Sıkıldıysan “ Aklını Kullan Aksini Düşün “ Genel / kitap

“Bu kitap, yanlış sandığın
kararların yararları,
 
Risk almanın, hayatı nasıl 
garantiye aldığını, 
 
Mantıklı davranmanın, aslında çok da mantıklı olmadığı
hakkındadır. 
 
Bu kitap kendine güvenip 
Şansını denemek hakkındadır.”

Diye başlıyor efsane reklamcı Paul Arden’in kaleme aldığı Aklını Kullan Aksini Düşün .

1 Yanlış yapmayan insan hiç bir şey yapmıyordur - aklını kullan aksini düşün - paul arden

Ne zaman canım sıkılsa veya içine daldığım gündelik işlerin içinden çıkmaz duruma gelsem kitaplığımda senelerdir duran en önemli eserlerden “ Aklını Kullan Aksini Düşün ” ü alır bir kahve eşliğinde, çoğu zaman tek seferde okurum.

Bir insan hata yapmıyorsa, muhtemelen hiçbir şey de yapmıyordur.” En büyük hatamız hata yapmaktan korkmak değil mi?

Hayata herkesin, genelin baktığı gibi bakmanın çok da faydalı birşey olmadığını, asıl başarının hep genelin aksini düşünüp bu yönde çaba sarfedenlerden geldiğini keyifli bir dil ve önemli örneklerle açıklıyor efsane reklamcı Paul Arden. 2008 yılında geçirdiği kalp krizinden sonra aramızdan ayrılana dek 2 önemli kitabın yanısıra pek çoğunu hala anımsadığımız onlarca başarılı reklam kampanyasına imzasını atarken uyguladığı yöntemleri bu kitaba yazmış denilebilir. Türkçe çevirisini okuyanlar kitabın sonunda çevirmen Ferhat Tümer’in bence efsane bir sonsözünü bulacaklar. Onu buradan da paylaşmak isterim.

Paul Arden - Efsane reklamcı - yazar

“Oku, oku, oku..

Hayata geçiremiyorsan, onunla yarışamıyorsan, kaybedip vazgeçiyor, kazanıp gevşiyorsan, yıkamıyor, yapamıyorsan, değiştiremiyor, başlatamıyorsan, son veremiyorsan, yön veremiyorsan, eviremiyorsan, çeviremiyorsan, diş geçiremiyor, kafa atamıyorsan, laf anlatamıyor, söz dinletemiyorsan, altını üstüne getiremiyorsan, baş aşağı çeviremiyorsan, saçından tutup sürükleyemiyorsan, boğazına sarılıp istemiyorsan, karşısına dikilip yüzleşemiyorsan, düşünüp yapamıyorsan, ateşle oynayamıyorsan, sürüden ayrılamıyorsan.

Ne anladın o kitaptan?

Sürüden ayrılanı kurt mu kapacak?

Belki kurt yok. Belki gitti, bir ömür bekleyecek değildi. Belki de sürü uydurdu kurdu. Belki sadece kıl kurdu. Belki sıkıldı beklemekten. Belki görünce korkacak, deli sanıp kaçacak.

Belki de hepsi gerçek, kurt orada ve seni yiyecek.

Ama önce yakalaması gerekecek.

O seni yakalamadan sürü peşinden gelecek.

Ya da kısaltalım hikâyeyi, akılda kalsın.

Sana sürüden ayrılmamanı kim söylüyor?

 

Kurt mu, sürü mü?”

Kamil Mehmet ÖZKAN

2015’e Bakış – Neler Getirdi? Neler Götürdü? – Dijital Dönüşüm Yılı Genel

2015 yılı son dönemin en yoğun yıllarından biri oldu. Hem ülkemiz açısından hem dünya açısından büyük gelişmeler yaşandığı yılda sabah güne olumsuz başlayıp akşam sevinçle dönmek veya tam tersi duyguları yaşamak artık global dünya vatandaşları açısından normalleşti. Aynı zamanda hayatımızda iyice yer eden teknolojiler ile 2015 Dijital Dönüşüm yılı da oldu denilebilir.

