Pepsi “Generation Past !”

pepsi-generunigundem-kamilmehmetozkanation-oastPepsi, cola tarihinin ilk yıllarından günümüze dek Coca-Cola’nın en büyük rakibi olmuş, kola savaşları zamanında yaptığı unutulmaz kampanyalarla tüketicilerin gönlünde taht kurmuştu. Zaman zaman öne geçse de rakibini genelde yakından takip etmiştir. En önemli ve akıllarda kalan kampanya ise “Generation Next”, yeni nesil içecek olarak tüketiciye koladan farklı olarak bir yaşam biçimi satmasıydı. Farklı olan, gelecek nesillerin içeceğinden içerdi.

Pazarlama açısından da devrim niteliğinde bir kampanya idi. Sadece şekerli, boyalı bir su satmıyor, aynı zamanda bir yaşam biçimi satıyordu Pepsi. Kampanya çok başarılı olmuş, satışlar artmıştı. Spice Girls’ün Generation Next şarkısı hala kulaklarımızda çınlamakta…

Kullandığı reklam yıldızları da genelde genç ve uluslararası yeteneklerdi. Aklımızda kalanlar, Spice Girls grubu, Beyonce, Pink, Britnet Spears, Micheal Jackson, Tarkan, Beckham… sıralamaya baktığımızda her hangi bir gariplik görülmemekte. Hepsi reklamda oynadığı dönemde dünya gençliği tarafından kabul görmüş yıldızlardı.

Yazımın başından bu yana hikâye geçmiş zaman kullanıyorum çünkü yukarıda bahsettiklerim geçmişte kalmışa benziyor. Nerden mi çıkardım. Ben çıkarmadım, Pepsi öyle dedi. Nasıl mı, inceleyelim.

Türkiye’de Pepsi yaz dönemi ki kola satışlarının en fazla olması beklenen döneminde araştırmalarda her zaman şaşırtıcı seviyede ev kadınlarının en çok güvendiği kişi olan Seda Sayan’ı reklam yıldızı olarak seçti ve kampanyalar tamamen Seda Sayan merkezli oldu. ( Bu kadar evlenip boşanan bir sanatçıya ev kadınları neden bu kadar güvenir, çözemedim.) Seda Sayan pazarlama açısından gerçekten önemli bir değere sahip, ama hangi markalar için onu düşünmek lazım.

Eğer ev kadınlarına hitap eden bir ürününüz varsa Seda Sayan en doğru isim. Zamanında düzenlediği terlik reklamlarının başarısı bile referans olarak önemli. Ama Kola için ne kadar uygun bir ikon tartışmalı bir konu. Aynı zamanda da eczane camlarında zayıflama çayı reklamında da boy göstermesi herhalde Pepsi Max Zero için takviye edici bir uygulama.

Tüm bunlar yıllarca “Generation Next” diye bizlere kola satan Pepsi’nin stratejiyi ve hedef müşteri kitlesini değiştirdiğini düşündürüyor. Ne diyelim artık kolayı eve anneler alacak. Dışarıda mı ne yapacağız, herhalde aklımıza ilk olarak gelen marka Pepsi olmaz, hele son dönem de çıkan onca sağlıklı alternatifinden sonra…

Kamil Mehmet ÖZKAN

Editör- Kurucu

Unigündem

KMLZKN

1 Comments Short URL

İşsizlik Fonu Yol Oldu…

unigundem-kamilmehmetozkan-genclik-yolPaul Krugman, geçtiğimiz yıl üstün ekonomik başarılarından dolayı, daha doğrusu apaçık gelen krizi önceden tahmin ettiği için Nobel Ekonomi Ödülüne layık görüldü. Türkçemize kazandırılmış 4 adet kitabı var. İngilizce baskılarını okuyanlar ve biraz meraklı olup New York Times’daki köşesini takip edenler vardır içinizde.

