"Today each of us lives several hundred years in a decade." Marshall McLuhan

Connect

Üretim, Sanayi, Apple, Kriz, İşsizlik

İşletme okumaya başladığım ilk yıllarda hayatıma biraz daha fazla girdi küreselleşme kelimesi… Sınırlar kalkar. Lojistik ve ulaşım teknolojileri gelişmiş, maliyetler azalmıştır. Artan işgücü maliyetleri üretimi Avrupa ve Amerika’dan Asya ülkelerine kaydırmıştı… Hatta o zamanlar Almanya hala ihracat şampiyonuydu…

Aslında akıl sır erdiremediğim bir mesele vardı. Koca koca şirketler kendi ülkelerini bırakıp Çin başta olmak üzere uzakdoğuya taşınıyordu. İyide diyordum birgün tüm üretim oraya kayadığında bu batılı ülkelerin vatandaşları ne iş yapacak. Gurularımız, üretim kaysa da arkasında gelişen hizmet sektörünü bırakıyor. İstihdam oraya kayıyor diyerek açıkladılar. Peki ama nereye kadar…

Şimdi Avrupa ve Amerika’nın içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda ve işsizlik sorununda şirketlerin üretim merkezlerini doğuya kaydırmasının etkisi yoktur demek saflık olur herhalde. Çözüm mü? Aslında pratikte bir çözümü yok.

Son dönemde ABD Başkanlık seçimleri kapsamında Obama, yeni Steve Jobs’ların ve Apple’ların çıkması gerektiğini vurgularken, biraz geriye gittiğimizde Steve Jobs ve Obama’nın arasındaki diyalog önem kazanıyor. IPhone neden ABD’de üretilmesin ? İstihdam neden ABD’de sağlanmasın?

Şirketlerin yegane amacı kar üretmektir. Paranın da günümüzde milliyeti kalmamıştır. Apple daha fazla maliyete katlanarak neden ABD’de telefon üretmeye başlasın ki…
New York Times’da geçtiğimiz pazar yer alan nefis makalede bu iyice irdelenmiş. Serdar Kuzuloğlu da Radikal’deki köşesinde özetlemiş.

Üst düzey bir Apple yetkilisi yaptığı açıklama ile ABD ve Obama’nın pek de gündemlerinde olmadığımı özetliyor. “Biz 100‘den fazla ülkede iPhone satıyoruz. ABD de bunlardan biri…” Önemli olan şirketlerin karını maksimize etmesidir. Son iki gündür herhangi bir haber kaynağına girdiyseniz Apple’ın rekor karlarını ve bankadaki çürümeye terkedilmiş 93 Milyar $‘cık naktini görmüşsünüzdür. Neden ABD’ye üretim için dönsünler ki…

New Yorker’dan  Nicholas Thompson ise Çin’deki üretim şartlarının kötülüğüne değinmiş ve bizim halkımız üç ton domuz ve onüç ton pirinçten çok daha fazlasını hakediyor demiş.
“Üretim burada olmasa bile işletim sistemi ve uygulamalar buradan kodlanıyor.” Bu da farklı bir bakış açısı.

Hangisi daha önemlidir bilinmez ama batının ve ekonomik sisteminin işin içinden çıkamaması Apple için birşey ifade etmiyor. Satışlardan ve kardan gayet memnunlar. Steve Jobs bugünleri göremedi ama bakalım bu büyüme ivmesi nerede kırılacak… Hiç birşey baki değil nede olsa değil mi…

Küreselleşme ile girdim Apple ile çıktım. Üretim daha yeni bölgelere de kayacak. Afrika’da tekstil… neden olmasın. Batı’nın ise üretim konusunda artık yapabileceği çok şey kalmadı. İçerik ve hizmet sektörleri ile işsizliği domine edebilirlermi bilinmez…

Obama kusura bakmasın ama Apple, Çin’de bulduğu üretim olanaklarının daha ucuz ve iyisini bulmadan geri dönmez. Hele Tim Cook baştayken ki kendileri Apple üretimini uzakdoğuya kaydırann kişidir. Biraz zor.