Dünya daha iyi bir yer haline mi gidiyor o konu tartışmalı? Doğal kaynaklar tükenmeye, hava, toprak ve su kaynakları hızla kirlenmeye devam ediyor. Hayatımıza her gün yeni hizmet ve ürünler girmeye devam ederken tek istekleri cüzdanlarımızın boşaltılması ve bundan da öte bizimle ilgili tüm detaylar. Ne zaman, nasıl uyuyoruz, kalp atış hızımız, gün içinde ne kadar yemek yiyoruz, hangi olay karşısında sevinip hangisi ile üzülüyoruz. Kendimizi hem müşteri hem ürün haline getirmeye devam ediyoruz. Marshall McLuhan’ın “medium is massege” [Tam Metin]  önermesindeki “medium (ortam)” artık biz oluyoruz. Verdiğimiz bilgi ve ipuçları anlamlı hale getirilip yapay zekaların daha da akıllanması sağlanıyor. [Ted konfrans önerisi]

2015 neler getirdi neler götürdü - 2015 teknoloji ekonomi ve yaşam özeti

2015’in öne çıkan gelişmelerini AFP yukarıdaki infografikte toparlamış. 2015 bize neler getirmiş, neler götürmüş diye kısaca bakmak istedim.

Şubat’ta Apple 700 Milyar $’ı geçen piyasa değeri ile tarihin en değerli şirketleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Pek çok ülkenin GSMH’ı kadar iPhone satışlarından net kar elde eden şirketin geleceği konusunda pek çok teori konuşuluyor. Apple parasını nasıl değerlendiriyor dersiniz?

Apple dünyanın en değerli şirketleri arasında 700 milyar doları geçti

Mart ayına geldiğimizde ise öne çıkan gelişmelerden biri de 1400’den fazla müzenin koleksiyonlarını #Muesumweek hashtag’i ile paylaşması oldu. Dijital dönüşüm sanat alanında da pek çok yeniliğe neden oluyor. Yine Google’ın müzeleri sanallaştırma projesi ile onbinlerce sanat eserini oturduğunuz yerden görüntüleyip hakkında bilgi alabilirsiniz. AR gözlükler ile yakın dönemde çok daha deneyimsel sanat eserlerini sanal müzelerde görüntülüyor olacağız.

Nisan ayına geldiğimizde İsveç ilk uzaktan kontrol edilen hava kontrol kulesini açtı. Uzaktan kumanda edilen hava kontrol kulesi ise devamında gelecek büyük gelişmelerin habercisi. Yıllardır askeri amaçlı kullanılan IHA (insansız hava aracı) 2015’te yaydın olarak kişisel kullanıcılar tarafından edinildi. Uzaktan kumanda edilen sivil uçakların da habercisi olabilir. Bir süredir havacılık firmaları bunun üzerinden yoğun olarak çalışıyor zaten.

Nisan ayında yine öne çıkan gelişmelerden biri Apple’ın cihazları ile topladığı veriyi IBM ile birlikte sağlık alanında yapılan büyük araştırmalarda kullanmaya başlaması ve yapay zeka çalışmaları için kaynak olarak kullanılması oldu. Kullandığımız tüm teknolojik araç ve platformların çıktısı veri artık yeni yöntemler ve yapay zeka yazılımları ile daha anlamlı hale getiriliyor. Sağlık, iklim, ekonomi… 2016’da daha ileri uygulamalarını göreceğiz.

Haziran ayına geldiğimizde ise Apple’ın uzun süredir üstünce çalıştığı Apple Watch lansmanı yapıldı. Hakkında pek çok iyi-kötü yorumlar yapılmakla birlikte akıllı saat piyasasını geniş kitlelere açma adına önemli bir adımdı. Artık saatler anlık olarak kalp atışınızı, attığınız adımı, sağlık durumunuzu kontrol ediyor. Tüm bu gelişmeler sürerken insan bir yandan da George Orwell’in 1984’ündeki tele-ekranları hatırlamıyor değil.

