Müşteriyi ve Mega Trendleri Anlamak. (Bir Batış Öyküsü) Dijital Dönüşüm / Pazarlama

“Eğer mega trendleri takip etseydi Instagram’ı Kodak kurmuştu.”
“Eğer gerçekten insanları birbirine bağlasaydı Facebook ilk Nokia mühendislerinin aklına gelmişti.”
Geçtiğimiz hafta Digit Emea’da Igor Beuker’den dinlediğimden beri bu iki cümle aklımı kurcalıyor. Bahsettiğimiz 2 dev şirkette zamanında yaptıkları inovasyonlarla, geliştirdikleri ürünler ile milyarca insana dokunmuş, zamanın en büyük şirketleri olmuş. Milyarca dolar cirolar, onlarca ülkede ofisler kurmuşlar. Biri fotoğrafçılık alanında çığır açmış, diğer bir dönem neredeyse her 3 cep telefonu kullanıcısının 2’sinin cebine girmiş olan bir telefon üreticisi.
Peki ne oldu da bu iki dev ve her geçen gün artan sayısı ile bir zamanlar iş dünyasının devi olmuş markalar birer birer sahneden çekiliyor. Nokia’nın binlerce pazarlama profesyoneli ve mühendis ile yapamadığını Whatsapp nasıl 40 kişi ile yapmaya devam ediyor. Fotoğrafın olmasa ve son kullanıcı tarafında yaygınlaşmasında en büyük şirket olan Kodak neden yok olup gitti de diğer taraftan fotoğraf ve insan faktörünün farklı bir şekilde yorumlayan Instagram başarılı oldu.

Nokia'a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi.

Nokia’a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi. Mega trendleri takip edemedi.

Şimdi buraya kadar okuyanlar ne Kodak ile Instagram’ın, ne de Nokia ile Facebook’un aynı kulvarda rekabet eden firmalar olmadığını savunacaklarıdır. Ben de tam onu sorgulamak istiyorum. Tüketicinin ihtiyaçları, beklentileri her geçen gün değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Bundan 10 yıl önce bir ürünü internete bağlı kılmak için ekstradan 100$ ödemeye hazır olan tüketicinin yerini günümüzde eğer bir ürün bağlı değilse hiçbir şekilde değerlendirmeyen bir tüketici ile muhatap tüm firmalar.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Değişen tüketici ihtiyaçları ve alışkanlıkları son dönemin en popüler konularından ancak kaç firma gerçekten müşterilerini dinliyor ve bundan daha da öte anlıyor. 15 yıl önce Nokia’da çalışan bir mühendis veya iş geliştirme uzmanı firmanın geleceğinin insanları sanal bir ağda bağlamak olduğunu, ürettikleri tüm telefonlarda bunu kolayca gerçekleştirebilecek bir yazılım geliştirilmesi gerektiğini sunsa muhtemelen bu sıradışı teklifi kabul edilmeyecek, zaten hızla büyüyen pazarla ve satış hacminin bu gibi akıldışı (!) projelere ihtiyaç duymadığı konusunda fikri sunan kişi ikna edilecekti. Facebook’un da ötesinde iPhone lansmanından sonra kan kaybetmeye başlayan firma battığını anlayıncaya kadar tuşları olmayan geniş ekranlı telefonlara yönelmeyi reddetti. Tüketiciyi dinlemek yerine yine kendi bildikleri dünyanın gerçekleri ile hareket etti. Diğer taraftan bir başka treni de hızla yaygınlaşan Android işletim sistemini kullanmak yerine uzunca bir süre kendi yazılımı ile devam etme kararı aldı. Hata olduğunu anladığında ise yine başka bir hata yaparak Microsoft’un ekosistem olarak çok zayıf kalmış işletim sistemi ile devam ettiler.
Nokia, “Connecting People” mottosunun gereği Facebook gibi bir platform kurmanın ötesinde temel işi olan cep telefonu üretimi konusunda da arka arkaya 4 ölümcül hata yaparak tüketiciyi dinlemememin maliyetini sahneden çekilerek ödedi. İşin ilginç yanı Microsoft ile imzaladığı anlaşma gereği telefon üretim sınırı kalktığı tarihte Android yazılımlı cihazlar geliştiren bir firma haline geldi. Diğer taraftan Samsung Apple ile başlayan yeni cihaz trendine kulak verip mevcut tasarımlarını ve platformunu terk edip Android ile devam etti. Geldiğimiz noktada yine dünya devi olmasına rağmen her lansmanda bazı jenerik özellikleri güncellemekten öte inovasyon sunamayan Apple’da muhtemelen 5-10 yıl içinde bu performansı ile bulunduğu noktanın çok gerisinde olan bir şirket olarak karşımıza çıkacaktır.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri'nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri’nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

