Kriz Nasıl Yönetilemez ! Pegasus Havayolları…

20111226-140250.jpg

Uçaklar insanlığın taşımacılıkta geldiği son nokta. Kaza riski diğer taşımacılık yollarından çok çok düşük olmasına rağmen her zaman riski çok yüksek olarak algılanır. Bir uçak birbirinden bağımsız birçok birim tarafından izlenir. Tüm olasılıklar incelenir, hareket ona göre alınır. Bu da kaza riskini en aza indirir.

Low-cost dediğimiz segmentte ülkemizde en aktif şekilde faaliyet gösteren Pegasus Havayolları ile dün sabah Gaziantep’e gitmek üzere havalandık. Biraz geç kalkmış olsak da problem değildi. Meteoroloji havayı 9 derece ve yağmurlu olarak tahmin ediyordu. Antep’e yaklaştığımızda havakoşullarının çok kötü olduğu için bizden önceki uçak piste inememiş pas geçmişti. Bizde Adana havalimanına yönlendirilmiştik. Buraya kadar herşey normal. Herkesin güvenliği için bu gibi durumlarda anlayışlı olmak lazım.

Ama problem bundan sonra başlıyor. Antep’e gitmesi gereken yolcular Adana’ya indiğinde önce net bir açıklama yapılmaması ve yolcuların uçaktan indirilmeyerek zaten sınıfının en küçük uçaklarından birinde sık koltuklarla yerleştirilmiş ve hınca hınç dolu olan uçağın içinde beklemeye başlayan yolcuların sinirleri yavaştan gerilmeye başlar. Bu gibi durumlarda sağlıklı iletişim yapılması gerekirken kabin personelinin yolcularla gergin diyaloglara girmesi de oldukça kaba bir davranış.

Uçak ahalisi Pegasus’un alana ücret ödememk için 2.5 saat uçak içerisinde bekletildiğini ve bu esnada temel ihtiyaç olan suyun bile uçak standartlarında cüzi bir miktar (!) olan 3 TL ye satılmaya devam etmesi, uçak havalandırma sisteminin düzgün çalışmaması ve kabin ekibinden bazılarının yolcularla sözlü tartışmalara girmesi kriz nasıl yönetilemez sorusuna güzel bir örnek oldu.

20111226-140337.jpg

Neler yapılabilirdi?

- Öncelikle kaptan durum hakkında mikrofondan değilde yolcuların önüne çıkıp bir açıklama yapmali, durum hakkında daha net bilgi vermeliydi. Kimse ölme pahasına gitmek istemez.
- 2,5 saat dar koltuklu küçük bir uçakta beklemek için uzun bir süre. Bu süre zarfında yolcular alana alınabilirdi. En azından alanda rahatlama ve ihtiyaçlarını giderme fırsatı bulurdular. 5:30 da kalkan uçak saat 11:00 e kadar bekliyorsa yolcuların kahvaltı dahil birçok insanî ihtiyacı olacaktır.
- Yolcular alana alınamıyor diyelim ( her an kalkma ihtimaline karşı ) yolculara içecek ve kahvaltı ikramı yapılabilirdi. ( 3 saatlik şehirler arası yolculuklarda bile 2 kez servis veriliyor. Pegasus’un yıllık karına eksi değil artı olurdu. Mutlaka o uçakta olup bir daha Pegasus’la uçmamak üzere kendine söz veren birçok yolcu vardı. )
- Böyle gergin durumlar için çalışanlar eğitilmeli, gerginliğe sebep verecek davranışlardan kaçınmalılar.

Sosyal (!) Havayolu …

Sonuç olarak Gaziantep’e sağsalim indik. Bize fazladan 4 saate mal olan bir kargaşa yaşadık. Bunu anında @ucurbenipegasus hesabına ve Facebook’ta paylaşmama rağmen hiç bir dönüş alamadım. Muhtemelen bu yazıdan da haberleri olmayacak. Geçenler yurtdışındaki örneklere bakarak havacılık sektörü sosyal medyayı çok iyi kullanıyorlar diye tweet atmıştım. Özür diliyorum. En azından ülkemizdeki havayolu şirketleri için değildi o cümle. Bunu belirtmek istedim.

, , , , ,

0 Comments Short URL , , , , ,

Google Currents Kurtarıcı mı?

Bir önceki yazımda değişen haber okuma deneyimine değinmiştim. Artık akıllı cihaz ve tablet kullanıcıları web 1.0 döneminden kalma tasarımlara sahip sitelerden değil, ellerindeki cihazların ekranlarına ve bağlantı hızlarına göre optimize edilmiş programların arayüzünden erişir oldular. Bu konuya Wired dergisi geçtiğimiz yıl Web is Dead makalesiyle açıklama getirmeye çalışmıştı.