Google-Alphabet yeni yapılanması - kamil mehmet özkan

Ağustos ayında artık hayatımızdan bir arama motorundan fazlasını ifade eden Google tüm şirket ve faaliyetlerini Alphabet ana çatısı altında toplandı. Google’ın ise bu yapılanma ile CEO’su değişti. Sürücüsüz araçlardan akıllı termostatlara, uzay araştırmalarından askeri robot üretimine kadar pek çok öne çıkmayan Google ürünü gelecekte dijital bilgi kaynağının yapay zeka ve robotik form ile hayatımızda daha fiziksel alanlarda yer almaya başlayacağının göstergesi.

Eylül ayında ise bir zamanların en büyük furyalarından olan grup satınalma devi Groupon’un 1100 kişiyi işten çıkardığını öğrendik. Bir zamanlar sadece Türkiye’de 200’den fazla kopyası yapılan grup indirim siteleri tarafında ise eski heyecan kalmamış durumda. Pek çoğu piyasadan çekilirken kalanlarda küçülmeye devam ediyor. Peki sonraki adım ne? Öne çıkan trendler olmakla birlikte henüz ön plana çıkan bir model yok. Umutlar 2016’ya kaldı.

volkswagen kirizi ve markaya etkisi

Yine Eylül ayında Dünya’nın en büyük otomobil üreticilerinden olan Volkswagen’ın araçların emisyon değerlerini ölçen cihazlarda sahtekarlık yaptığı ve havayı çok daha fazla kirlettiği ile ilgili skandal patlak verdi. Marka açısından karşılaştığı en büyük krizlerden biriydi. Üst yönetim koltuğunu kaybederken beklenenden az bir zararla atlatıldı denilebilir. Pek çok komplo teorisi de ortaya atıldı bu skandal ile ilgili. Paris konferansından önce olması ise ayrı bir ironi olarak kayıtlara geçti. Sonuçta bu skandalın ABD’li Ford ve GM’un satışlarına katkısını yıl sonu raporlarından göreceğiz.

Özelikle Z kuşağının yeni gözdesi Snapchat Kasım ayında günlük 6 Milyar video görüntülemeyi geçerek kendi alanında bir rekora imza attı. Snapchat yeni nesil tüketicinin istek ve alışkanlıkları konusunda hem dijital platform sahiplerinin hem de diğer tüm markaların yakından takip etmesi gerken bir platform. Yeni nesil tüketici ne ister konusunda büyük ipuçlarını barındırıyor.

Alibaba singles day ile satış rekorları kırdı

 

Kasım ayında Alibaba Çin başta olmak üzere dünyanın her yerinde tüketimi arttırmak adına uydurduğu Singles Day’de 14.3 Milyar dolarlık satış yaptı. Bu tek günde yapılan gelmiş geçmiş en büyük satışlar arasında yerini alırken tüketim çılgınlığının nerlere vardığı konusunda da örnek olarak gösterilmeye başlandı. Bu siparişlerin arka planında ise büyük lojistik ve servis operasyonu yönetmek gerekiyor.

Aralık ayının son günlerinde ülkemize yönelik büyük bir siber saldırı ile karşı karşıya kaldık. Türkçe domainlare ve özellikle bankalara yönelik saldırının hasar raporu henüz ortaya çıkmadı ancak savaşların artık top ve tüfeğin yanı sıra siber ortamda da yapıldığının farkına varmamız için önemli bir uyarı oldu. Savaşlar da dijital dönüşümden nasibini aldı.

adele

 

Aralık ayında online müzik servislerinde Beatles’ın tüm albümleri kullanıcılara sunulmaya başlanırken bu yılın Taylor Swift’ten sonra Adele’nin de albümünü Spotify, Apple Music gibi servislere vermemesi büyük ses getirmişti. Bir Spotify kullanıcısı olarak benim de üzüldüğün bu karar iTunes’tan albümün tamamını almama gel olmadı tabi.

2015 dijital dönüşüm yılı oldu. Pek çok sektör dijitalleşme süreçlerinden etkilenmeye devam ediyor. Dijital dönüşüm için önceden hazırlıklı olanlar Üsküdar’ı geçerken geride kalan firmalar için durum pek iç açıcı değil.

