Uzaktaki Komşu Japonya

japan_overviewJaponya bize ne ifade ediyor? Diye sorsak otomobil, robotlar, teknoloji, bizim hayallerimizde bile göremeyeceğimiz hızda internet bağlantı hızı ve gece gündüz çalışan Japonlar ve elinde harita ve fotoğraf makineleri ile ülkemizi bizden daha iyi tanıyan Japon turistler… daha fazlasını sayamayız. Nerededir diye sorsak doğru cevabı verebilecek kaç kişi var. Bana ne Japonya’dan da diyenleriniz çoğunluktadır herhalde.

İlk Temaslar

Olayın ilk başına bizim Japonlarla ilk temasımıza dönecek olursak II. Abdülhamid Han’nın Japonya’ya gönderdiği Ertuğrul Fırkateyni ile başlayan siyasi ilişkiler yok denilebilecek kadar düşük seviyede devam ediyor. Ertuğrul Fırtakeyni’nin ise talihsiz bir biçimde batması ise ayrı bir talihsizlik. Bu acı olay yaşandığında Japonların tüm imkanları ile yardımda bulunmasının karşılını ise yıllar sonra seksenlerde yaşanan Irak- İran savaşı sırasında mahsur kalan Japonları tüm büyük firmalar ve ülkeler reddetmesine rağmen THY uçağı ile ülkeden çıkarılmıştı.

İlişkiler Çok Zayıf

Geçenlerde ülkemize ziyarete gelen eski İstanbul Japonya konsolosu Dr. Hironao Matsutani ise ne Japonların ne de Türklerin birbirlerini tanımak için çaba sarf etmediğinden yakınmakta idi. Kültürlerimiz birebir aynı olmasa bile birçok değerde ortak özelliklere sahip olduğumuz Japonları tanımak için çok da çaba sarf etmiyoruz. Son dönemde biraz daha artan oranda Japonca öğrenmeye ilgi olsa da daha çok başlangıç seviyesinde.

Şahsen ben neredeyse tüm yurtdışı danışmanlık firmalarını ve fuarlarını ziyaret etmeme rağmen Japonya da bir yaz eğitimi bulamadığım gibi ne işin var orada seni ABD’ye gönderelim diyenlerle karşılaştım. Çok sinir bozucu bir durumdu.

shinjuku-district-tokyo-japan-1600x1200-id-25908-premiumKolay Dil Japonca

Değişik bir alfabeye sahip olması herkesin gözünü korkutsa da aslında Japonca yapı olarak Türkçe’ye çok benzeyen bir dil. İddia ediyorum ilk defa İngilizce veya İspanyolca öğrenmekten Japonca öğrenmek çok daha kolay. Kanchi alfabesini öğrenmeniz gerek yok. Hiragana ve katagana denilen otuz ikişer şekilden oluşan hece alfabesini öğrendiniz mi Japonya’da her şeyi yaparsınız. Zaten hepimiz default olarak İngilizce bildiğimize göre.

Japonlarla bu kadar uzak olmamıza rağmen yine de aramızda tarifi zor olan bir sevgi bağı var. Bunun sebebini ise henüz çözemedim. Anlayan varsa bana da haber verirse sevinirim. Bizde Japon turistlere ve Japon halkına ayrı bir itibar ve sevgi varken aynı karşılığı Japonlardan da görüyoruz. Bu arada Japonya’ya gitmek isteyenlere üç ay için vize uygulanmıyor. Her fırsatta ABD’yi ziyaret eden seyyahlarımız biraz da güneşin doğduğu ülkeyi ziyaret etse daha çok şey kazanırlar diye düşünüyorum.

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Âşık Olduğumuz Markalar… Lovemark’larımız…

istock_000002198725xsmallHiç İnsan Markaya Aşık Olur mu? Evet Olur.

Lovemark terimini Türkçeleştirecek olursak kısaca tüketicilerin âşık olduğu ve para vermek için can attıkları markalar olarak tanımlayabiliriz. Tüketici para vermek için can atar mı demeyin. Test etmek için ilk olarak kendinize baksanız siz bile birçok markaya sadece onu sevdiğiniz için ödeme yapıyorsunuzdur.

Lovemark kavramını pazarlama dünyasına armağan eden Saatchi & Saatchi ajansının efsane başkanı Kevin Roberts’a teşekkürlerimizi buradan gönderirken aynı ismi taşıyan kitabını ise hayatının bir bölümde pazarlama olan herkesin okuması şiddetle tavsiye olunur.