Geçtiğimiz hafta Google uzun süredir üzerinde çalıştığı haber ve içerik okuma uygulaması Currents’ı şimdilik sadece ABD’de kullanıma açtı. Flipboard ve Zite benzeri bir yapıya sahip olan ve kullanıcıların mevcut içerik sağlayıcılarından ve kendi ekledikleri kaynaklardan seçip kendilerine özel günlük, anlık haber kaynağı oluşturmasının içerik sağlayan kesim kendi Analytics ve en önemlisi kendi adsense hesaplarını entegre ederek belki de normal kanallardan elde edemeyecekleri trafiği ve geliri elde edebileceler.

Basılı yayıncılıktan dijitale sadece neredeyse etkileşimi sıfır web sitelerinin ötesinde geçemeyen medya devleri yıllardır kendilerine dijital kanallarda hatırı sayılır gelir elde edemediler. Ölçüt olarak ziyaretçi sayısının baz alınması online yayıncıları reyting(!) uğruna kalitesiz içeriği sunmaya zorladı. En çok hit’i erotik galeriler alırken haber siteleri amaçlarından sapmaya, buna direnenler yarışın çok gerisinde kalmaya başladı.

PC monitörlerinin uzun süreli okumaya elverişli olmaması ise başka bir etken olarak karşımıza çıktı. Tüketici okumuyor sadece resimlere ve videolara bakıyor mazeretinin arkasına saklanıldı hep.

Özellikle kaliteli yayın yapıp para kazanmak isteyen platformlar için Currents büyük fırsat olabilir. Zamanında Adwords ve Adsense ile internet reklamcılığında çığır açan Google, değişen yeni dönemde de Currents benzeri servisleri ile bu öncülüğünü sürdürebilecek mi. İnternetten bir türlü para kazanamayan yayıncılar en sonunda mantıklı bir modelle muratlarına erebilecek mi ? Bu konuda kesin bir şey söylemek için erken. Bu arada Google’ın da Currents’ı biran önce yaygınlaştırması gerekiyor. Zira rakipleri Flipboard ve Zite oldukça güçlü…

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Habere Ulaşmanın Yeni Yöntemi

Yeni Deneyim; Yeni Araçlar

Eskiden en büyük keyfimdi pazar sabahları 4-5 gazete alıp sağlam bir kahvaltıdan sonra tüm ekleri ile birlikte okumak. En son ne zaman basılı bir gazete aldığımı hatırlamıyorum…

Yeni teknolojiler ve cihazlar hayatımıza girdikçe haberi tüketme biçimimiz de değişti. İlk zamanlar yavaş internete rağmen büyük medya gruplarının içeriğini internet sitelerinden tüketmeye başladık. Daha sonra web 2.0 diye birşey hayatımıza girdi. Biz de içerik üretir olduk. Gün geldi kaynaklar o kadar çoğaldı ki takip etmek de zorlaştı. Ama bilgiye erişme isteği XML ve RSS teknolojileri ile birlikte yine galip geldi. RSS okuyucuları ile istediğimiz haberi, bloğu, içeriği takip eder olduk.

Sonra hayatımıza mobil cihazlar, mobil internet, tablet cihazlar ve 3G gibi kavramlar girince bilgiye eriştiğimiz cihazların yapıları biraz daha değişti. Heran heryerden bilgiye erişebilir hale geldik.(Ubiquitous dediler bunun için) Cihazların özellikleri arttıkça insanoğlunun estetiğe olan ihtiyacı daha görsel programların yazılmasına olanak sağladı. Artık kendi seçtiğimiz içeriğe şık atayüzlerden erişir olduk. Bana ilk zamanlar neden iPad aldığımı soranlara  Flipboard ve Zite programlarını gösteriyordum. Bazıları benimle aynı heyecanı yaşarken boş boş bakanlara da çokça rastladım.

Eskiden sadece haber kanalı olarak belli ajansların sunduğu içerik yeterli gelirken artık arkadaşlarımızın gittikleri yerler, beğendikleri şeyler, çektileri fotoğraf ve videolar da takip etmemiz gereken içerikler haline geldi.

Diğer yandan mobil cihazlar gittikçe akıllandı. Tabletler yaygınlaşmaya başladı. Bilgisayarlar önemini korumaya devam etti. Her an heryerde ağa bağlı olarak yaşamaya başladık. Özellikle iPad sonrası kullanıcı deneyimi konusunda tabletlerde büyük gelişmeler yaşandı. Daha iyi işlemciler, daha net ekranlar, GPS, gyro gibi özellikler yazılımcıların hayal güçleri ile birleşince beş yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz aplikasyonlara sahip olduk. Tüketim alışkanlıklarımız birkez daha değişti.