2016’da ise özellikle büyük veri, arttırılmış gerçeklik ve yapay zeka teknolojileri ve 3D printer’ların daha da marifetlenmesi ile yepyeni servis ve hizmetler hayatımıza girmeye devam edecek. Hayatımıza yönelik daha fazla veriyi firmalar ile paylaşacağımız, sosyal medya platformlarında daha fazla vakit geçireceğimiz bir yıl olması planlanıyor. 2016 yılının olumsuz gelişmeler anlamında daha sakin olmasını umut ediyoruz.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Dijital Dönüşüm Yolunda Odaktan Sapmamak Dijital Dönüşüm

“Facebook kullanıcı sayısı 1,5 Milyar’ı geçti.”
“Whatsupp hala 40 çalışan ile 1 Milyar kullanıcıya koşuyor.”
“Twitter’da yine tweet rekoru kırıldı.”
“Uber yine değerleme rekorlarını kıracak.”
“Apple 10 ay sonra çıkaracağı telefonunda yine çok işlevsel olmayan ama ses getirecek bir yenilik açıklayacak.”

Dünya gündemi çok yoğun. Teknoloji haberler bölümü bundan çok daha yoğun. Eğer günlük hayatta popüler uygulamalardan gündemi takip etmeye çalışıyorsanız bir süre sonra her gün yukarıdaki haberlerin ve firmaların farklı bir versiyonunu görüyorsunuzdur. Özellikle sizi tanıdığını ve sizin ilgi alanlarınıza göre haber vermeyi amaç edinmiş programlar bunlar. Bir süre sonra sıkılmaya başlamanız normal. Bu haberleri okumanın zararlı bir yönü yok. Ancak sadece rakamlara ve popüler firmalara odaklanan tık merkezli içerik sağlayıcıları Chris Anderson’un Uzun Kuyruk teorisini oldukça kısalttılar. Belli bir içerik ekosistemine takılıp kalıyor ve popüler olanı devamlı olarak servis ediyorlar. Diğer taraftan dünyadaki ekonominin büyük bölümü teknoloji ile hiç ilgisi olmayan sektörler tarafından yürütülüyor. Aslında hiç ilgisi yok demeyelim, dijital dönüşüm bu sektörleri ve iş yapış biçimlerini de değiştirmeye/dönüştürmeye başladı ve bu firmaların dönüşüm sürecinde kılavuzluk edecek yol göstericilere ihtiyacı var.

maxresdefault

Günlük hayatta ekonomik değerler ve üretimin %90’ı teknoloji üretimi ve iletişim ile hiç ilgisi olmayan alanlarda yapılıyor. Aynı anda bir kıtada çiftçiler buğday hasadı yaparken diğer tarafta başka kıtada yer alan firmalar bu buğdaydan üretilen makarnayı dünyanın farklı pazarlarında satmaya çalışıyor. Çölde petrol kuyularında petrol çıkmaya devam ederken diğer taraftan petro kimya molekülleri ile yeni nesil nano teknoloji kumaşları üzerinde araştırmalarına devam eden öğrenciler akıllı kumaşları daha da akıllandırma peşinde. Yapılan tüm ekonomik faaliyetler teknoloji devriminden etkileniyor. kimi sektör dijital dönüşümü çok hızla tamamlarken kimi sektörler ise bu dönüşüm ile yeni tanışmaya başladı. İşte bu noktada dijital dönüşümü sadece bir kaç popüler sosyal medya platformu ve buradaki istatistikler seviyesine indirgememek gerekiyor.

dijital dönüşüm yolunda odak kaymetmemek - dijital karmaşa - kamil mehmet özkan

Uber gibi bir şirketi önemli yapan hissedarlarının ne kadar zengin olma ihtimali veya borsaya açılmadan önce piyasa değerinin ne kadar daha şişirileceği değil silikon vadisindeki bir bir teknoloji şirketinin Asya’da teknolojinin çok da yaygın olmadığı bir bölgedeki oldukça yerel bir iş olan taksiciliği nasıl dönüştüreceği. Keza Airbnb’de böyle. Herkes Alibaba‘nın Singles Day’de bir gündeki rekor satışını konuşurken arka tarafta bu siparişleri organize edecek ve adreslerine ulaştıracak posta ve lojistik sektörü de en az platform kadar önemli oluyor. İşte bu noktada ekranın arka tarafını da görüp hayal edebilen ve çözümler sunan iş gücü ordularına ihtiyaç var.

