Siz hic “hic” oldunuz mu?

Bugüne kadar çevrenizde hep bir takım alâmeti-fârikalarla tanındınız. Çevreniz size bir takım özellikler kazandırırken diğer yandan bu özellikleriniz de size çevrenizi oluşturmada farkında olmasanız bile yardımcı oldu. İsteyerek veya istemeyerek bugünkü sosyal yaşamınızı kurdunuz. Mutlu veya mutsuz bir şekilde yaşıyorsunuz. ( Anti parantez Ipsos araştırma şirketinin global çapta yaptığı bir araştırmada dünyanın en mutsuz ikinci milleti Türkler. İlk sırada ise son zamanlarda her şeyde birinciliğe oynayan Çin var. )

Peki, bir gün bambaşka bir hayat kuruduğunuzu bir düşünün. Siz ve sizin gibi birçok insan aynı yerde bulunuyor ve hiç kimsenin birbirinden farkı, üstünlüğü veya eksikliği yok. Sizin sahip olduğunuz tüm ayrıcalığa diğerleri de sahip. Herkes her şeyi en az sizin kadar yapabilir. Şansınız varsa birkaç ayrıcalık elde edebilecek bir pozisyona gelebileceksiniz ama temel aynı.

Siz artık bir hiçsiniz. Yoksunuz. Daha önceki ayrıcalıklarınız yok. İtibar yok. Mevki yok. Makam yok.

Çok karmaşık oldu. Veya ben saçmalıyorum.

Yok hayır ben bir sebeple böyle bir hayat yaşadım ve ilk defa kendimi hiç hissettim.

Önceleri ürktüm. Ama sonra insanları tanımaya başladım. Daha öncekinden farklı olarak gerçek yüzlerini görmeye çalıştım. Aynı şeyi onlarda benim için yapıyordu. Yolda görsen selam vermeye tenezzül etmediğin insanların yani hepimizin sadece insan olduğumuzu ve aynı haklar ile doğmuş olduğumuzu anladım.

Sadece doğup büyüdüğümüz ve gelişirken geliştirdiğimiz yetenekler farklı idi. Belki kimimiz zengin kimimiz fakirdi. Ama burada onun hiç önemi yoktu. Burada önemli olan sadece insan olmaktı.

Bundan sonra insanlarla konuşurken önyargılarımdan soyulmayı, aslında hepimizin aynı güzellikleri hak ettiğimizi ama sadece bazılarımızın elde edebildiği görece üstünlüklerden dolayı kimseye yukarıdan veya önyargılı bakmamamız gerektiğini anladım.

Aslında her kişi bir hazine değeri taşır. Herkesin hikayesi, film çekilecek bir senaryosu var.

Sadece bunu görmeye çalışmak gerek.

Siz de deneyin.

Bir hiç olun.

Aslında ne kadar aciz olduğunuzu anlayacaksınız.

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Sehirden Kacıs…

İçindeyken pek farkına varamıyoruz ama bu şehr-i İstanbul tüm güzellikleri ile birlikte insanı için için yiyen bir canavara dönüşüyor zamanla… Şehrin tüm kılcal damarlarına kadar işlemiş olan görüntü, gürültü ve hava kirliliği yetmezmiş gibi toplumun hangi kesiminden olursanız olun, mesleğiniz her ne olursa olsun on beş milyonluk şehirde yaşam kavgası bir hayli yoruyor insanı…

Kaçmak değil de ara sıra biraz uzaklaşmak gerek…

En son ne zaman gökyüzüne baktınız İstanbul’da bilmiyorum ama ben bu şehirde yıldızları seyrettiğimi hiç hatırlamıyorum. Herkesin yıldız olmaya çalıştığı bu koca şehre küsen gerçek yıldızlar almışlar başlarını gitmişler. Çocukluğumuzda her gece bakıp bakıp sayısı hakkında çeşitli teoriler yürüttüğümüz yıldızlar, o uçsuz bucaksız gök kafese yaptığımız hayali yolculuklar ve onların ötesinde keşfettiğimiz dünyalar.

Evet hatırlamıyorum en son ne zaman gökyüzüne baktığımı… Yoksa hayal gücüm mü köreldi… yoksa ben de mi, evet bende mi artık hayal kuramıyorum.

Eğer bir fırsatını bulursanız kaçın bu şehirden kısa süreliğine de olsa. Trafiğin, insan selinin, gürültünün ve ışığın olmadığı bir yerlere kaçın ve bulutsuz bir gece de gökyüzünden yıldızları sayın… O zaman görürsünüz çocukluğunuzdan beri neleri yitirmişsiniz hayal dünyanızdan…

Durun ve sakin bir şekilde düşünün. Şimdi ki tüm hayatınızdan ve günlük meşgalelerinizden soyularak, ben ne yapıyorum. Ne için yaşıyorum. Ne olmak istiyordum ve şuan nereye geldim. Muhasebesini yapın hayatın. Mutlaka bulacaksınız hesapların tutmadığı bir nokta. Mutlaka sürüklemiştir hayat sizi istemediğiniz noktalara. Önemli olan telafi edebilinir bir seviyede mi… yoksa işin içinden çıkılmaz bir hal mi almış. Katmadı mı bu hayat bizi de sürüklediği sele… Katletmedi sanki hiç çocukluk hayallerimizi.

Doğru cevabı siz bulacaksınız…

Biraz yardımcı isterseniz akan dere sesleri, kuş cıvıltıları, cılız böcek sesleri, sabahları yakınlarınızda öten bir horoz bu sürece olumlu katkıda bulunur. Bunu göz ardı etmemek gerek. Tabi tatil anlayışınız hala güneye inip ucuz Avrupalı turistlerle birlikte kargaşa içinde güneşlenip denize girmeye çalışma işkencesiyse size diyecek sözümüz yok. Hayatta başarılar.

İşinize gelmedi mi? Siz bilirsiniz. Zaten başkalarının sizin için çizdiği hayatı yaşamaktan memnunsunuz demektir ki saygı duyarız. Herkesin birbirine kazık attığı ve alınan suni makam ve mevkilerle kendini tatmin ettiği yalanlar üzerine kurulmuş dünyada yalancıktan mutluluklar yaşar kendinizi tatmin edersiniz ama huzurlu olabilir misiniz?

Ama şunu unutmayın yeter! Hayat başkalarının hayatını yaşayamayacak kadar kısa.

Gerisi mi?

Boş.

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , ,

1 Comments Short URL , , ,