Geçenlerde Mashable kurucusu Pete Cashmore 2012 trenlerinin başında news aggregator’ları ilan ettikten bir kaç gün sonra Flipboard sürpriz şekilde iPhone uygulamasını piyasaya sürdü. Pek sürpriz olmasa da Zite da birgün sonra iPhone sürümünü paylaşırken, bu konuda uzun süredir çalışmakta olan Google Currents uygulamasını hem Android, hemde iOs için şimdilik sadece ABD’de kullanıma soktu. Currents kullanmayı planladığı reklam altyapısı ile büyük ses getirebilir. Ona ayrıca değinmekte fayda var. Pulse, Flud ve benzerleri ise deneyimi ve tasarımı biraz daha farklılaştırarak pazardan pay kapma peşindeler.

Haber kaynakları eskisi gibi içerik üretmeye devam ederken kullanıcıların tüketim biçimi değişiyor. Buna ayak diretenler maalesef çok fazla ayakta kalamayacaklar. Ülkemizde hala basılı gazete satışlarını düşürüyor diye mobil aplikasyon yayınlamayan medya grupları Zite, Flipboard, Pulse ve ülkemize geldiğinde Currents ile nasıl savaşacaklar.

İktisat diliyle açıklayacak olursak sonsuz içeriğe, sınırlı zamana sahip kullanıcılar minimum çaba ile maksimum içeriğe ulaşmak istiyorlar. Gelişmeler de bunu destekler nitelikte. Pazarın gidişatı da bu yönde. Önemli olan şimdiki durumuna bakıp bununla savaşmak değil, durumu fırsata çevirmenin yollarını aramak lazım. Ey kemikleşmiş Türk basını…

Kamil Mehmet ÖZKAN
@kamilozkan

0 Comments Short URL

Eski – Yeni Medya … Ne Farkeder…

yeni medya - eski medya

Yeni deneyim : medya mecraları

İnternet ve bağlı cihazlar gelişip yaygınlaştıkça eski medya devleri ( burada eski medya’dan kasıt tüketilen içeriği eski nesil araçlar ile dağıtan ve bu alanda köşebaşlarını tutmuş kesimdir.) ile yenilikçiler arasında hep bir kavga süregelmiştir. Bu konuya daha önce değinmiş ve gayet açıklayıcı bir örnek vermiştim. Eski medya, yeni medyayı yener mi. Basılı gazete kitap tarih olur mu?…

Bugün hala pikup’tan müzik dinleyip zevk alan bir kesim varsa yüzyıl sonra da basılı kitaplardan kitap okuyanlar olacaktır. Bunu tartışmak çok anlamsız ve gereksiz. Hem şuna da değinelim bugün basılı kağıtlarından vazgeçemeyenlerin ataları da bir zamanlar parşöment savunucuları tarafından  acımasızca eleştirilmiştir büyük ihtimalle…

Dijital yeni bir ortam (medya) ve içerik üreticileri buna da ayak uydurmak, gerekliliklerini yerine getirmek gerekiyor. Tüketici de içerik üretir hale geldiyse onunda sürece dahil ederek, ona güzel deneyimler yaşatabilir yine varlığını sürdürebilirsin. Hem her dönemin kendine özgü özellikleri yok mu? Matbaa bulunmadan önce kitaplar sadece belli bir kesime hitaben çok az yazılırken, kullanılan dil ve içerik o kesime özel üretiliyordu. Matbaanın çıkması ile birlikte nasıl ki daha geniş kitlelere ulaşmak için içerik üretilir hale geldiyse yeni medya (dijital) ortamda da oyun bir kez daha değişmis, içerik üretim yöntemlerine tüketicide dahil edilir hale gelmiştir.

Bu yeni sürece ayak uyduramayan devler, yıllardır engel olmaya çalışsalarda sistem eninde sonunda kazanmıştır. Ayak uyduranlar kazanmıştır. Sadece müzik endüstrisinde Sean Parker ve Napster ile başlayan ve iTunes başarısır ile devam eden süreç bugün Spotify ile çok daha farklı bir yöne doğru ilerlemektedir. ( Maalesef ülkemizdeki sektör henüz bu ortamı bile tam olarak bilmediklerinden bahsi geçen servisleri henüz kullanamamaktayız. )

Geçenlerde yeni medya ortamına en iyi ayak uydurabilen eskilerden olan Guardian yazarı Roy Greenslade, yazdığı “Tablet journalism is the future – but what are we doing about it?” ( Tablet cihazlar gazeteciliğin geleceği, peki biz bunun için ne yapıyoruz? ) isimli makalesi bir itiraf mektubu gibiydi. John Meehan’dan ( Hull Daily Mail’in eski editörü) alıntıladığı sözler aşağıda. Devamını burada okuyabilirsiniz.