Son kullanıcının bulunduğu iletişim platformları elbette pazarlama, markalama ve iletişim için çok önemli ancak vaat ettiğiniz hizmet ve ürünü tüketiciye ulaştırmada daha gelişim ve dönüşüm sürecinizi tamamlamadığınız zaman yaptığınız iletişim geri tepebiliyor. Çok yatırım yapıp oluşturduğunuz içerik eğer gerçek dünyanızı yansıtmıyorsa işte o zaman bu platformlar sizin kabusunuz da olabilir.

Leading_Digital_Donusum_icin_Teknolojiyi_kullanmak_dijital dönüşüm kamil mehmet özkan
Dijital Usta kavramı Didier Bonnet, George Westerman ve Andrew McAfee’nin birlikte kaleme aldıkları Leading Digital kitabında detaylıca işleniyor. (Kitap Sky Library‘den ücretsiz olarak okunabilir.)  Dijital usta olmak için teknoloji ve iletişim sektöründe olmanız gerekmiyor. Kimyasal boya satan bir firma da olabilirsiniz, milyonları taşıyan bir havayolu da. Önemli olan iş yapış biçimlerinden teknoloji devrimi ile hayatımıza giren yenilikleri benimseyen, operasyonlarını ve organizasyonlarını buna göre kurgulayan şirketlerin üretim, dağıtım, tutundurma, müşteri ilişkileri, insan kaynakları operasyonlarında dijital devrimin avantajlarından faydalanabiliyor olmak. Önemli olan büyük dönüşüm yolunda odak noktasını kaybetmemek.

Bazı sektörler çok hızlı şekilde dönüşüme uğrarken diğerleri bu dönüşümü daha yavaş tamamlıyor olabilir. Ancak bilinen gerçek şu ki her sektörde mutlaka dijital ustalığa ulaşmış şirketler yer almaya başladı. Rakamlar göz önüne alındığında dijital ustalığa ulaşmış şirketler ortalamadan %26 daha fazla kazanç elde ediyor. Peki sizin şirketiniz de durum ne?

Kamil Mehmet ÖZKAN


24 Adımda Başarılı Startup [Kitap] kitap / Yönetim

Girişimcilik son 10 yılın en çok kullanılan terimlerinden biri. Özellikle bollaşan kaynaklar ve artan talep ile birlikte iş dünyasında pek çok sektörde dijital yıkım yaşanıyor olması, girişimciliği popüler mesleklerden biri haline getirdi. Bu konu üzerine çok yazılıp çizildi. Peki nasıl başarılı startup kurulur ve yönetilir. Ancak çok azı yılladır MIT’de öğrencilerine başarılı girişim için atılması gereken adımları öğreten Bill Aulet’in son kitabı Disciplined Entrepreneurship kadar faydalı bilgiler içeriyordur.

MIT mezunlarının girişimlerinin değeri trilyonlarca doları bulurken Stanford’dan sonra bu alanda ikinciliği göğüslüyor. Bu ekosistemi başarılı kılan 24 adım Türk Hava Yolları Yayınları olarak Türkçe’ye kazandırdığımız “Başarılı Startup için 24 Adım, Disciplined Entrepreneurship” kitabında yer alıyor. Kitabı okuduğumda ilk düşüncem keşke yıllar önce böyle bir kaynağım ve yol haritam olsaydı oldu. Hayatının bir döneminde bir girişimde bulunmuş ve başarısız olmuş veya istediği noktaya ulaşamamış herkes eminim bu tepkiyi verecektir. Kitabı tüm seçkin kitapçılardan alabileceğiniz gibi Sky Library uygulamasından ve web sitesinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kitapta genel olarak 6 başlıkta 24 adımda başarılı bir girişim için atılması gereken adımlar bir yol haritası olarak sunuluyor. Gerçek hayattan örnekler ile daha keyifli hale gelen bu check list ile başarılı olmamanız için neredeyse bütün sebepleri ortadan kaldıracaksınız.