 

Kamil Mehmet ÖZKAN

@kamilozkan

Görsel Kaynak

0 Comments Short URL

Kısaca… Rakamlarla İnternet…

20120123-185549.jpg

İnternet, mobil internet, sosyal ağlar, akıllı cihazlar… Her geçen gün biraz daha hayatımıza giren bu kavramlarla ilgili rakamlara göz attığımızda aslında ne kadar büyük bir olgudan bahsettiğimizin farkına varıyoruz.

Pingdo’nun bildirdiği ve Inquisitr’den Steven Hudson’un bildirdiği rakamlara bakarsak;

2,1 milyar aktif internet kullanıcısı var.
800 milyondan fazlası Facebook üyesi
200 milyonu 2011’de Facebook’a katıldı
350 milyondan fazlası Facebook hesabına mobil cihazlar ile bağlandı.
225 milyon Twitter hesabı var.
100 milyon hesap 2011’de aktif olarak kullanıldı.
Günde 250 milyon tweet atıldı.
#eygpt 2011’in en fazla kullanılan hashtag’i…
MTV müzik ödülleri gecesinde Beyonce hamile olduğunu açıkladığında saniyede 8,868 tweet atıldı.
39 milyon Tumblr blog var. (2011 sonu itibari ile)
70 milyon WordPress blog var. (2011 sonu itibari ile)
1 milyar, Whatsapp’dan günlük atılan mesaj sayısı,
2,6 milyar, dünyada anlık mesajlaşma hesabı olan kişi sayısı
2,4 milyar, dünyada sosyal ağlara abone olan üye sayısı
60 saat, 1 dakikada Youtube’a yüklenen video süresi,
201,4 milyar, bir ayda izlenen online video sayısı
88,3 milyar, Google grup sitelerde izlenen online video sayısı (Youtube dahil)

Rakamlar ortada ve hergeçen gün artmaya devam ediyor. Bu noktada online dünyada girişimcilik ve yeni iş modelleri son hız devam ederken, eski düzen devlerinin baskısı sonucu SOPA ve PIPA gibi iki eski düzen zihniyet yasa tasarısı ile 2012’ye girdi internet.

Kamil Mehmet ÖZKAN
@kamilozkan

, , ,

0 Comments Short URL , , ,

Koltukta Alışveriş ve Mobil Ticaret

20120119-134608.jpg

Koltukta otururken birden bilet satın almanız gerekti. Arka planda televizyon çalışıyor veya benim gibi bilgisayarın biri sadece playlist olarak görevini yerine getiriyor. Kalkıp masanın başına geçip bilgisayardan (dizüstü bile olsa ne kadar portatif yine çoğumuz masada kullanıyoruz.) satınalma yapmanız lazım. Ama durun bir dakika yanıbaşınızda tabletiniz var. Neden kalkıp çalışma masasına gideseniz ki… Zaten akşama kadar işte masa başında artık sevimsiz gelmeye başlayan bilgisayarınızla birlikte değil miydiniz… Ama tablet bilgisayar koltukta rahat rahat otururken en büyük kurtarıcınız. Az sonra TV’de ne izleyeceğinizi bile tabletinize bakarak karar vermiyor musunuz? Biraz abartıp cihazları biribirine bağladıysanız tablet üzerinden bilgisayar ve TV’nize erişiyorsunuzdur.

Son dönemde mobil ticaret çok büyük önem azandı. Gelişen cihazlar ve buna paralel yazılımlar, tüketim alışkanlıklarımızı da değiştirdi. Artık tablet cihazları okumak, eğlenmek, video çekmenin yanında alışveriş yapmak içinde kullanır hale geldik. Kataloglarımızı artık tablette inceliyor, istersek de satın al butonuna basıp katalogdan çıkmadan satın alıyoruz. Dergimizi okurken gelen çok şık reklamda beğendiğimiz gömleği hemen beden ve renk seçeneğini belirleyip satın alabilme lüksüne sahibiz. Neden şehrin diğer yakasında bulunan mağazaya gidelim ki. Veya neden rahat dinlenme koltuğumuzdan kalkıp çalışma masasına oturmalım.