“The industry cannot be focused predominantly on print. The platform is not important – the content is…

Regional media businesses have spent years agonising over ‘the internet’. What do we put on it? Who does it? How do we make money on it?… ”

Önemli olan kullanılan kağıdın kalitesi veya kağıt değil. Önemli olan tablet de değil. Önemli  olan üretilen içerik. Onlarca yıl önce Marshall McLuhan “Medium is Massage” derken bunu kastediyordu. Bu saçma tartışmalara girenlerin acaba kaçı açıp McLuhan okudu ?

Kamil Mehmet Özkan

@kamilozkan

 

Görsel kaynak.

0 Comments Short URL

Yeni Medya Geliş(me)mişlik Göstergesi(ymiş) (!) Anlamadım…

Uzun süredir yazı yazmıyordum. Aslında söyleyecek çok şeyim var ama başka araçlarla kısa kısa ve anlık bildiriler şeklinde paylaşıyordum düşüncelerimi… Geçen hafta katıldığım akademik bir konferansta öyle sahnelerle karşılaştım ki hem sizlerle paylaşmak istedim hem de bu zihniyetle her platformda “savaşma” isteği uyandı birden.

Yer, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri. Panel konusu yeni medya.
Toplam 4 konuşmacı var. Biri ben, yeni medya araçlarının reklam ve müşteri deneyimi üzerine etkisinden bahsetmek niyetim.
Yeni medya, eski medya savaşını basılı medya ve twitter güruhu karşılaştırmasına indiren bir sunum sonrasında ülkemin çok değerli (!) akademisyenlerinden biri söz alır.

Efendim yıllardır akademisyenlik yapıp öğrenci yetiştirmektedir kendileri (bunu kendisi vurgulayarak söylemiştir.) Ve bir okulda odası ülkemizin yetiştirdiği en iyi iletişim hocasının yanında yer almaktadır. Ve ondan feyz alarak dinlediği bir sohbetinden şu değerli cümleyi bizlerle paylaşır.
“Yeni medya araçları gelişmemiş toplumlarda daha çok ön plana çıkarken, eski medya araçları daha çok gelişmiş toplumlarda ön plandadır.” Bu öyle bir söz ki buna yorum bile yapılmaz. Yâni efendim biz geri kalmışız ki böyle çıkıp sosyal medyadan hele hele yeni medya araçlarından bahsederiz. Bir üstüne üstelik koca koca akademisyenler otururken ne haddimizedir bir yüksek lisans öğrencisi olarak sunum yapmak hâşâ…

Bir ara kaçıp gitmeyi düşünmedim değil ama çıkıp anlatacağım dedim. Sağolsun Mac kullanmama rağmen sırf problem çıkmasın diye emektar PC’imde hazırladığım sunumumu herşeye rağmen güzide üniversitesitemizin bilgisayarında çalıştıramayınca azalan vaktimle birlikte sunumu zorla yapıp kaçtım. Sonuç beni zaten çok dikkate almadan dinlediler ve neden bahsettiğim hakkında büyük çoğunluğun fikri yoktu.

Çünkü ben onlar gibi öğrenci ve asistanlarıma (ki böyle bir olanağım yok) vize ve final öncesi birer anket verip zorla doldurtarak en fazla 100 kişiyi kapsayan bir araştırma yerine sektörün en büyüğü Turkcell ile birlikte binlerce kullanıcının katılacağı bir araştırma yapıyordum ki hiç akademik değildi. Hem de ben kim oluyordum ki. Akademik ünvanım sadece öğrenci idi.

Çok değerli insanlarla da karşılaştım orada ki onlara teşekkür ediyorum tekrar buradan. Geçenlerde değerli Erhan Erkut hocanın bir konuşmasında Stanford Üniversitesinin oluşturduğu ekonomik sistemi dinlemiştim. ( Türkiye ekonomisinden büyüktü.) Ama karşılaştığım bu manzara ülkemizde üniversitelerin daha çok yol alması gerektiğini gösteriyor.