Genelde girişimlerde en son düşünülen sorular ilk başta sorarak asıl amaç ve hedefinize ulaşmanız kolaylaşacak. Başarılı startup için “Müşterimiz kim?”, “Müşterimiz için ne yapabilirsiniz?”, “Müşterimiz ürünümüzü nasıl alır?”, “Ürününüz ile nasıl para kazanabilirsiniz?”, “Ürününüzü nasıl tasarlayacak ve üreteceksiniz?”, “İşinizi nasıl ölçeklendireceksiniz?” ana başlıkları ile bol sorgulamalı ve asıl yapılması gereken olduğu gibi ürün ve müşteri üzerine çok düşünmeli bir yolculuk sizi bekliyor. Pek çoğumuzun tecrübe ettiği gibi arkadaşlarımızın talep ettiği veya hayalimizdeki ideal müşterilerin satın alacağı bir hizmeti altyapısız kurgulamak ile başarılı bir girişim maalesef mümkün değil. Ürün ne? Müşteri Kim? Neden bizden alsın? Biz ne yapabiliriz? Gibi basit ama genelde atlanılan sorulara cevap ararken aslında kendinizi ve ürününüzü de yakından tanıyacaksınız.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Müşteriyi ve Mega Trendleri Anlamak. (Bir Batış Öyküsü) Dijital Dönüşüm / Pazarlama

“Eğer mega trendleri takip etseydi Instagram’ı Kodak kurmuştu.”
“Eğer gerçekten insanları birbirine bağlasaydı Facebook ilk Nokia mühendislerinin aklına gelmişti.”
Geçtiğimiz hafta Digit Emea’da Igor Beuker’den dinlediğimden beri bu iki cümle aklımı kurcalıyor. Bahsettiğimiz 2 dev şirkette zamanında yaptıkları inovasyonlarla, geliştirdikleri ürünler ile milyarca insana dokunmuş, zamanın en büyük şirketleri olmuş. Milyarca dolar cirolar, onlarca ülkede ofisler kurmuşlar. Biri fotoğrafçılık alanında çığır açmış, diğer bir dönem neredeyse her 3 cep telefonu kullanıcısının 2’sinin cebine girmiş olan bir telefon üreticisi.
Peki ne oldu da bu iki dev ve her geçen gün artan sayısı ile bir zamanlar iş dünyasının devi olmuş markalar birer birer sahneden çekiliyor. Nokia’nın binlerce pazarlama profesyoneli ve mühendis ile yapamadığını Whatsapp nasıl 40 kişi ile yapmaya devam ediyor. Fotoğrafın olmasa ve son kullanıcı tarafında yaygınlaşmasında en büyük şirket olan Kodak neden yok olup gitti de diğer taraftan fotoğraf ve insan faktörünün farklı bir şekilde yorumlayan Instagram başarılı oldu.

Nokia'a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi.

Nokia’a akıllara kazınan mottosunu gerçekleştiremedi. Mega trendleri takip edemedi.

Şimdi buraya kadar okuyanlar ne Kodak ile Instagram’ın, ne de Nokia ile Facebook’un aynı kulvarda rekabet eden firmalar olmadığını savunacaklarıdır. Ben de tam onu sorgulamak istiyorum. Tüketicinin ihtiyaçları, beklentileri her geçen gün değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Bundan 10 yıl önce bir ürünü internete bağlı kılmak için ekstradan 100$ ödemeye hazır olan tüketicinin yerini günümüzde eğer bir ürün bağlı değilse hiçbir şekilde değerlendirmeyen bir tüketici ile muhatap tüm firmalar.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Kodak dijital devirmi çok geç de olsa yakalamaya çalışsa da çok geç kalmıştı.