Peki bizim millet olarak lovemark’ımız var mı diye merak ediyorsanız buradan buyurun. Türkiye’de pazarlama alanında önde gelen kaynaklardan MediaCat ve Ipsos KMG adlı araştırma şirketi geçenlerde Türk insanının lovemark ( aşık olduğumuz markaları ) araştırmışlar ve yapılan anketler sonucu birçok kategoride yerli ve yabancı markalar belirlenmiş. Bu araştırmayı okurken aslında hayal kırıklığına uğradım. Çünkü benim lovemark’larım listede yer almıyordu. Bir Apple, Google, Audi, Sony siz lovemark listesi düşünemezdim ama birçok konuda olduğu gibi Türk halkına yine ters düşüyorum galiba. Ben size genelin âşık olduğu markalardan sonra kendi listemi de vereceğim haklı mıyım haksız mı artık siz karar verim efendim.

lovemarksNokia + Turkcell = Türkiye’nin iletişim aşkı

Telekomünikasyon alanında iki marka var ki rakiplerine neredeyse nefes aldırmıyorlar. Biri her ne kadar her geçen gün pazar payı düşse de hayatımıza kolay kullanılan telefon olarak giren Nokia. Finlandiya asıllı şirket piyasaya sürdüğü envai çeşit ve özellikte telefon modelleri ile gönlümüze taht kurmuş. Ben tabi kişisel olarak Iphone’u tercih ederdim. ( Biliyorum çok klişe ama yapacak bir şey yok. Steve Jobs yapmış abi. Bize de sevmek düşer) Cihazı aldık buna bir de hat gerek diyorsanız hemen en yakın Turkcell bayisine koşalım efendim. Araştırma sonuçlarına göre açık ara önde olan Turkcell geçenlerde açıklanan Avrupa’nın en iyi teknoloji firmaları arasında Google’ı bile geçerek bir kez daha göğsümüzü kabartmıştır. Bu cümleden sonra benim de tercihim bellidir herhalde.

Konu operatörlerden açılmışken söylemeden geçemeyeceğim Avea son dönemde yaptığı kampanyalarla halkımızın gönlünü fethetmiş ve Vodafone’a hatırı sayılır bir fark atmıştır. Son dönemde Avea Ceo’su Cüneyt Türkan’nın da hedeflerinde açıkladığı gibi ikinci sıraya abone sayısında olmasa bile aşık – maşuk sırasında oturmuştur. Vodafone’a duyurulur. (Geldiğinde Turkcell’i geçecek denilen şirketin Avea’nın gerisinde kalması başarısızlığın tanımı olur herhalde.)

Bankalar da sürpriz Ziraat Bankası

Bankalar konusunda gerçekten şaşırdım. Listede ilk beşte olan dört bankayla da bir şekilde çalışıyor olsam da ben her zaman çeşitli yenilikleri ilk önce müşterilerine sunan ve bireysel bankacılıkta devrim niteliğinde yenilikler getiren Garanti Bankasını dördüncü sırada görünce şaşırdım. Asıl bomba ise ikinci sıradaki Ziraat bankası. Son dönem de kamu yatırımlarının da artık hantallıktan kurtularak özel sektörle yarışabilir hatta onları geçtiklerini görmek güzeldi. Önce PTT ile başlayan devrim demek ki Ziraat bankasına da uğramış ki tüketicinin gönlünde taht kurmuş. Bu arada birinci bankaya değinmezsek hakaret olur herhalde İş Bankası. Tabi ki hak ediyor ne diyelim.

Kamil Mehmet ÖZKAN

Gelecek Yazı : Gelecek yazıda içecek sektörü ve medya ve online alışverişle ilgili lovemark’larımızı öğrenmek için bizi takip edin, markaları sevin.

,

0 Comments Short URL ,

Bir Şeyler Üretmek ya da Çalmak !

software-pirate-korsan-yazilimEfendim artık çağ bilgisayar, dijitalleşme çağı olunca alınan satılan ürünler de evrim geçirmekte. Artık kredi kartı ve internet sayesinde Hindistan’da Bangkok’un arka mahallelerinde bir gencin yazdığı bir yazılımı satın alıp kullana biliyoruz. Yine alanında dev hatta tekel olmuş Microsoft ve benzeri yazlım şirketlerinden internet üzerinden yazılımı satın alabiliyoruz.