 

Önemli olan sadece sektöründeki gelişmeleri takip etmek değil. Dijital dönüşüm olarak adlandırılan Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yaşandığı günlerdeyiz ve pek çok sektör, faaliyet alanları, pazarların birbirine girdiği bir dönemdeyiz. Şirketleri mega trendleri ve müşteri isteklerini daha dikkatli takip etmesi, yorumlaması ve buna yönelik aksiyon alması gerekiyor.
Sizce 10 yıl sonra Dünya’nın en büyük otomobil üreticisi kim olacak? GM, Toyota, Apple, Tesla, Google?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Nereye Doğru Gidiyoruz? Büyük Dönüşüm Dijital Dönüşüm

Medeniyet tarihine kısaca bakıldığında ateşin bulunması, tarıma geçiş süreci, tekerleğin kullanılmaya başlanması, buhar gücü ile elektrik elde edilmeye başlanması, petrol kaynaklı kimya ürünlerinin kullanılmaya başlanması, radyo sinyallerinin yaygınlaşması derken pek çok önemli gelişme listelenebilir. Bu gelişmelerin her bireri insanlık tarihini değiştirecek ve nerdeyse gezegende yaşayan tüm insanları etkileyecek gelişmeler. Ancak tüm bu devrimci gelişmelerin ortak özelliği her bireri görece uzun bir süreçte yaygınlaşmış ve tüm insanlığı etkileri altına alma süreleri çoğunlukla bir insan ömründen çok daha fazla sürece yayılmıştır. Aslında medeniyet hep bir dönüşüm ( büyük dönüşüm ) içerisinde. Ancak son dönem o kadar hızlı ki…

Hiçbir gelişme 1990’ların ortasında hayatımıza giren İnternet ve buna bağlı teknolojik gelişmeler kadar hızlı yaygınlaşmamış, günlük hayatımızı, iş yapış biçimlerimizi kökten değiştirecek etkiler bırakmamıştır. Önceleri sadece iletişim yöntemlerimizi değiştirir iken fiziksel ürünlerin üretilmesinden, kopyalanmasına, kokunun gönderilmesinden, düşünen robotların üretilmesine, sürücüsüz araçların trafiğe girmesinden, yapay organların print edilmesine kadar hayatımızı değiştirmekle kalmayıp ayrıca tüm sektörlerde iş yapış biçimini değiştirip, binlerce yıldan beri kullanıla gelen para kavramını tekrar düşünmemizi sağladı. Aracıların ortadan kalktığı tüketicilerin aynı zamanda üreticiler haline geldiği, klasik pazarlama, yönetim, finans kurallarının anlamsız kaldığı bir dönemdeyiz. Dönüşmeye devam ediyoruz.

büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Peki nereye doğru gidiyoruz?