Türkçe olarak da yayınlanan “Büyük Bunalım” adlı kitabında köşe yazılarından derlemeler bulunmakta. Okuduğumuzda ise en büyük uyarının 2001 krizinden sonra Bush yönetimi bir şeyler kazanamayıp sadece harcamaya yönelmiş ve ülkenin birikimi olan sağlık ve emeklilik fonlarını eritmişti. Hikâye uzun ama önemli olan eskiyen tabirle tüyü bitmemiş yetimin hakkı peşkeş çekilmişti.

Yeni izlediğim bir haber beni eskiden okuduğum makaleleri hatırlamaya sevketti. İşsizlik fonu olarak bilinen ve işten çıkarılanlara maaş bağlayarak, bir nevi geçimlerini garanti altına alan fonda uzunca süredir epeyce miktarda biriktirilen kumbaraya hükümet eli değdi. Biz buradan hiçbir siyasi söylemde ve görüşte bulunmuyoruz. Sadece kâhinlerin (kime ve neye göre) sözlerine göre durumu yorumluyoruz.

Hükümet bu biriken fonu borç olarak alıp yol yapacak. ( Bunu da faiz ödemeden İslami koşullara uygun borç alarak yapacak) Şimdiye kadar yapılan faaliyetlerini özelleştirmelerle finanse eden yönetim özellikle son seçim kampanyaları ile açılan bütçeyi böyle yamamayı planmakta herhalde. İşin güzel yanı ise borcun geri ödemesinin ne zaman yapılacağı ile ilgili bir kesinlik yok.

Ülkemize tabi ki yollar ve yatırımlar yapılsın. Gerekirse bunlarda bütün fonlar kullanılsın ama öncelikle vatandaş mağdur bırakılmasın bu bir. İşsizlik fonu kullanılacaksa istihdam yaratacak alanlarda kullanılsın bu iki. Bu fonun parasıyla hükümet yakınlarında gezinen akbabalar ceplerini doldurmasın bu üç. Bunlar bizim âcizane bir vatandaş olarak isteklerimiz.

Bunlar olmazsa halk sandıkta hesap sorar diyebilmeyi gerçekten çok isterdim…

 

Kamil Mehmet ÖZKAN
Kmlzkn
Editor.

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Kriz geldi, Ferrari Satın Alan Bilgeler Çoğaldı

Kriz kelimesi için her zaman bir deyiş vardır. Şöyle ki Çincede aynı zamanda fırsat anlamına gelmektedir.

İlk anlam olan kriz, kaos, kargaşa, yokluk, fabrikanın kapanması, maliyetleri azaltma politikası, işten çıkarmalar, ücretsiz izinler, kahvehaneleri dolduran işsiz ordusu, çalışan çocuklar…

Bu kelimeler toplumun önemli bir kısmını ilgilendiriyor. Resmi rakamlar bile tarihi rekorlar kırarken bir de gerçek işsizlik ve ekonomik durumlara bakarsak tamamen içimiz kararacak. Biz bunları boş verelim. Halkımız akıllıdır. Her şeye olduğu gibi krize de yıllar boyu çözümler üretmiş, daha doğrusu krizle yaşamayı öğrenmiştir. İnançsız Japonlar gibi hemen intihar etme girişiminde bulunmazlar. Bizim inançlarımız güçlüdür.

Biraz daha felsefik ve derin düşündüğümüzde krizin fırsat anlamına geldiğini bize öğretmiş Çinli bilginler. Tabi bu anlam herkes için değil. Her dönemde olduğu gibi yine seçilmişlerin sınıfı için geçerliydi. Son zamanların seçilmişleri ise, sanayi devrimiyle birlikte sermaye sahipleri olmuştur. Onlar için kriz elbette fırsat anlamına gelmektedir.

Kanıtımız ise krizle birlikte artan lüks otomobil satışları… Son dönemde ülkemize özgü olan ve devletimizin yegâne geçim kaynağı ÖTV’ye yapılan ince ayarla birlikte lüks otomotiv satışları patlamış durumda. İlk yedi aylık satış rakamları geçen yılın toplam satışını şimdiden geçmiş. O yüzden şuan plazalardan para babaları alacakları otomobilin iç döşemesini ve rengini belirlemekle meşguller. Tabi sıraya girip yeni arabalarına kavuşacakları günleri bekliyorlar.