Dijital kataloglama konusunda uzman olan ZMEG, Equation Reseach ile birlikte geçenlerde bir araştırma sonucunu yayınladı. ABD’de tatil döneminde tablet cihaz sahibi olan müşterilerin %86’sı alışverişi tableti üzerinden yapmış. %49’u ise 2012’de tablet cihazlar üzerinden daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor.

20120119-134630.jpg

Mobil ticaret 2012’ye de damgasını vuracak. Tablet cihazları da bu kategoriye koyduğumuzda daha anlamlı oluyor. Kullanıcıların çoğu alışveriş yaparken ilk sırada yine elektronik ürünleri tercih etse de tablet cihazlar üzerinden kıyafet veya başka hediyelik eşya almak çok daha anlamlı. Geniş ve parlak ekran, parmaklarınızla ürünü büyütüp küçülten, çevirip arkasına da bakıp beğenmezse yeni renkleri anlık olarak görebilen müşteri satın almaya çok daha istekli oluyor…

Tablet satışları katlayarak artıyor. Cep telefonlarının ekranları daha da genişliyor. 2012 yılında tüketiciler yolda, dışarıda, hatta evde koltukta daha fazla alışveriş yapacaklar. Bu sefer motivasyon kalkıp mağazaya gitmemek değil, çalışma masasına oturmamak olacak…

Kamil Mehmet Özkan
@kamilozkan

Fotoğraf Kaynak : http://info.padalog.com/blog/bid/103797/iPads-Tablets-Taking-Over-E-Commerce-Sales

, , , , ,

2 Comments Short URL , , , , ,

Mobil Dönüşüm, 9 Ocak…

Tam beş yıl öncesine 9 Ocak tarihine gidelim. Steve Jobs yine sahnede, size bugün 3 farklı cihaz tanıtacağım diye başlıyor söze… Halbuki o salondaki herkes Apple’ın uzun süredir ortalıkta dolanan yeni telefonu için orada… Yeni bir iPod, telefon ve nefes kesici bir internet cihazı… Ve iPhone böyle doğuyor. Akıllı telefonların daha da akıllandığı döneme girilmiş oluyor…

Dokunmaktik, yepyeni bir arayüz, yüksek kalitede ekran çözünürlüğü ve işlemci gücü. Artık cebimizde taşıdığımız cihazlara hala telefon desek de aslında 100.000 lerce uygulamadan sadece biri telefon özelliği. iPhone sektörün yönünü değiştiriyor, Google o dönemde daha çok Chrome OS’a umut bağlamış olsa da Android’in potansiyalini görerek ağırlık merkezini buraya kaydırarak iOs’un karşısında en güçlü rakip olarak yer alıyor. Microsoft ise geçenlerde Webrazzi’deki tablet yazımda da değindiğim gibi uzunca bir süre bu konuda sessiz kalmakla yetiniyor. En sonunda Windows Mobile 7 piayasaya sürüldü ama hem uygulama geliştiricileri başka platformlara kaymıştı, hem de tüketici iOs ve Android’e alışmıştı. Nokia ise dünya devi olarak kendini güvende hissederek çok fazla ayak uyduramadı bu değişime ama yanlış yaptığını anladığında Blackberry gibi çok geç kalmış olacaktı.

Aradan 5 yıl geçti. Mobil dünya oldukça değişti. Samsung Apple’a karşı Android kalesiyle en fazla çaba sarfeden ve kazanan firma oldu. Büyük değişim başladı. Nokia tüm umutlarını Microsoft’a bağladı. Şık klavyeli Blackberry’ler kimsenin ilgisini çekmez oldu. Artık kullandığımız cihazlar sadece telefon olmaktan çıkıp interneti kullanma biçimimizi değiştirdi. Wired dergisi 2010‘nun sonbaharında “The Web Is Dead. Long Live the Internet“ derken artık cebimizdeki cihazları ve uygulamalar üzerinden yaşanan yepyeni bir hayata yelken acıyordu.

Artık yeni donemde cihazlar birbiriyle konuşarak hayatımızı daha kolay hale getirecek. SoLoMoClo (Social,Local,Mobile,Cloud) dörtlüsü hayatımızda daha fazla yer eder olacak. Örnek olarak ben bu yazının ilk iki paragrafını sabah emniyet müdürlüğünde pasaport sırası beklerken iPad’den yazdım. Devamını Üsküdar-Beşiktaş motorunda iPhone’dan tamamladım. Bunun için ekstra birşey yapmam, yazı anında tüm cihazlarımdan erişebileceğim şekilde senkronize oldu. Yazının kontrolü ve düzenlenmesini de ofise gidince bilgisayarımdan yaptım ve yayınlıyorum.