Bu sorunun cevabını tam olarak vermek henüz güç. Her şeyin günlük güneşlik olduğu, tüm gezegenin gelişmiş ve huzur içinde yaşadığı ütopyaya doğru mu gidiyoruz, yoksa kullandığımız teknolojilerin bizi esir ettiği, kaynakları tükenmiş bir gezegende yapay zekaların kölesi olduğumuz bir distopyaya doğru mu gidiyoruz zaman gösterecek.

büyük dönüşüm çağında artık 3d printerlardan yapay organlar üretiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada artan üretim ve tüketim ile birlikte markalar, platformlar her geçen gün büyümeye devam ederken diğer taraftan Dünya’nın doğal kaynakları aynı hızda tükenmeye devam ediyor. Özellikle son 300 yılda hayatımızda yer alan üretim, dağıtım, pazarlama, bankacılık, finans gibi alanlar hiç olmadığı kadar dönüştü. Uluslararası ilişkiler, rekabet ve savaşlar kökten değişti. 2015’in dünyasında bankalara ve devletlere ihtiyaç duymayan Bitcoin para birimi Nobel’e aday gösteriliyor. Aynı zamanda karanlık alışverişler için en uygun araç olarak kullanılmaya devam ediyor. Hayatımızı kolaylaştırmasını ümit ettiğimiz robot ve drone teknolojileri akıllanmaya ve yapay zeka ile kendi kişiliklerini elde etmeye başlarken diğer taraftan her geçen gün lanse edilen modellere bakıldığında yakın dönemde ölüm makinelerine dönüşmemeleri için hiçbir sebep yok. Şehirlerin güvenliklerini sağlayan robotlar sizi suçlu olarak analiz edip yaralama yetkisi kazanabilir. Bilgi her yerde ve her yerden erişilebilir. En mahrem olanlar bile… Devletlerin bile en mahrem bilgilerini saklayamadıkları bir ortamda kişilerin bilgi gizliliği daha fazla para veren reklam veren çıkana kadar gizli tutuluyor. Toplumsal olayları çıkarmak için sosyal medya platformları ile çocuk oyuncağı haline gelirken kıtalar arası askeri operasyon yapmak Playstation’da savaş oyunu oynamak kadar kolaylaşıyor.

büyük dönüşüm çağında George Orwell'in bin dokuz yüz seksen dört 'ünü yaşıyoruz.

Büyük Dönüşüm Çağı

Peki nereye doğru gidiyoruz gerçekten? Amacım karamsar bir gelecek çizmek değil. Ancak hayatımız boyunca daha önce hiçbir atamızın maruz kalmadığı kadar dönüşümün içindeyiz. Büyük dönüşüm çağını yaşıyoruz. Eğer devam edecek olursa bu zamanları tarih büyük harfler ile yazacak. Belki yazı da ortadan kalkacak. Kim bilir. Diğer taraftan bu büyük dönüşümü gerçekleştirenler de bizleriz. Nasıl bir gelecek istediğimize karar verip ona göre hareket etmek bu gezegende yaşayan tüm inşaların sorumluluğu altında.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yenilenebilir Enerji ve Geleceği Büyük Dönüşüm / Genel / Yaşam

Sanayi devrimine kadar nüfus ve keşiflere bağlı olarak farklılık gösterse de dünya üzerinde kullanılan enerji hiç bir zaman sanayi devrimi sonrasında başlayan enerji açlığı kadar olmadı. Sanayileşme, buhar enerjisi ve elektrik kullanımını artmasına paralel olarak fosil yakıtların kullanımının da aynı oranda artışını sağladı. Hem ilk zamanlarda üretim maliyetlerinin çok yüksek olması hem de hızlı bir sıçrama ile her geçen gün enerji ihtiyacının artmaya devam etmesi yenilenebilir enerji kaynakları yerine fosil enerji kaynaklarına yönelmeyi sağladı. Günümüzde hala en çok kullanılan enerji kaynağı fosil yakıtlardır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı artarak devam etse de henüz ciddi paylar almasının zaman alması bekleniyor. En azından fosil yakıtların bittiği güne kadar.Yenilenebilir Enerji

 

Kısaca fosil enerji kaynaklarını açıklayacak olursak; Fosil yakıtlar milyonlarca yıl boyunca çürüyen bitki, hayvan, dinozor vb. canlılar ve basınç etkisinin birleşimi ile oluşmuştur. Oluşmaları oldukça uzun bir süre aldığı ve tüketimleri de çok daha hızlı şekilde gerçekleştiği için bu yakıtlar yenilenebilir olarak adlandırılmazlar. Çevreye verdiklere zarara ek olarak, fosil enerji kaynakları tükenmektedir. Enerji tüketiminde bu hızla devam edersek fosil yakıtların 50 sene gibi kısa bir sürede tükeneceği öngörülüyor. Bu da yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı değerli kılıyor.