Parayı mı nereden buluyorlar, cevap çok basit. Efendim kriz var. O yüzden işçi çıkarıyoruz. Veya muhasebe müdürlerini çağırıp “ Ben yeni bir Ferrari kalifornya alacağım. ( Çoğu adını doğru dürüst telaffuz bile edemez) hesapla bakalım, ne kadar adam atarsak bunun parası çıkar. Zaten kriz de var kalanlar 3 kişilik işi ss kuralına göre yapacaklar. Yoksa onları da işten atarım haaa…”

Sözümüz herkese değil. Sadece kendini düşünen bu bencillere. Mantık ilminde insan “Hayvan-ı Nâtık” olarak tarif edilir. “Nâtık” mantıklı düşünebilen ve konuşabilen olarak açıklanabilir. Ben bu tür insanların tarifinden bu kelimeyi kaldırmanın doğru olduğunu savunuyorum. Bu arada kimsenin yaşamına ve zevklerine de takmış durumda değiliz. Hak edenler istedikleri arabaya diledikleri gibi binecekler elbette. Burada ki haykırışımızın muhatapları herkes tarafından da yakından tanınmakta.

“Zamanla erdemler de değişiyor. Artık Ferrari satmak değil, almak erdem göstergesi.”

Kamil Mehmet ÖZKAN
KMLZKN
Editor.

, , , , , , , , , ,

1 Comments Short URL , , , , , , , , , ,

60 Gün… Mutluluğun Formülü

kamilmehmetozkan-dusunce-unigundem-universiteligenclikİnsan hayatı boyunca birçok dönüm noktası yaşar. Şüphesiz en kritik olanlarından biri de eğitim hayatı sona erip, normal koşullar altından, gerçek hayat koşullarına geçtiğimiz üniversite mezuniyeti olsa gerek. Evet, birçok şey mezuniyetle birlikte insanın elinden uçup gitmekte, oysaki biz yıllardır bu günler için çalıştık. Daha iyi bir lise daha iyi bir üniversite için…

Ve o da bitti. Hayatın sonu değil başlangıcına hoş geldik. Ne yapacağız şimdi kaygısı bana çok saçma geliyor. Şimdiye kadar ne ektiysen tabii ki onu biçeceksin. O yüzden ben ortalama koşullarda önümde bulunan 47 yılı nasıl bir insan olarak geçireceğime karar vermek üzere 60 günlük bir düşünce kampına girdim.

Aslında nasıl bir hayat yaşayacağıma karar da verdim. Mutluluk kavramına kendimce yorumlar katıp nasıl mutlu olabileceğimi hesapladım. Tabi ki sizinle paylaşmayacağım. Çünkü herkes için farklı bir formülü bu şeyin. Ve şimdi buradayım. Yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Artık yazmalıyım.

Bu arada mutluluğu Batılılar gibi Dalai Lama’da falan bulmadım. Aslında her gün yaşadığımız hayatı biraz daha dikkatle incelesek ve perspektifimizi 1-2 yıldan sonsuza doğru çeksek ve gerçekten ne yaptığımıza baksak her şey ortada.

Ben bu düşünceler içinde iken İş Bankasının yeni uçuş kartının reklamı tam benim düşüncelerimi okuyacak şekilde yayınlanmaya başladı. Aslında biraz daha yukarıdan baktığımızda hayatta ne kadar iz bırakıyoruz. En önemlisi gerçekten kendimiz için ne yapıyoruz.

(Unigündem, kısa sürede elde ettiği entelektüel yapısı ile hani kahvenizi alıp şöyle biraz okuyayım dediğiniz anlarda size mükemmel içerik sunacak yapıya geldi. Hala takip etmeyenleriniz varsa www.unigundem.com adresinde…)

KMLZKN

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , , , , , ,

0 Comments Short URL , , , , , , ,