazeret üretmemek gerekiyor.

Calibro Touch Lux’e gelecek olursa boyutları gayet makul ve hafif bir cihaz. Yoğun olarak kullandığım Kindle Paperwhite’tan en büyük artısı kasa tasarımı ve dokunmatik ekrana sahip olmasına rağmen alt tarafta bulunan sayfa çevirme butonları. Arka taraftaki hafif çıkıntı ve butonların üzerindeki hafif eğim cihazı tek elle çok rahat şekilde kavramanızı ve rahatlıkla kitap okumanızı sağlıyor. Tasarım bu kadar önemli mi diye sorarsanız eğer İstanbul şartlarında toplu taşımayı kullanarak kitap okumak istiyorum diyorsanız çok önemli. Kindle’ın bu konuda dezavantajı var.

Calibro’ya kitap almak da gayet kolay. benim kullandığım modelde wi-fi ile e-mağazaya bağlanıp krediniz ile kitap alabiliyorsunuz. Kitapları kredi kartı ile direkt olarak da satın alabiliyorsunuz. Ancak kredi yüklemenin de ayrı güzellikleri var. Mesela aylık belli bir bütçeyi otomatik olarak kitaba yatırmak gibi alışkanlık edinebilirsiniz.
Cihaz içinde farklı uygulamalar ile geliyor ama temel işlev kitap okumak olduğu için çok da kullanıcı bulacağını düşünmüyorum.

Çok yakın zamanda Android ve iOS cihazlar için de okuma deneyimi sunan yazılımla platform desteklenecekmiş. Acele edilmesinde fayda olacak bir uygulama. Şöyle ki her ne kadar tablet ve telefondan kitap okuma deneyimi çok verimli olmasa da e-kitap okuyucuyu her an yanınızda bulundurma imkanınız olmayabilir. Ayrıca o uygulamalardan kitap satın alma imkanı da sunulursa masaüstü bilgisayar bağımlılığı ortadan kalkmış olacak.

Özetleyecek olursak e-kitap basılı kitapları ortadan kaldıracak gibi gereksiz bir tartışmayı bir kenara koyarak gelecek dönemde kitap yayıncılığı pazarında büyümeye devam edecek. Ülkemizdeki kitap okuma oranları maalesef diplerde olduğu için pazarın kısa sürede büyümesini ummak çok gerçekçi olmaz. Ama okuyan kitle için tüketimi daha da arttıracak bir araç olması ve Türkiye Pazarı’nın ihtiyaçlarına göre kurgulanmış içerik ve ekosistemi ile Calibro büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Fiyat konusunda gerçekten alınabilir seviyelerde. Daha önce benzer cihazları bu fiyatların 3-4 katına satmaya çalışıp neden satamadığını düşünen diğer yayıncılar için de örnek teşkil edecektir.

E-kitaplar hakkındaki diğer yazılarım ;

Şimdi E-kitap Okuma Zamanı

Üzgünüm Yayıncı, Artık Öyle Değil

Korsan İçerik İle Mücadele – Bedava İçerik ve Sky Library

Gutenberg Yaşasaydı, Dijital Yayıncılığa Geçerdi

Kamil Mehmet ÖZKAN


Küçük Kuş Dedi Ki – Twitter Kuruluş Hikayesi Pazarlama

Biz Stone

Başarı hiç bir zaman altın tepsi de sunulmuyor. Twitter gibi bir şirketiniz olsa bile.

Twitter’ın kurucularından Biz Stone’un Kitabı’nı geçenlerde rafta yeni çıkanları bölümünde görünce hemen vakit kaybetmeden alıp bir kafede okumaya başladım. Akıcı üslubu ile yağmurlu bir pazar günü’nde evinizde kahve eşliğinde bitirebileceğiniz türden bir kitap. Şu aralar Twitter’dan ayrılmış olsa da Biz Stone tüm samimiyetiyle kendi hikayesini ve Twitter’ın kuruluş öyküsünü anlatıyor. Hikaye’yi okuyunca Silikon Vadisi’nin son yıllardaki en havalı şirketlerinden birinin kurucusunun aslında çok da tahmin etmeyeceğiniz hayat öyküsü ile karşılaşıyorsunuz. Girişimcilik konusu ile ilgisi olanların başucu kitabı olmaya aday.

Twitter hayatımıza gireli 7 yıldan fazla oldu. İlk yıllarda çok fazla popüler olmayan ve önemsenmeyen servis daha sonra ana akım medyayı tehdit eden platform olarak adlandırıldı. Sosyal ve toplumsal olaylarda araç olarak kullanıldı. Ülkemizde de Mayıs 2013 sonrasında fazlasıyla kendisine Kullanıcı edindi. Bunlar bildiğimiz Twitter hikayeleri.

küçük mavi kuş dedi ki - kamil mehmet özkan

Biz Stone’un kitabında asıl öğrendiğimiz ise dünya çapında bir girişiminiz olsa bile insanı özellikler ve değerlerin hala geçerliliğini sürdürüyor olması. Bunu en az bir kez girişimde bulunmuş kişiler daha iyi anlayacaktır. (Bknz. Serdar Kuzuloğlu “Bulaşıkları kim yıkayacak?”) Bu kitabı mezun olur olmaz plaza katlarında kendilerine görece güvenli bir pozisyon edinmiş kişilerin anlaması, hayatlarından birşeyler bulması çok zor.

Şirketin kurulması, fikirlerin geliştirilmesi, ürünün insanileştirilmesi ve ortaklar arası ilişkiler. Yeni girişimler. Bitmeyen enerji ve başarma, değer yaratma tutkusu. Twitter’ın kurucularından Ewan Williams Blogger’ı kurup Google’a satıp Biz Stone ile orada çalışmaya devam ederken onu Google’dan ayrılıp sonradan başarısız olacak Odeon’u kurmasaydı, Odeon’un küllerinden Twitter doğmayacaktı. Twitter çok iyi giderken yönetim kurulu oyunu ile yönetimden alınan Jack Dorsey pes etmiş olsaydı Square ile ve yeni nesil ödeme sistemi ile çok daha geç tanışmış olacaktık. Steve Jobs’un dediği gibi noktalar her zaman geriye doğru bakıldığında birleşiyor.

Nerede olursanız olun bir girişimci gördüğünüzde SAYGI duyun. Onun ilginç tutkuları ve farklılıkları sayesinde bugün kullandığımız pek çok ürün ve servise sahibiz. Fırsatınız olduğunda da bu kitabı okumayı ihmal etmeyin derim.

İnsanlar girişimciler ve icracılar olarak ikiye ayrılır. Siz hangisi sınıftansınız?


Page 5 of 38« First...34567...102030...Last »