Yenilenebilir enerjiyi basitçe tanımlamak gerekirse; Üretimi için sürekli devam eden doğal süreçlerden faydalanan, üretim için kullandığı kaynakların tükenme hızından çok daha kısa sürede kendini yenileyebilen enerji. Yani kaynağı asla tükenmediği (sürdürülebilir olduğu) gibi, doğal süreçlerle ortaya çıktığından çevreye üzerinde yarattığı etkiler önemsiz bir seviyede kalmaktadır.

Yenilenebilir Enerji'ye yatırım global anlamda her geçen gün artıyor.

(U.S. Air Force photo/Airman 1st Class Nadine Y. Barclay)

Hangi enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır diye baktığımızda; rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle enerji kaynakları olarak karlımıza çıkıyor. Bu enerji kaynaklarından üretim için yatırım maliyetleri her geçen gün düşmekte, yatırımcılar için cazip bir alan haline gelmektedir.

Enerji tüketimine bu hızla devam edersek 50 yıl içerisinde tüm fosil kaynakları tüketmiş olacağız. Her geçen gün artan enerji ihtiyacını karşılamanın ise 2 yolu var. İlki daha verimli sistemler kullanarak daha az enerji tüketmek. İkincisi ise yine verimliliği arttırarak yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla enerji üretiminin sağlanması.

Son yıllarda pek çok alanda yaşadığımız dijital devrim günlük hayatta evlerde, iş yerlerinde ve sokaklarda da gerçekleşmeye başladı ve giderek akıllanan evler ve şehirlerle birlikte enerji tüketimi konusunda umut vadeden gelişmeler yaşanıyor. Akıllı şehir konseptinde en çok enerji tüketiminin olduğu alanlardan olan ulaşım alanında temiz enerjiden elde edilmiş sistemler yoğun olarak kullanılmaya başladı. Diğer taraftan akıllı aydınlatma sistemleri ile artık çok daha az ve verimli enerji tüketimi yaşanırken, enerji depolama alanındaki gelişmeler sayesinde pek çok aydınlatma aracı gün içinde güneş enerjisinden depoladığı enerjiyi gece kullanarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı biraz olsun azalmasını sağlıyor.

Son kullanıcı cephesinde ise sensör maliyetlerinin azlaması, akıllı sistemlerin gelişmesi ve bağlı cihazların günlük hayatta yaygınlaşması sonucu akıllı araçlar ile enerji tüketimi optimum seviyede tutuluyor. Kullanıcının hareketlerini gözlemleyerek aksiyona geçen termostat Nest ile birlikte pek çok alanda akıllı cihazlar çoğalarak artmaya devam ediyor. Diğer taraftan sanayide ise tüm prosesler kontrol ekranlarından anlık olarak kontrol edilmekte ve üretim için kullanılan enerji miktarı minimum seviyelere çekilmeye devam edilmektedir. Pek çok üretim şirketi aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya da başlamıştır.

Yenilenebilir Enerji en büyük fosil yakıt tüketen otomotiv sektöründe de kendine yer edindi.

Fosil yakıtların en çok tüketildiği alanlardan biri olan araçlar konusunda ise 1900’lü yılların başında fosil yakıtlı araçlara karşı yenik düşen elektrikli araçlar Tesla markası ile birlikte yine yoğun olarak gündemimize girmiş durumda. Yeni modeller tanıtılırken pek çok yaygın araç üreticisi sadece elektrikle çalışan veya hibrit yakıt kullanan modellerini tanıtmaya ve geliştirmeye devam ediyor. Tesla’nın tüm patentlerinin kullanımını açması ise elektrikli araçların yaygınlaşması için umut verici.
Diğer taraftan enerji depolanması üzerine de çalışmalar devam ediyor. Özellikle yenilebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için enerjinin depolanması büyük önem arz ediyor.