Önümüzdeki dönemde bulut bilişim, akılanan mobil cihazlarımızla (telefon ve tablet) çok daha fazla önem kazanacak. Yeni iş modelleri bunun üzerine kurgulanacak ve iş yapış şekillerimiz değişecek. Hep birlikte göreceğiz… Steve Jobs iPhone’nun 5. yaşını göremedi ama o gün de dediği gibi Apple telefonu tekrar icat etti.

Kamil M. ÖZKAN
@kamilozkan

, , , , , ,

1 Comments Short URL , , , , , ,

Yeni Deneyim, Yeni Reklam, Domino’s Pizza

Teknoloji ve uzantısı olan internet hayatımıza bu kadar girmeden önce pazarlamanın da belli rutinleri vardı. Ürünler belli kanallar üzerinden satılır, reklamlar da TV ana mecra olmak üzere gazete, radyo reklam ve diğer basılı mecmualarda yer alırdı. Reklamın en güzel olanı en iyi tasarlananı ve mesajı en iyi vereni olurdu hep…

Bu arada müşterinin yaşayacağı deneyim dikkatini çekmeye çalışan hoş bir görsel ve işine yaraması ümit edilen kampanya, indirim, mesajdır. Basılı bir kağıt parşasından daha fazla nasıl deneyim beklenebilir ki …

Gelişen teknoloji ve yaygınlaşan internet önceleri bilgisayar ekranından markaların bize daha iyi deneyimler sunarak mesajarını iletmesine olanak sağladı ama yine birşeyler eksik kalıyordu. Burada devreye akıllı cihazlar girdi. Apple ile başlayan furya Android cephesininde Samsung önderliğinde tahminlerinde üstünde yaygınlaştı. 4. ekran olarak hayatımıza giren tabletler de markaların gözde mesaj verme mecralarından oldu.

Artık her geçen gün cebimizdeki cihazların gücü ve yapabildikleri şeyler katlayarak artıyor. Birçoğumuzun cep telefonu ilk bilgisayarından çok daha fazla işleve sahip. Markalar bu mecralarda müşterilerine yeni deneyimler yaşatarak kendisine çekme yarışı içerisinde. Artık her ürün sınırsız şekilde pazarda yer alıyor. Önemli olan müşteriye yaşatacağın deneyim. Apple benzeri bir marka değilseniz insanlar artık sizin ürününüzü almak için sırada beklemiyorlar…

Domino’s Pizza global anlamda çok başarılı deneyim reklam çalışmalarına imza atmayı sürdürüyor. Yeni mecra ve yeni reklam olunca konu Domino’s Pizza’nın son dönemde yaptığı iki çalışmayı sizlerle paylaşmak istiyorum. İlki geçtiğimiz ay ABD pazarında iPad için hazırlanmış olduğu Pizza Hero uygulaması.

Kurgu gayet basit. Zamana karşı en iyi pizzayı sen hazırla, sosyal ağlarda paylaş ve arkadaşlarınla kendini kıyasla. Buraya kadar gayet normal bir advergame olan uygulamayı farklı kılan hazırladığın pizzayı uygulama üzerinden satın alabiliyor olmanız. Tabi ki Domino’s buradan satışalarını katlamayı düşünmüyordur. (Öyle umuyorum) Ama iPad kanalında da oyun içerisinde müşterisi ile etkilşime geçerek, ona farklı bir deneyim yaşatıyor. Sen hazırla biz pişirip kapına getirelim…

Diğer bir uygulama da İngiltere Domino’s Pizza’dan geliyor ve Arttırılmış Gerçeklik (Augmented reality – AR) ve outdoor reklamcılığıni birleştirerek yeni kampanyalarını duyurdular. Müşteriyi sokakta da yanlız bırakmayan ve akılcı bir çözümle… Buradaki kurguda ise AR uygulaması olan Blippar yüklü telefonunuz ile bilboardlar üzerinden pizza siparişi verebilir, Domino’s Pizza’nın sosyal medya hesapları dahil birçok bilgiye erişebiliyorsunuz. Müşteriniz durakta beklerken ve akşam iş dönüşü evine dönerken yaşanabilecek en güzel deneyim eve vardığında sıcak pizza’nın beklemeden gelmiş olmasının yanında yanımızdan ayırmadığımız telefonlarımızla alışılagelmişin dışında bir deneyim yaşayarak markayla olan duygusal bağımızı biraz daha arttırıyoruz.