Yeni Medya kavramını en güzel târif eden hocam İsmail Hakkı Polat ve benim istisnalardan dediğim Erhan Hoca gibi akademisyenlerimize o kadar çok görev düşüyor ki. Yoksa ülke olarak bir trenin daha kaçışını arkadan izlemek zorunda kalacağız. Birçoklarına inat bu bloğun adı yeni medya(cı) olarak kalacak…

Kamil Mehmet Özkan
@kamilozkan

, , , , ,

10 Comments Short URL , , , , ,

Havayolu Sektöründe Sosyal Medya Vakaları

Sosyal medya her sektör için müşterileriyle buluşma açısından önemli platform. Şirketler bazen bu iletişimi başarılı şekilde yürütüp yeni müşteriler kulanırken, bazen de kızdırdıkları bir müşteri yüzünden milyonlarca dolar kaybede biliyorlar. Başarılı ve başarısız vakalara bir göz attım.

Kamil Mehmet ÖZKAN
@kamilozkan
0 Comments Short URL

Kısaca… Sosyal Medya Rakamlarla…

Sosyal medya, hayatımızın vazgeçilmez parçası, bağımlılık noktamız, ana iletişim mecralarımızdan biri olarak yerini aldı bile. Bu alanında her gün onlarca veri açıklanıyor, infogafikler yayınlanıyor.  Jeff Bullas da sitesinde sosyal medyanın günlük yaşamda ne kadar etkili olduğunu gösteren 20 istatistik yayınlamış. Bazıları hala neden elleriyle gözlerini kapatarak filli görmek istemiyorlar anlamıyorum.

Elinizin altında bulunsun.

  • Gezegen üzerindeki her 9 kişiden 1’i Facebook üyesi. ( 6,94 milyar kişi – 750 milyon üye )
  •  Facebook’ta kullanıcılar her ay 700 milyar dakika geçiriyor. Bunun GRP karşılığı ne oluyor acaba ?
  • Bir Facebook üyesi her ay ortalama 15 saat 33 dakikasını sitede harcıyor.
  • 250 milyondan fazla üye Facebook’a mobil cihazları üzerinden ulaşıyor. Operatörler için büyük Pazar. Zaten değerlendirmeye de çalışıyorlar. ( Mark Zuckerberg’in iPad’i mobil cihaz olarak kabul etmediğini de unutmayalım. )
  • 2,5 milyondan fazla site Facebook’a entegre. Yeni open graph ile Facebook’un elde ettiği veriler şimdiden düşündürmeye başlamıyor değil hani.
  • Her ay 30 milyardan fazla içerik paylaşılıyor bu platformda. İçerik hala kral.
  • 300.000 gönüllü Facebook’u 70 dile çevirmek için gönüllü olmuş. Crowdsourcing işte budur.
  • Hergün 20 milyondan fazla uygulama üyeler tarafından yükleniyor. Uygulamalar da kullanıcıların neredeyse tüm bilgilerine erişim hakkı kazanıyor. Bu ayrıca incelemesi gereken bir konu.
  • Youtube’a gelince her ay 490 milyon tekil ziyaretçisi var.
  • 92 milyar’dan fazla web sayfası gösterimi var. Bu arada Youtube mobil cihazarı ve gömüllü videoları saymıyor.
  • Kullanıcılar her ay 2,9 milyar saat Youtube’da vakit harcıyorlar. Facebook’un gerisinde kalsa da Facebook’ta paylaşılan video içeriğin yine önemli kısmı Youtube üzerinden gidiyor.
  • Wikipedia 17 milyon makale her geçen gün büyümeye devam ediyor.
  • Wikipedia’ya 91.000 gönüllü içerik konusunda yardım ediyor.
  • Twitter ise her gün 500.000 yeni üyeye merhaba diyor.
  • Google Plus hizmeti yakın zamanda herkese açtı. Şimdilik 25 Milyon üyeye sahip. İlk 16 günde 10 milyon üyeye ulaşarak bizleri bayağı heyecanlandırmıştı.

Kamil Mehmet ÖZKAN

@kamilozkan

, ,

0 Comments Short URL , ,

Ürün ve Servis Karşılaştırma Sistemleri İşleyiş, Süreçler ve Kazanç Yöntemleri

Her geçen gün artan e-ticaret platformlarının sayısını takip etmekte zorlanan kullanıcıların yardımına ürün ve servis karşılaştırma servisleri yetişiyor.
ülkemizde ve dünyada servis ve ürün karşılaştırma sitelerinin zaman içindeki gelişimleri ve kazanç modelleri üzerine inceleme, global ve yerel örnekler, çeşitleri üzerine kısa bir araştırma.
Kamil Mehmet ÖZKAN
@kamilozkan

, , ,

0 Comments Short URL , , ,