1800’lü yılların sonları ile hızla sanayileşmeye ve kentleşmeye başlayan dünya, enerji ihtiyacını büyük ölçüde yenilenmesi için binlerce yıllarca yıl gerekecek fosil kaynakları tüketmenin eşiğinde. Kaynaklar tamamen tükenmeden yenilebilir enerjinin kullanımının arttırılmasına yönelik özellikle gelişmiş toplumlarda büyük çaba var. Ancak dünyanın üretim merkezi olan Çin ve diğer Asya ülkelerinde artan enerji ihtiyacının çok büyük bölümü  fosil yakıtlar ile sağlanıyor. Yenilenebilir enerjinin kullanımının yaygınlaşması ise düşen maliyetler ve gelişen teknoloji ile her geçen gün artıyor. Bu da sanayi devriminden günümüze hayli yorduğumuz dünyamız ve doğal kaynakları için sevindirici.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? – [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Genel / Yönetim

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] - hayat hikayesi

Hepimizin ortak şikayeti olan ve modern şehirli insanın en büyük alametifarikalarından olan, zamanın, yapılacak işlerimize, ulaşmamız gereken hedeflere, almamız gereken yeni teknoloji cihazlara veya tatile çıkmaya yetmemesi.

En kötüsü de yine hayattaki sevdiklerimize ve çoğu zamanda sadece cümle içinde sıfat olarak kalacak olan hayatın anlamı çocuklarımıza yetmeyecek kadar olması.

Daha önce çok kereler farklı kişilerden dinlediğim bir anektodu, Fahri Tugay’ın deneyimlerini paylaştığı “Her Zaman Bir Yol Vardır” kitabında ilk kez orjinal hali ile okuyunca 3 gündür beni bir düşünce sardı. “Hayattaki büyük taşlarım neler?” Sizlerle de paylaşmak isterim.

Bir gün Northwestern Üniversitesi, Kellog Business Scholl’da İş İdaresi Master dersinde profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa süre baktıktan sonra, “Bugün zamanı verimli kullanmak konusunda birlikte bir çalışma yapacağız.” der.

Kürsüye yürüyüp, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarır. Sonrasında kürsünün altından yumruk büyüklüğünde taşları çıkarıp büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başlar. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Öğrenciler kavanozun başkaca taş almayacağından emin oldukları için hep bir ağızdan “Doldu” diye cevaplarlar.

Profesör, “Öyle mi?” cevabının ardından kürsünün altına eğilerek bir kova kırılmış küçük taş çıkartır. Bunları kavanozun içine yavaş yavaş döker. Sonra dikkatli şekilde sallayarak taşların yerleşmesini sağlar. Öğrencilerine döner ve bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Bir öğrenci kısık sesle “Dolmadı herhalde” diye cevaplar.

“Doğru” der profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum alır ve tüm kum taneleri taşların arasına doluncaya kadar yavaş yavaş döker. Gene öğrencilerine döner ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar.

Tüm öğrenciler hep bir ağızdan “Hayır” diye bağırırlar.

“Güzel” der profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su alır ve içi taşlarla dolu olan kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşaltır.

Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sorar.

Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu olursa olsun, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır.” diye atlar ve soruyu cevaplar.

“Hayır!” der profesör. “Bu deneyin asıl anlatmak istediği eğer büyük taşları baştan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri kavanoza hiç bir zaman koyamayacağınız gerçeğidir.”

Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam eder;

“Nedir hayatımızdaki büyük taşlar? Çocuklarımız, eşlerimiz, ailemiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, işimiz, eğitimimiz, hayallerimiz, sağlığımız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız bunlardan birisi, belki birkaçı, belki hepsi. Bu akşam uyumadan önce iyice düşünün ve hayatınızdaki sizin büyük taşlarınız hangileridir. Karar verin.

Bilin ki, büyük taşlarınızı kavanoza yerleştirmezseniz hiçbir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olurusunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir.” der ve kendisini şaşkınlıkla izleyen öğrencileri sınıfta bırakarak çıkar gider.