20120106-104459.jpg
Bugün çevremize baktığımızda pizza dahil neredeyse her üründen yüzlerce çeşit ve marka seçeneği olduğunu düşünürüz. Peki neden birini diğerine tercih ediyoruz. Bunun çok farklı sebepleri var ama bir dereceden sonra ürün farklılıkları da biribirine yaklaştığında bize en güzel deneyimi yaşatan marka kazanan oluyor çoğu zaman.

Cihazlar hergeçen gün biraz daha akıllanıyor. Yeni teknolojiler yaygınlaşıyor. Markalar bu gelişmelere ayak uydurdukları sürece ayakta kalacaklar, daha yeni fotoğtaf sektörünün devi Kodak iflasını istedi…

Kamil Mehmet ÖZKAN
@kamilozkan

, , , , ,

2 Comments Short URL , , , , ,

Online Seyahat

,

0 Comments Short URL ,

Kriz Nasıl Yönetilemez ! Pegasus Havayolları…

20111226-140250.jpg

Uçaklar insanlığın taşımacılıkta geldiği son nokta. Kaza riski diğer taşımacılık yollarından çok çok düşük olmasına rağmen her zaman riski çok yüksek olarak algılanır. Bir uçak birbirinden bağımsız birçok birim tarafından izlenir. Tüm olasılıklar incelenir, hareket ona göre alınır. Bu da kaza riskini en aza indirir.

Low-cost dediğimiz segmentte ülkemizde en aktif şekilde faaliyet gösteren Pegasus Havayolları ile dün sabah Gaziantep’e gitmek üzere havalandık. Biraz geç kalkmış olsak da problem değildi. Meteoroloji havayı 9 derece ve yağmurlu olarak tahmin ediyordu. Antep’e yaklaştığımızda havakoşullarının çok kötü olduğu için bizden önceki uçak piste inememiş pas geçmişti. Bizde Adana havalimanına yönlendirilmiştik. Buraya kadar herşey normal. Herkesin güvenliği için bu gibi durumlarda anlayışlı olmak lazım.

Ama problem bundan sonra başlıyor. Antep’e gitmesi gereken yolcular Adana’ya indiğinde önce net bir açıklama yapılmaması ve yolcuların uçaktan indirilmeyerek zaten sınıfının en küçük uçaklarından birinde sık koltuklarla yerleştirilmiş ve hınca hınç dolu olan uçağın içinde beklemeye başlayan yolcuların sinirleri yavaştan gerilmeye başlar. Bu gibi durumlarda sağlıklı iletişim yapılması gerekirken kabin personelinin yolcularla gergin diyaloglara girmesi de oldukça kaba bir davranış.

Uçak ahalisi Pegasus’un alana ücret ödememk için 2.5 saat uçak içerisinde bekletildiğini ve bu esnada temel ihtiyaç olan suyun bile uçak standartlarında cüzi bir miktar (!) olan 3 TL ye satılmaya devam etmesi, uçak havalandırma sisteminin düzgün çalışmaması ve kabin ekibinden bazılarının yolcularla sözlü tartışmalara girmesi kriz nasıl yönetilemez sorusuna güzel bir örnek oldu.

20111226-140337.jpg

Neler yapılabilirdi?