Dahası insanlar oturdukları yerden dünyanın herhangi bir yerinde vizyona girmemiş bile olsa bir filmi montajı tam olarak tamamlanmadan dahi seyredebiliyor, stüdyo kayıtlarının internete sızdırılması ile sevdiğimiz şarkıcıların en son parçalarını hiçbir ücret ödemeden dinleyebiliyorlar.

Peki, bu yapılanlar ne kadar etik. Bir tarafta gece gündüz çalışıp bir şeyler üreten mühendisler, sanatçılar, oyuncular var. Diğer tarafta zaten internette ücretsiz bulunabilen bir şeye para ödemeyi af edersiniz ama enayilik olarak kabul edenler var. Ve tüm bu yasadışı pastayı oluşturup bu pastadan pay alan yasadışı şebeke ve örgütler var.

Ülkemizde de para verip yazılım almak pek alışılagelmiş bir şey değilmiş. Değilmiş diyorum çünkü biliyordum ama bu kadar üst seviye de olduğunu aşağıda ki olayı yaşadığımda öğrendim. Bu yazıyı okuyan sizlerden bile bana enayi diyeceklerin oranı çok da az değildir.

korsan-yazilimEfendim ben teknoloji ve yazılımdaki gelişmeleri imkanlar nispetinde yakından takip etmeye çalışan biri olarak Microsoft’un Vista ürününü daha beta aşamalarında iken kullanmaya başladım ve son sürüm çıktığında olması gerektiği gibi soluğu ülkemizde popüler teknoloji mağazalarından olan Teknosa’nın merkezi bir yerdeki şubesine gittiğimde çok büyük bir suç işlediğimin henüz farkında değildim. Görevliye Windows Vista ürününü almak istediğimi söylediğimde önce algılayamadı ve ağzından sadece şu kelimeler ilk etapta dökülüverdi. “Efendim ama O İngilizce.” Bende Türk eğitim sisteminin iftihar ettiği Anadolu liselerinde yıllarca İngilizce eğitim görmüş bir vatandaş olarak zaten ürünün İngilizce versiyonunu aradığımı söyledim. Kendimi uzaylı gibi hissetmemi sağlayan bakışlar altında bana verilen ürün kutusunu aldım ve kasadan ödememi yapıp çıkarken duyduğum “ Hiç Vista satacağım aklıma gelmezdi.” Cümlesi aslında birçok şeyi özetlemekde.

Bu konu ile ilgili birçok çözümleme yapılabilir. Belki ben haksız da olabilirim. Ama yazımın başında belirttiğim Bangkok’lu gencin günlerini beklide aylarını harcadığı, tekel dediğimiz firmaların binlerce mühendise iş imkanı sağlayarak yıllarca geliştirdikleri ve sanatçıların yapımcıların yapıtlarını sahip olduğumuz sadece bir kablo ile yerimizden kalkmadan bedavaya kullanabilirsiniz.

Ama bu mühendisler, şirketler, sanatçılar, yapımcılar hiç para kazanmazsa ileride korsan bile olsa download edecek bir şeyler bulamayacağınızın ve aynı zamanda uluslar arası suç örgütlerine yaptığınız her download da kaynak akıttığınızda aklınızdan çıkarmayın. Bu arada bilgisayarınızda korsan yazılımlardan bulaşmış casus yazılımları yine cracklenmiş yazılımla bile olsa temizlemeyi unutmayın ki kredi kartınız ve banka hesaplarınız da boşalmasın.

O gün Teknosa’da bulunan satış danışmanının yaptığı yanlıştı ama bunun için onu suçlayamazdım.

Bu yazıyı da neden şimdi yazıyorum hiçbir fikrim yok.

Kamil Mehmet ÖZKAN

, , , , , , ,

0 Comments Short URL , , , , , , ,

Bu ne ? Online Pazarlama !

209356213_9b8718b7842Online pazarlama pazarı

Son zamanlarda, özellikle de ekonomik kriz çanları çaldıktan, kemerler biraz daha sıkılaşmaya başladıktan sonra pazarlamacılar, online pazarlama ile yatar, e-ticaret ile kalkar oldular. Hem hesaplı olması, hem de istenilen mecraya direkt ulaşma imkânı vermesi artı puan olarak karşımıza çıkıyor. Ama öte yandan istatistiklere göre kullanıcı sayısı 26,5 milyona ulaşmış olmasına rağmen ülkemizde internete reklam vermek çok efektif olmadığı savunuluyor. Bununla birlikte online reklam pastası Google Adwords’ü de gayri resmi rakamlarla işin içine katarsak 250 milyon Ytl’ye ulaşmış ve üç haneli rakamlarla büyümeye devam etmekte.