Geçtiğimiz günlerde sevgili Selim Çavuş “Bir kitap, altını çizdiğimiz sadece 3 cümlenin hayatımıza adapte edilebilmesi için okunur bazen.” şeklinde bir tweet atmıştı. Gönülden katılmakla birlikte beni de 3 gündür yukarıda okuduğum hikaye, düşüncelerin içine dalmama sebep oldu. Şuan hayatımdaki büyük taşlar neler ve ben bunların hepsini kavanozun içine sığdırabiliyor muyum?

Sizin Hayattaki Büyük Taşlarınız Neler? - [Hayatta Öncelikleri Belirlemek] Hayatımızdaki öncelikler neler

Öyle ya da böyle bir hayat yaşadıktan sonra öleceğiz ve öncesinde sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Bizi sevenleri arkada bırakacağız. Ve inanın bu dünyadan çekip gittiğinizde ne bitmeyen yapılacaklar listesinin, ne bitiremediğiniz alınacaklar listesinin ne de birgün gerçekleştirmeyi hayal ettiğini ama hep daha iyi bir gelecek hazırlamak bahanesi ile hep terk ettiğiniz sevdikleriniz bir anlam ifade edecek.

Peki ya sizin hayatınızdaki en büyük taşlar neler?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Suç Dünyasının Dijital Dönüşümü Dijital Dönüşüm

Hollywood aksiyon filmlerinin vazgeçilmez senaryolarından olan bilim insanlarının bulduğu faydalı bir teknolojinin silah haline getirilmesi ve karizmatik ajanların bu silahı etkisiz hale getirmesine film izlemeyi seven herkes aşinadır. Gerçek dünyada da ileri teknolojik ürünleri (genelde askeri amaçlarla icat edildiği için) ilk zamanlarında suç örgütleri tarafından aktif olarak kullanır. Her zaman bir kaçış noktası arayan suçlulara en büyük yol göstericilerden biri olmuştur teknoloji.

DARPA’nın yaptığı ve Koreli bir firmanın kazandığı robot yarışması ileride ne tür suç şekillerine gebe olacak hep birlikte göreceğiz. İyi amaçlarla tasarlanmış ve felaketlerden başarı ile kurtulmayı başarmış robot kim bilir belki de ABD – Meksika sınırında uyuşturucu kaçakçılığı için kullanılacak yasadığı örgütlerce. Yine bu düşünceler ile Wired okuyarak Boğaziçi köprüsünün akşam trafiğinde yavaş yavaş geçen serviste dijital dönüşümün suçluları da dönüştürdüğü düşünceleri ile birbiri ile alakasız ama alt alta koyduğumuzda bir yerlerde birleşen aşağıdaki haberleri aklıma getirdi.

1431988857598.cached

Geçtiğimiz yıl Meksika kartelinin kendilerini şikayet eden bir tweet üzerine katlettikleri Felina isimli kadın mesela. Uyuşturucu kartellerinin hergün hayatı kabusa çevirdiği Meksiko şehri banliyölerinde kedi kadın avatarlı ve kendine Felina adın veren bir kadın muhbir Tamaulipas’taki yerel çetelere karşı cesaret adlı ve 100.000 takipçili bir hesaptan tweet atıp çatışmaları haber veriyordu. Çete liderleri teknoloji ile yakından ilgili olacak ki tweet’lere çok kızıp Valor por Tamaulipas (Tamaupalis için Cesaret) grubu yöneticilerinin kellesine 48.000$’lık ödül koyar. @Miut3 ismi ile gelişmelerden haber veren Felina’nın hesabından en son 16 Ekim’de “ #reynosafollow FRIENDS AND FAMILY, MY REAL NAME IS MARÍA DEL ROSARIO FUENTES RUBIO. I AM A PHYSICIAN. TODAY MY LIFE HAS COME TO AN END.” postu çıktı. Kısaca katil ailesi ve sevenleri için Maria Del Rosairo Funtes Rubio’nun sonu gelmiş demekti. Suç örgütleri Twitter’dan iz sürerek kontrol edemedikleri haber kaynağı olan Twitter hesabının kurucusunu infaz ettiler. Geleneksel medya’ya gelince, karteller zaten yıllardır yerel haber kaynaklarını baskı ve kontrol altına aldıkları için bir tehdit olarak görmüyorlar.