- Öncelikle kaptan durum hakkında mikrofondan değilde yolcuların önüne çıkıp bir açıklama yapmali, durum hakkında daha net bilgi vermeliydi. Kimse ölme pahasına gitmek istemez.
- 2,5 saat dar koltuklu küçük bir uçakta beklemek için uzun bir süre. Bu süre zarfında yolcular alana alınabilirdi. En azından alanda rahatlama ve ihtiyaçlarını giderme fırsatı bulurdular. 5:30 da kalkan uçak saat 11:00 e kadar bekliyorsa yolcuların kahvaltı dahil birçok insanî ihtiyacı olacaktır.
- Yolcular alana alınamıyor diyelim ( her an kalkma ihtimaline karşı ) yolculara içecek ve kahvaltı ikramı yapılabilirdi. ( 3 saatlik şehirler arası yolculuklarda bile 2 kez servis veriliyor. Pegasus’un yıllık karına eksi değil artı olurdu. Mutlaka o uçakta olup bir daha Pegasus’la uçmamak üzere kendine söz veren birçok yolcu vardı. )
- Böyle gergin durumlar için çalışanlar eğitilmeli, gerginliğe sebep verecek davranışlardan kaçınmalılar.

Sosyal (!) Havayolu …

Sonuç olarak Gaziantep’e sağsalim indik. Bize fazladan 4 saate mal olan bir kargaşa yaşadık. Bunu anında @ucurbenipegasus hesabına ve Facebook’ta paylaşmama rağmen hiç bir dönüş alamadım. Muhtemelen bu yazıdan da haberleri olmayacak. Geçenler yurtdışındaki örneklere bakarak havacılık sektörü sosyal medyayı çok iyi kullanıyorlar diye tweet atmıştım. Özür diliyorum. En azından ülkemizdeki havayolu şirketleri için değildi o cümle. Bunu belirtmek istedim.

, , , , ,

0 Comments Short URL , , , , ,

Google Currents Kurtarıcı mı?

Bir önceki yazımda değişen haber okuma deneyimine değinmiştim. Artık akıllı cihaz ve tablet kullanıcıları web 1.0 döneminden kalma tasarımlara sahip sitelerden değil, ellerindeki cihazların ekranlarına ve bağlantı hızlarına göre optimize edilmiş programların arayüzünden erişir oldular. Bu konuya Wired dergisi geçtiğimiz yıl Web is Dead makalesiyle açıklama getirmeye çalışmıştı.

Geçtiğimiz hafta Google uzun süredir üzerinde çalıştığı haber ve içerik okuma uygulaması Currents’ı şimdilik sadece ABD’de kullanıma açtı. Flipboard ve Zite benzeri bir yapıya sahip olan ve kullanıcıların mevcut içerik sağlayıcılarından ve kendi ekledikleri kaynaklardan seçip kendilerine özel günlük, anlık haber kaynağı oluşturmasının içerik sağlayan kesim kendi Analytics ve en önemlisi kendi adsense hesaplarını entegre ederek belki de normal kanallardan elde edemeyecekleri trafiği ve geliri elde edebileceler.

Basılı yayıncılıktan dijitale sadece neredeyse etkileşimi sıfır web sitelerinin ötesinde geçemeyen medya devleri yıllardır kendilerine dijital kanallarda hatırı sayılır gelir elde edemediler. Ölçüt olarak ziyaretçi sayısının baz alınması online yayıncıları reyting(!) uğruna kalitesiz içeriği sunmaya zorladı. En çok hit’i erotik galeriler alırken haber siteleri amaçlarından sapmaya, buna direnenler yarışın çok gerisinde kalmaya başladı.

PC monitörlerinin uzun süreli okumaya elverişli olmaması ise başka bir etken olarak karşımıza çıktı. Tüketici okumuyor sadece resimlere ve videolara bakıyor mazeretinin arkasına saklanıldı hep.

Özellikle kaliteli yayın yapıp para kazanmak isteyen platformlar için Currents büyük fırsat olabilir. Zamanında Adwords ve Adsense ile internet reklamcılığında çığır açan Google, değişen yeni dönemde de Currents benzeri servisleri ile bu öncülüğünü sürdürebilecek mi. İnternetten bir türlü para kazanamayan yayıncılar en sonunda mantıklı bir modelle muratlarına erebilecek mi ? Bu konuda kesin bir şey söylemek için erken. Bu arada Google’ın da Currents’ı biran önce yaygınlaştırması gerekiyor. Zira rakipleri Flipboard ve Zite oldukça güçlü…

, , ,

0 Comments Short URL , , ,