Bu pastanın büyümesi için internet, özellikle de genişbant internet erişiminin daha da yaygınlaşması, ve online tüketiciyi doğru yorumlayıp en efektif kampanyalara imza atacak reklam ajanslarına ihtiyaç var. İnternet erişimi konusunda ülkemizde olumlu gelişmeler olmaya devam etmektedir.

Gelişemeler

Şehiriçi görüşmelerin rekabete açılmasından sonra yalın adsl dediğimiz, telefon hattı abonesi olmadan da adsl hizmetini alabilme imkanı herhalde bugünlerde Türk Telekom tarafından lütfedilecek gibi görünmekte. Artık daha kolay ve hesaplı şekilde adsl abonesi olunabilecek. Bu pazarın genişlemesi için ömenli ve büyük bir adım. Yine alternatif Telekom operatörlerinin sunduğu cazip tekliflerle pazar genişleme eğiliminde.

Kullanıcı sayısı artarken, bu kullanıcılara ulaşma yolları da çeşitleniyor. Gün geçmiyor ki internette kullanıcılara erişmek için yeni bir yol bulunmasın. İnternette de artık klasik diye nitelendirebileceğimiz mecralar oluştu. Arama motorlarına verilen reklamlar, ve baş tacımız bannerlar. Ama bunlar büyüklüklerini kaybederek zirveden aşağıya doğru sürüklenirken, artık kullanıcıyı da pazarlamanın bir parçası haline getiren yöntemler keşfediliyor.

2932092078_f9fbb8991d1Yenimecralar

Paramarka, ile sizde birer müşteri olarak markalara slogan, domain, reklam satabilirken, İdeshot ile markalardan ürünleri hakkında istediğiniz değişiklikleri yapmalarını talep edebiliyorsunuz. Veya Twitter’da markayı izlemeye alıp her an ödül kazanabilir hale geliyorsunuz. Bunlar sadece birkaç basit örnek. Her geçen dakika sanal dünya da yeni bir mecra doğuyor.

Sonuç

Barut çıktı mertlik bozuldu sözü, bugünlerde eski pazarlamacılar tarafından “İnternet çıktı, klasik pazarlama öldü” şeklinde söylenmeye başlansa da daha alınması gereken çok yol olduğu ve bu yolu alacak daha çok kervana ihtiyaç olduğu ortadadır.

Kamil Mehmet ÖZKAN
KMLZKN
13 Mayıs 2009 Çarşamba

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Google Günü !

google-kamil

30 nisan cevahir kongre merkezinde Google’ın düzenlediği internet reklamcılığı gününe katılırken daha çok tanıtım amaçlı reklam kokan bir gün geçeceği düşüncesiyle gitmiştim. Kongre merkezine ulaştığımda ise tamamen farklı, alışılmışın dışında bir organizasyonla karşılaştım. Etrafa serpiştirilmiş minderlerde konuklar dizüstüleri ile işlerini takip ederken, teknoloji firmalarının vazgeçilmezi olan langırtlarda amatör turnuvalar bile başlamıştı. Google’ın şirin logosu ise fotoğraf çektirmek isteyenler içi etrafta bolca bulunuyordu. Işık ve müzik gösterimi ise kusursuzdu.

Tüm bu görsel şölen içeride konuşmacılarla devam etti. Konu aslında google değil ekonomik krizde, görece pahalı olan klasik mecralardan, dijital reklamcılığa kayış ve neden online reklam vermenin daha verimli oldu idi. Tabi bu konuda lider Google olunca hamilik görevi kendisine düşmüş ve yurtdışından da konuk olarak getirdiği konuşmacılarla pazarlamanın yeni trendlerine ve bunun için yapılması gerekenler değindiler.

Organizasyonu farklı kılan önemli bir unsur da Çeşitli Google merkezlerinde çalışan pazarlama uzmanlarının üzerinde “Ask Me !” yazan t-shirtleri ile katılımcıların tüm sorularını cevaplıyorlardı. Hepsi eğlenceli ve yardım etmek için can atıyorlardı.

Kısaca çok eğlenceli, bir o kadar da bilgilendirici olan internet reklamcılığı günü, online mecralarda gelişen yeni fırsatları daha net görmemize yardımcı oldu. Teşekkürler Google.

, , ,

2 Comments Short URL , , ,