silk road ve dark web - FBI operasyonu - Dijital Suçların dönüşümü

Bir diğer haber 29 Mayıs tarihinde The Economist haberinde yer alıyordu. Dark web’in popüler adreslerinde Silk Road 2.0 FBI’ın şaşalı bir operasyonu sonucu kapatılmış ve kurucusu olduğu iddia edilen Ross Ulbricht ömür boyu hapse mahkum edildi. Dark web nedir ? Hatırlanacağı üzere dark web sitelerinde uyuşturucu ve silah ticaretinde kullanıldığı iddia edildiği için Bitcoin’de bir ara kara propagandanın kurbanı olmuştu. Oldukça pratik ve devrimci bir para birimi olduğu için kullanılmış olabilir. Ancak konumuza dönece olursak Silk Road 2.0’ın kapatılmış olması ilk zamanlarda yasadışı pazarı küçültse de yaklaşık 9 ay sonra yasadışı uyuşturucu ve diğer ürünlerin toplam pazarı yine aynı büyüklüğe erişmiş durumda. FBI operasyonu Silk Road 2.0’ın rakipleri olan Evolution, Agora ve Nucleus’a yaramış görünüyor.

norse-1

Yasadışı ticaret ve suçlululara yönelik operasyonlar tabi ki devam etmeli. Ama diğer taraftan suçlular da dijital dönüşümün nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyor. Yine bugünlerde ABD istihbarat birimlerine yönelik yapılmış hacking saldırısı bunun en büyük kanıtlarından. [1], [2] Eşlerinden ve çocuklarından yıllardır gizli görevlerini saklayan ajanların isimleri web’de bir yerlerde listeler halinde deşifre ediliyor. Ülkeler arası casusluk çalışmaları eskiden beri olmaktaydı. Hiç bir zaman bu kadar kolay ve fiziksel sınırların ortadan kalktığı sanal bir ortamda olmamıştı.

Tüm kullanıcıların çok daha dikkatli olması gereken bir dünyada yaşıyoruz. Güvenli şehirler, güvenlikli sitelerde yaşayabilirsiniz. Her yerini kameralar ile donatabilir, silahlı insanlar tarafından korunabilirisiniz. Ancak bu önlemlerin hiçbiri dijital dünyada yapacağınız bir tık’tan sonra gelecek tehlikeleri önlemeye yetmiyor. Teknolojik gelişmeler hayatımızı her yönüyle dönüştürmeye devam ederken tehditleri ve kötülükleri de dönüştürüyor. Suç dünyasının dijital dönüşümü gerçekleşiyor.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Yeni Medya Çağında Kızgın Müşterinin Gazabı Pazarlama / Yeni Medya / Yönetim

Konu yeni medya araçları ile pazarlama olduğunda genelde ilk akla gelen kesim markalar ve platformlar oluyor. Hangi platformda ne kadar kullanıcı var, kampanyalar en uygun maliyetle ne kadar fazla kişiye ulaşır, viral video mu çeksek trending topic olacak bir hashtag mi bulsak diye liste uzar gider. Sosyal medya uzmanları hemen sazı eline alıp döktürmeye başlar. Her çeyrekte Facebook, Google ve Twitter’ın reklam kazançları, dijital reklamcılar birlikleri tarafından pazarın ne kadar büyüdüğü büyüyeceği vs. konular açıklanır. Hemen her popüler blogda haber olarak yer alır. Kullanıcılardan bahsedilirken ise devamlı olarak reklam gösterilmesi gereken bir meta gibi bahsedilir. Onlar sadece milyar adedin içinde bir’dir. Ancak çok az marka/platform kullanıcılara yeteri kadar değer vermektedir. Her şeyin dijitalleştiği ve yeni ismini aldığı bir çağda “Yeni Müşteri” diye de bir kavram olduğu çok az kesim tarafından ciddiye alınır.