Değişen tüketici ihtiyaçları ve alışkanlıkları son dönemin en popüler konularından ancak kaç firma gerçekten müşterilerini dinliyor ve bundan daha da öte anlıyor. 15 yıl önce Nokia’da çalışan bir mühendis veya iş geliştirme uzmanı firmanın geleceğinin insanları sanal bir ağda bağlamak olduğunu, ürettikleri tüm telefonlarda bunu kolayca gerçekleştirebilecek bir yazılım geliştirilmesi gerektiğini sunsa muhtemelen bu sıradışı teklifi kabul edilmeyecek, zaten hızla büyüyen pazarla ve satış hacminin bu gibi akıldışı (!) projelere ihtiyaç duymadığı konusunda fikri sunan kişi ikna edilecekti. Facebook’un da ötesinde iPhone lansmanından sonra kan kaybetmeye başlayan firma battığını anlayıncaya kadar tuşları olmayan geniş ekranlı telefonlara yönelmeyi reddetti. Tüketiciyi dinlemek yerine yine kendi bildikleri dünyanın gerçekleri ile hareket etti. Diğer taraftan bir başka treni de hızla yaygınlaşan Android işletim sistemini kullanmak yerine uzunca bir süre kendi yazılımı ile devam etme kararı aldı. Hata olduğunu anladığında ise yine başka bir hata yaparak Microsoft’un ekosistem olarak çok zayıf kalmış işletim sistemi ile devam ettiler.
Nokia, “Connecting People” mottosunun gereği Facebook gibi bir platform kurmanın ötesinde temel işi olan cep telefonu üretimi konusunda da arka arkaya 4 ölümcül hata yaparak tüketiciyi dinlemememin maliyetini sahneden çekilerek ödedi. İşin ilginç yanı Microsoft ile imzaladığı anlaşma gereği telefon üretim sınırı kalktığı tarihte Android yazılımlı cihazlar geliştiren bir firma haline geldi. Diğer taraftan Samsung Apple ile başlayan yeni cihaz trendine kulak verip mevcut tasarımlarını ve platformunu terk edip Android ile devam etti. Geldiğimiz noktada yine dünya devi olmasına rağmen her lansmanda bazı jenerik özellikleri güncellemekten öte inovasyon sunamayan Apple’da muhtemelen 5-10 yıl içinde bu performansı ile bulunduğu noktanın çok gerisinde olan bir şirket olarak karşımıza çıkacaktır.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri'nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

Apple gelecekte araba üretmeyi planlıyor. Büyük ihtimal elektrikli olacak aracı Siri’nin çok gelişmiş bir versiyonu kullanabilir.

 

Önemli olan sadece sektöründeki gelişmeleri takip etmek değil. Dijital dönüşüm olarak adlandırılan Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yaşandığı günlerdeyiz ve pek çok sektör, faaliyet alanları, pazarların birbirine girdiği bir dönemdeyiz. Şirketleri mega trendleri ve müşteri isteklerini daha dikkatli takip etmesi, yorumlaması ve buna yönelik aksiyon alması gerekiyor.
Sizce 10 yıl sonra Dünya’nın en büyük otomobil üreticisi kim olacak? GM, Toyota, Apple, Tesla, Google?

Kamil Mehmet ÖZKAN


Nereye Doğru Gidiyoruz? Büyük Dönüşüm Dijital Dönüşüm

Medeniyet tarihine kısaca bakıldığında ateşin bulunması, tarıma geçiş süreci, tekerleğin kullanılmaya başlanması, buhar gücü ile elektrik elde edilmeye başlanması, petrol kaynaklı kimya ürünlerinin kullanılmaya başlanması, radyo sinyallerinin yaygınlaşması derken pek çok önemli gelişme listelenebilir. Bu gelişmelerin her bireri insanlık tarihini değiştirecek ve nerdeyse gezegende yaşayan tüm insanları etkileyecek gelişmeler. Ancak tüm bu devrimci gelişmelerin ortak özelliği her bireri görece uzun bir süreçte yaygınlaşmış ve tüm insanlığı etkileri altına alma süreleri çoğunlukla bir insan ömründen çok daha fazla sürece yayılmıştır. Aslında medeniyet hep bir dönüşüm ( büyük dönüşüm ) içerisinde. Ancak son dönem o kadar hızlı ki…