Dijital dönüşüm çağında yeni medya araçları ile markalar, ürünlerini tanıtmada ve müşterilere mesajlarını ulaştırmada ne kadar avantaj elde ediyorsa, internetin adil ve tarafsız yapısı gereği kullanıcılar da aynı iletişim imkanlarına sahip oluyor. Yeni müşteri dediğimiz dijital çağın bilinçli tüketicileri, memnun oldukları durumlar kadar memnun olmadıkları durumları da tüm etki ve erişim alanlarına haber veriyorlar. Aslında onların verdiği haber mesajı alan kesimde tavsiye olarak algılanıyor. Global güven endeksinde arkadaş tavsiyelerine olan güven hala reklamların verdiği mesaja olan güvenin çok üstünde bir değere sahip. Bu durumda arkadaş tavsiyeleri, markalardan daha avantajlı konumda, bunun farkında olan marka sayısı ise çok çok az. Her ne kadar “tık” ve “layk” endeksli pazarlama stratejileri (tavsiye ekonomisi ) yavaş yavaş yerini daha anlamlı performansa dayalı modellere bıraksa da marka ve iletişim bölümlerinin, elinde sonsuz güç olan müşteriler ve olası kriz senaryoları için, devamlı tetikte olması gerekiyor.

Havacılık sektörünün yeni kurbanlarından biri British Airways oldu. Hasan Syed isimli bir yolcu yakını babasının valizini kaybettiği ve bir çözüm sunmadığı için Twitter’dan kişisel hesabı ile reklam planı yaptı ve “Don’t Fly @BritishAirways . Their customer service is horrendus.” metnini sponsorlu tweet olarak yayınladı. Hergün onbinlerce yolcuya hizmet veren bir şirket olan British Airways henüz bu tweete cevap vermedi. Muhtemelen ilk etapta bir müşterilerinin kendileri hakkında düzenlediği olumsuz kampayadan haberdar bile değildiler. JetBlue’nun başkan yardımcısı bu durumu tüketicilerde ilginç bir yeni trend olarak yorumladı. Twitter’ın firmalar mesajlarını tüketicilere daha kolay iletsin diye geliştirdiği sistemde tüketici firmayı diğer kullanıcılara şikayet etti. Yeni düzenin yeni müşterileri için memnuniyetsizlik sadece içerinde yaşadıkları veya kontuarda buldukları bir görevliye bağırmaktan ibaret değil. Yeni müşteri alışkanlıkları çok daha fazla okuyan, dünyayı daha iyi takip eden, uğradığı haksızlıklara veya memnuniyetsizliklere elindeki sonsuz seçenek ve silah ile geri saldıran bir yöne doğru kayıyor. Bu senaryo bugün popüler olan pek çok platformda gerçekleşebilmektedir.

Markaların en büyük dikkat etmesi gereken konu ise devamlı olarak dinlemede kalmak. Sahadan gelen bilgilerle memnuniyetsizlik noktalarına anında müdahalede bulunup olumsuz algıyı tam tersine çevirmek olmalı. Aksi takdirde ürününüzden şikayetçi olan bir müşteri Change.org’da hakkınızda bir imza kampanyası başlatabilir, Twitter ve Facebook’ta sponsorlu içerik ile geniş kitlelere ulaşabilir, marka ve ürünlerinizi kötüleyen mikro siteler kurabilir, Kickstarter’da size karşı yürüttüğü kampanyayı daha fazla geniş kitleye ulaştırmak için fon toplayabilir.

Ve bunu yaptığında sizin marka olarak yaptığınız “Lütfen bizi kullanın” kampanyası maalesef kızgın müşterinin yaptığı “Lütfen x markasını kullanmayın.” kampanyasından daha az etkili olacaktır. Yeni müşteri, yeni medya çağında artık daha güçlü. En az markalar kadar sınırsız kaynağa ve kanala sahip.
Yıllar önce yine başka bir havayolu şirketi United Airlines’ın kızgın bir sanatçı müşterisini yeterince ciddiye almadıktan sonra başına gelenleri anlatan video ile bitirelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Page 3 of 3812345...102030...Last »