Hiçbir gelişme 1990’ların ortasında hayatımıza giren İnternet ve buna bağlı teknolojik gelişmeler kadar hızlı yaygınlaşmamış, günlük hayatımızı, iş yapış biçimlerimizi kökten değiştirecek etkiler bırakmamıştır. Önceleri sadece iletişim yöntemlerimizi değiştirir iken fiziksel ürünlerin üretilmesinden, kopyalanmasına, kokunun gönderilmesinden, düşünen robotların üretilmesine, sürücüsüz araçların trafiğe girmesinden, yapay organların print edilmesine kadar hayatımızı değiştirmekle kalmayıp ayrıca tüm sektörlerde iş yapış biçimini değiştirip, binlerce yıldan beri kullanıla gelen para kavramını tekrar düşünmemizi sağladı. Aracıların ortadan kalktığı tüketicilerin aynı zamanda üreticiler haline geldiği, klasik pazarlama, yönetim, finans kurallarının anlamsız kaldığı bir dönemdeyiz. Dönüşmeye devam ediyoruz.

büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Büyük dönüşüm çağında savaşlar da değişiyor.

Peki nereye doğru gidiyoruz?

Bu sorunun cevabını tam olarak vermek henüz güç. Her şeyin günlük güneşlik olduğu, tüm gezegenin gelişmiş ve huzur içinde yaşadığı ütopyaya doğru mu gidiyoruz, yoksa kullandığımız teknolojilerin bizi esir ettiği, kaynakları tükenmiş bir gezegende yapay zekaların kölesi olduğumuz bir distopyaya doğru mu gidiyoruz zaman gösterecek.

büyük dönüşüm çağında artık 3d printerlardan yapay organlar üretiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada artan üretim ve tüketim ile birlikte markalar, platformlar her geçen gün büyümeye devam ederken diğer taraftan Dünya’nın doğal kaynakları aynı hızda tükenmeye devam ediyor. Özellikle son 300 yılda hayatımızda yer alan üretim, dağıtım, pazarlama, bankacılık, finans gibi alanlar hiç olmadığı kadar dönüştü. Uluslararası ilişkiler, rekabet ve savaşlar kökten değişti. 2015’in dünyasında bankalara ve devletlere ihtiyaç duymayan Bitcoin para birimi Nobel’e aday gösteriliyor. Aynı zamanda karanlık alışverişler için en uygun araç olarak kullanılmaya devam ediyor. Hayatımızı kolaylaştırmasını ümit ettiğimiz robot ve drone teknolojileri akıllanmaya ve yapay zeka ile kendi kişiliklerini elde etmeye başlarken diğer taraftan her geçen gün lanse edilen modellere bakıldığında yakın dönemde ölüm makinelerine dönüşmemeleri için hiçbir sebep yok. Şehirlerin güvenliklerini sağlayan robotlar sizi suçlu olarak analiz edip yaralama yetkisi kazanabilir. Bilgi her yerde ve her yerden erişilebilir. En mahrem olanlar bile… Devletlerin bile en mahrem bilgilerini saklayamadıkları bir ortamda kişilerin bilgi gizliliği daha fazla para veren reklam veren çıkana kadar gizli tutuluyor. Toplumsal olayları çıkarmak için sosyal medya platformları ile çocuk oyuncağı haline gelirken kıtalar arası askeri operasyon yapmak Playstation’da savaş oyunu oynamak kadar kolaylaşıyor.

büyük dönüşüm çağında George Orwell'in bin dokuz yüz seksen dört 'ünü yaşıyoruz.

Büyük Dönüşüm Çağı

Peki nereye doğru gidiyoruz gerçekten? Amacım karamsar bir gelecek çizmek değil. Ancak hayatımız boyunca daha önce hiçbir atamızın maruz kalmadığı kadar dönüşümün içindeyiz. Büyük dönüşüm çağını yaşıyoruz. Eğer devam edecek olursa bu zamanları tarih büyük harfler ile yazacak. Belki yazı da ortadan kalkacak. Kim bilir. Diğer taraftan bu büyük dönüşümü gerçekleştirenler de bizleriz. Nasıl bir gelecek istediğimize karar verip ona göre hareket etmek bu gezegende yaşayan tüm inşaların sorumluluğu altında.

Kamil Mehmet ÖZKAN


Page 2 of 3812345...102030...Last »